22 Mayıs 2019 Çarşamba Saat:
22:08
18-04-2019
  

Zuhur Zamanı ve Alametleri

Gerçekten, o altın dönem ve zuhur vakti ne zaman gerçekleşecek?

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Cevad Muhaddisi

 

Ey ölümsüz bahar!

Ey bahar getiren

Biz gelişini beklemekteyiz,

Ey en son ümit!

 

Gerçekten, o altın dönem ve zuhur vakti ne zaman gerçekleşecek?

 

"Nüdbe" duasında da geçen bu sorular, hepimizin gönlünün derinliklerinde yer almaktadır. Acaba bu günümüz senin aydınlık yarınınla birleşecek mi? Ne zaman senin tatlı pınarlarına varıp susuzluğumuzu gidereceğiz? Ne zaman seni sabahları görüp gözlerimiz aydınlanacak? Zafer bayrağını açtığın vakit ne zaman bizi göreceksin, biz de seni göreceğiz? Ne zaman senin çevrende toplanacağız, sen de halkın komutanlığını üstlenip dünyayı adaletle doldurup yönetecek, düşmanlara zilleti ve cezalarını tattıracaksın?[1]

 

O günün ne zaman gerçekleşeceğini kim bilebilir? Zuhur zamanı, ilâhî sırlardandır. Allah hiç kimseye bu sırrı açıklamamıştır. Bu da, halkın inanç ve samimiyetinin sınanması içindir.

 

Kaynaklarımızda bu gün için vakit veya yıl belirleyenler, yalancı ve iftiracı olarak nitelendirilmişlerdir.[2]

 

Hazret-i Mehdi (a.c) kendi vekili Osman oğlu Muhammed'e yazdığı bir mektubunda bazı sorulara cevap verirken içerisinde zuhur ve kurtuluş zamanı ile ilgili sorular da vardı, şöylebuyurdu:

 

Zuhur vakti, Allah'ın emrettiği zaman gerçekleşecektir. Zaman belirleyenler yalan söylerler.[3]

 

Diğer bir hadiste de Fudayl, İmam Muhammed Bakır'dan (a.s.) soruyor: "Acaba Hazret'in zuhur vakti belli midir?"İmam cevapta üç defa şöyle dediler:

 

Vakit belirleyenler yalan söylerler.[4]

 

Bu da bize şunu gösteriyor ki; o zamanda ve sonraki dönemlerde bu şekilde vakit belirlemek isteyenler olmuş; ancak Ehlibeyt İmamları kesinlikle bunu reddetmişlerdir. Günümüzde de zaman zaman bir kısım söylentiler ortaya çıkar ve bazıları belli bir yılı işaret ederler. Bunların hiç biri güvenilir değildir. Onun zuhuru ve kıyam izni ancak Allah tarafından ansızın olacaktır. Onun dakik olarak zamanı Allah'ın ilâhî bilgisi dâhilindedir.

 

Tabii ki onun zuhur yıllarının yaklaştığını gösteren işaretler açıklanmıştır. Kaynaklar genel özellikleri sayıyor, ama zamanı belirtmiyor. Bunlara "zuhur alametleri" denir. Kitabımızın ayrı bir bölümünde bunları okuyacaksınız.

 

O mübarek ve sevinçli an bir Eyyamullah'tır. Varlığın en güzel örneği, O vaat edilen İmam'ın gelişinin parıltısında görülebilir. O gün, gam ve kederlerin bittiği ve mutlulukların başladığı gündür.

 

Kalmışım,

Bekleyiş kavşağında

Kızıl gözler ve soğuk gülüşler kavşağı.

Sinem gamla dolu

Gece, dert ve bela gecesi,

Gündüz, matem günüdür.

Hangi gece, hangi sabah

Arzulanan ses işitilecek:

"Beklemeniz bitmiştir!"[5]

 

Zuhur Alametleri

 

Hiç belirtmeden, kıyılardasın,

Senden bir işaret var, ey veliyy-i velayet

Hem ortada değilsin hem aramızdasın,

Ey Allah'ın evi ki, bu evin sahibisin.[6]

 

Zuhur vaktine yaklaşmış olduğumuz nereden anlaşılacak? Zuhur dönemine yaklaşıldığını gösteren belirtiler nelerdir? "Ahir zaman" denen dönem ne zamandır ve özellikleri nelerdir? Acaba ahir zaman geldi çattı mı?

 

Onun zuhur anını, Allah'tan başka tam olarak hiç kimsenin bilemeyeceği anlaşılmış oldu. Tam olarak vakit belirleyen kişi yalan söylemiş olur. Bunu kabul ettikten sonra hadis kitaplarımızda anlatılan öyle kanıtlar ve şahitler var ki o "kurtuluş zamanı"nın yaklaştığını haber veriyor. "Zuhur alametleri/belirtileri"ile ilgili geçmiş ten günümüze kadar çok sayıda kitap yazılmıştır. Pek çok hadis-i şerif de bu alametleri anmaktadır.

 

Bu alametler, bir kısım özel olay ve haberlerdir ki onun kıyamına yakın bir zamanda gerçekleşecektir. Bazı genel belirtiler, zuhur öncesi toplumun durumunu, davranışlarını ve psikolojilerini açıklamaktadır. Bazı alametler ise olağanüstü, şaşkınlık uyandırıcı ve sır gibidir. Bunları, ortaya çıkan olaylara uyarlamak güçtür. Gönül rahatlığıyla bu olaylara, hadislerde anılan durumlardır denilemez.

 

Şu noktayı da ekleyelim ki "zuhur koşulları" ile "zuhur alametleri" arasında fark vardır. Zuhur koşulları; "zuhur"un gerçekleşmesinin yakın olduğu sıralarda halkın fikrî, psikolojik yapısı, toplumun ve devletlerin beşerî düzeniyle ilgili durumdur. "Zuhur alametleri" ise; geçmişte hiç olmamış olayların gerçekleşmesidir. Bunlar, o kutlu olayın yaklaştığını haber verir ki, muntazırları Mehdi'nin (a.c) büyük ordusu'na katılmaya hazırlar.

 

Zuhurdan önce İslâm toplumunun geneline hâkim olan durumu açıklayan hadis-i şeriflerde çok ve çeşitli belirtilerle karşılaşıyoruz. Örneğin:

 

Günahlara yönelmenin aşırı bir şekilde artması, günahların açıktan işlenmesi, içkinin açıkça içilmesi, kumar ve toplumun ahlâkını bozan davranışların açıkça sergilenmesi, sahteciliğin, hilenin, yalanın, rüşvetin, riyanın, bidatin, sapkın söz, edepsizlik ve zulmün yayılması, erkeklerin kendilerini kadınlara, kadınların da kendilerini erkeklere davranış, elbise ve görünüşleriyle benzetmesi, erkekler arasında süslenmenin artması, iyiliği emretmenin ve kötülükten sakındırmanın terk edilmesi, zekât ve humusun verilmemesi, akraba ziyaretinin terk edilmesi, insan olarak kardeşlerine merhamet edilmemesi, yabancıların ve düşmanların Müslümanların ülkesine hâkim olması, ani ölümlerin artması, savaş ve çatışmaların çoğalması, kalplerin katılaşması, halkın oyun ve eğlenceye düşmesi, yağışların azalması, rızkın azalması, fiyatların yükselmesi, ırmakların kuruması, İslâm'ın garip olması, müminlerin hakarete uğraması, şer güçlerin kuvvet bulması, yaşlı ve düşkünlere saygı ve merhametin azalması, Allah'ın helal ve haramlarının göz ardı edilmesi, ömürden, maldan ve hayattan bereketin kalkması, bütün dünyanın kargaşaya düşmesi, bilginlerin küçük düşürülmesi, çocukların, gençlerin ve ayak takımının devlet yönetimine gelmesi, mescitlerde ney ve müzik çalınması, kadın ve erkeğin karışıklığı, kadınların dik kafalılık, yüzsüzlük ve utançsızlığı, kadınların erkeklere üstün gelmesi, kadınların tesettürsüz ve açık gezmesinin yaygınlaşması, ortakların bir birlerine ihanet etmesi, peygamberlik iddiasında bulunanların çoğalması, yalan yere yemin etmenin ve yalancı şahitliğin kabul edilmesi, mala düşkünlüğün artması, Kur'an'ın arzu ve isteğe göre yorumlanması, müzik eşliğinde Kur'ân okunması, Allah ve kıyamet inancının unutulması, haramların helal görülmesi, erkeklerin kıskançlığını yitirmesi, erkeklerin kendi eşlerinin meşru olmayan yollardan kazandığı gelirle geçinmesi, livata, sevicilik ve erkek erkeğe evlenme gibi kötü amellerin yaygınlaşması, kötülüklerin iyi sayılması, sabah namazı ve camilerde namaz kılmanın terk edilmesi…

 

Bu belirtilerin hepsine az veya çok kendi toplumumuzda, İslâm ülkelerinde ve bütün yeryüzünde tanık oluyoruz.

 

Bu türden alametlere/belirtilere topluca bakıldığında dünyanın ve insanların durumu hoş ve iyi değil. Kötülükler, bütün dünyayı kaplamış, "ahir zaman"dönemi gelmiştir. Artık dünyadan şer ve kötülükleri silip süpürecek gayb-dan bir kurtarıcının zuhuruna ihtiyaç duyulmaktadır.

 

Bazı belirtiler daha açık ve daha somuttur. Olaylar özel koşullara sahip ve özel alanlara açıklık getiriyor. Bunlar da pek çoktur. Örneğin bu belirtiler:

 

Necef ve Kufe şehirlerinin su altında kalması, Irak'ta huzur ve güvenin kalmaması, İranlıların Araplara galip gelmesi, Basra'nın işgal edilmesi ve su altında kalması, Belh şehri'nin yıkılması, Beytü'l-Mu-kaddes'in onarılması, Mısır ve Şam'ı yönetenlerin öldürülmesi, Horasan'lı bayrağının Dicle kenarına dikilmesi, Fas'tan ve Ceyhun'dan bayraklıların harekete geçmesi, Türklerin Şattu'l-Arab'a kadar ilerlemesi, dört antlaşmanın yapılması, Habeşistan'ın depremle yıkılması, Necef'te ilim ve bilginin tükenmesi, ilmin Kum Şehri'nden fışkırması, ramazan ayında semavî sesin duyulması, dinin bir İranlının eliyle pekişmesi, Hac yolunun kapanması, Rey Şehri'nin yıkılması, Horasan'lı Seyyid'in Horasan'dan kıyam etmesi, Şuayb'ın Talikan Şehri'nden kıyama kalkması, güneşin batıdan doğması, Mina'da bir facianın meydana gelmesi, Kıptî'lerin Mısır'da yönetime gelmesi, Şam Camisi'nin bir bölümünün yıkılması, Kâbe'nin yakılması, Lübnan'da kanlı olayların meydana gelmesi, Kufe Camii ve Borasa Camii'nin harap edilmesi ve benzeri olayların gerçekleşmesi.

 

Bu olayların ve belirtilerin çözümü ve yorumu nedir? Acaba bunlar gerçekleşti mi? Yoksa gerçekleşecek mi? Bazı kimseler, bunların bazısını olayların bir kısmına uyarlamışlar ve "şu belirti, işte şurada meydana geldi" demişlerdir. Ama bu tür yaklaşımlar tam bir güvenle kabul edilemez. Çünkü bazen tam aksi gelişmeler bu iddiaları çürütmekte ve bu uyarlamaların doğru olmadığı açıkça ortaya çıkmaktadır.

 

Ancak bütün belirtileri toplu olarak ele aldığımızda şunu söyleyebiliriz: Mehdi'nin (a.c) zuhurunun eşiğinde yaşam şartları ve barış açısından durum karışık bir hâldedir. Bu durumda gaybî bir ıslahatçıya şiddetle ihtiyaç duyulmaktadır.

 

Belirtilerin üçüncü çeşidi de özel alametlerdir ki bunların ortaya çıkması durumunda zuhur zamanının kesinlikle çok yakın olduğuna inanmak gerekir. Bunların bir kısmı İmam'ın zuhuru ve kıyamı sırasında gerçekleşecektir. Bu alametlerden bir kaçına şu şekilde işaret edilmiştir:

 

Süfyanî'nin ayaklanması: Ebu Süfyan soyundan adı "Osman İbn Anbese" olup, Ehlibeyt'e (hepsine selâm olsun) muhalif olan kötü bir adam çıkacak. Şam (Suriye, Filistin, Ürdün…) bölgesinde ayaklanacak ve birçok şehri ele geçirecek, katliam ve yağmalama yaptıktan sonra Mekke ve Medine arasında ordusu yere gömülecek, kendisi kaçacak; ama İmam-ı Zaman'ın (a.c) zuhurundan sonra Beytü'l-Mukaddes'te öldürülecektir.

 

Seyyid Hasenî'nin kıyamı: Şia'nın büyüklerinden ve İmam Hasan Müçteba'nın (a.s.) soyundandır. İran'ın Kazvin ve Deylem illerinden kıyama başlayacak, halkı Ehlibeyt yoluna davet edecek. Şehirleri feth edecek, Kufe yolunda İmam Mehdi'nin (a.c) zuhur ettiğini işittiğinde ona yetişip biat edecektir.

 

Gökten kutlu bir haykırış: Zuhurun hemen eşiğinde gökten kutlu bir çağrı işitilecek, İmam-ı Zaman'ın (a.c) zuhur ettiğini bildirecek, herkes ona biat ve itaat edecektir.

 

Hazret-i İsa Mesih'in inmesi: Rivayetlerimizde yazıldığına göre İsa (a.s.) gökyüzünden yere inecek, namazda İmam-ı Zaman'a (a.c) uyacak ve onun bağlısı olacaktır.

 

Nefs-i Zekiyye'nin öldürülmesi: Allah Resulü'nün (s.a.a) soyundan bir kişi, Kur'ân ve Ehlibeyt yoluna davette bulunacak, Mekke'de Rükün ile Makam-ı İbrahim arasında düşmanlar tarafından katledilip başı gövdesinden koparılacaktır.

 

Yemanî'nin ayaklanması: Yemen'den zulüm karşıtı bir adam ayaklanma çıkaracak, Kufe'ye vardıktan sonra savaşçı askerleriyle Süfyanî ordusuna saldırıp onları yenilgiye uğratacak.

 

Hadislerde anıldığına göre; zuhur çok yakın olduğu zaman benzeri başka alametler de ortaya çıkacak ve bu farklılıklardan dolayı halk bir Dünya Kurtarıcısı'nın ortaya çıkacağını anlayacaktır.

 

Bu olayların bir bölümü İmam'ın zuhuruna kadar sürecektir. Bir hadiste İmam Cafer Sâdık (a.s) şöyle buyuruyor:

 

Mehdi'nin (a.c) kıyam etmesinden önce beş şey kesinlikle gerçekleşecektir: Yemanî, Süfyanî, haykırış, Nefs-i Zekiyye'nin öldürülmesi ve yere gömülme.[7]

 

Bütün bu anılan alametler konusunda çok çeşitli incelemeler ve yorumlar yapılmıştır. Bazen de belirli olaylar ve belli kişiler için tatbik edilmiştir. Ancak rivayetlerde bu olayların kesin açıklamasını ve yorumunu bulmak güçtür. Bu konuda hata yapan kimseler az değildir.

 

Ne olursa olsun, o gelecektir. Her ne kadar İmam (a.c) gizli ise de onun varlığının izleri her yerde açıktır. Çünkü o yerin ve zamanın hareket eden ruhudur ve bir gün kutlu bir müjde olarak imanımızın merkezine yerleşecektir.

 

Ben bu caddelerden sormuşum bu yıl geliyorsun,

Beni de beraberinde buradan götüreceksin, ey sahranın ruhu.

Beni anla, ey ismi goncaların açılışının başlangıcı olan.

Güz gönlüm yalnızlık yıkıntılarından çürümüştür.

Eğer gözlerimden uçuşan bir hürmet görüyorsan,

Toprak ruhumu incitti, ey ulu güzelim.

Belki kimse bilmiyor, ama ben iyi biliyorum,

Zuhurun kıymetlidir, baştan ayağa seyredilmeye değer.

Sen Allah'ın en güzel sabahlarından daha güzelsin,

Biliyorum bu sıkıntılardan beni kurtaracaksın.

Bütün caddeler senin aşkınla taşıyor,

Ben bu caddelerden sormuşum, bu yıl geliyorsun.[8]

 

Nasıl ve Nereden?

 

Dünya seni görmek için hasretle kanat çırpıyor,

Gel, gel, insanların senden başka arzusu yoktur,

Sen kendin, kendi zuhurunu Allah'tan dile,

Bu bahçede senin renginde ve kokunda hiç bir kırmızı gül yoktur.[9]

 

Sonuçta, kutlu müjde gerçekleşecek, ama nasıl ve nerede?

 

Rivayetlerin bildirdiğine göre zuhurun eşiğinde Mübarek Ramazan ayında gökten semavi bir ses çıkacak ve herkes bunu işitecek. Onun dostları, önceden belirlenmeyen bir gecede hareket edip, sabah erken vakitte Mekke'de hazır olacaklar ve Hazret'i görmek için hep bir ağızdan Hüseyin'i (a.s) anıp "Ya Lesarati'l-Hüseyn"(=Ey Hüseyn'in kanını isteyen) şiarıyla koşuşacaklar.

 

İmam tarafından kendisine "Nefsi Zekiyye" ismi verilen ve mesajı Mekke halkına duyurmakla görevli özgür bir adamı, Kâbe'nin yanı başında şehit edecekler.

 

Ehlibeyt'in haksızlığa uğradığını bütün insanlığa duyuracak. Bütün insanları, yeryüzünde Adalet yönetimi kurmak için kendisini desteklemeye davet edecek.

 

Onun yanında yer alan yakın dostları ona biat (itaat sözü ) verecekler. Bu harekete büyük bir topluluk destek verecek. Mekke'den başlayacak olan bu hareket on bin askere ulaşacak. Onun kıyamı silahlı olacaktır. "Kılıçla ayaklanma"şuna işarettir ki; onun işi bir duyuru veya kültürel bir hareket değildir. Aksine güç, silah ve adalet taraftarlarının desteğiyle insanların istediği "adaletli dünya arzusu"nu gerçekleştirmektir. Hicaz'a hâkim olan yönetim yıkılacak. O bölge hızla İmam'ın yönetimine girecek. İmam, Mekke ve çevresinin yönetimine dürüst bir adamı atayacak ve Medine'ye doğru yoluna devam edecek. Onun daha sonraki güzergâhı Irak'tır. Kufe onun döneminde eski konumuna kavuşacak ve onun önemli karargâhı ve hükümetinin merkezi olacaktır. Orada Cuma namazını kılacaktır. Gerçekten, Mehdi (a.c) devletinin başkenti ne görkemlidir! Ve İmam-ı Zaman ile birlikte "Büyük Kufe Mescidi"nde namaz kılmak ne tatlıdır!

 

Sahtekâr ve zalim Süfyanî sultasını yıkmak ve Şam'ı mukaddes devrimin beşiği yapmak için hareketin bir sonraki adımı Şam yönüne doğru olacaktır. O zaman büyük bir ordu ile Kudüs ve Filistin'e yürüyecektir. "Mescid-i Aksa"da peygamberlerin emanetlerini ve hatıralarını açığa çıkarıp sunacak. Gerici Süfyanî güçler, İmam'a karşı çıktığında mağlup olacak ve İmam zafer kazanmış olarak Filistin'e girecektir.

 

İşte orada İsa Mesih (a.s.), İmam Mehdi'ye (a.c) biat et-mek için gökyüzünden yere inecek. Hak cephesine ve İmam Mehdi'nin (a.c) dünya hareketine destek verecek. Onun dünya liderliğini pekiştirmek için Hazret'in arkasında namaz kılacak. Bu tavır, dünya Hıristiyanlarının İmam-ı Zaman'ın çağrısını kabul etmelerinde çok etkili olacaktır.

 

Adım adım İmam Mehdi'nin (a.c) hâkimiyeti dünyaya yayılacak. Mısır'a yürüyecek, yeryüzünü adaletle tanıştıracaktır. Çin'i, İstanbul'u ve Roma'yı fethedecek. Kaleler ve surlar açılacak, Hakk'ın muhaliflerinin direnişi kırılacaktır.

 

Bütün bu aşamalarda Allah'ın melekleri özel yardımlarıyla Hazret'e yardım edecek. İlâhî yardımla Hazret-i Mehdi (a.c), tevhid ve adalet saçan devletinin temellerini bütün dünyaya sağlam olarak yerleştirecektir. Onun sömürgeci güçlere karşı gelişi ve devletinin özellikleri daha sonra anlatılacaktır.

 

Hiç şüphesiz, Hazret-i Mehdi (a.c) devleti dönemi, adaletin ve dinin yayıldığı, "Dünya Barışı"nın yerleştiği dönemdir. Zulüm görmüşler ve fakir bırakılmış olanlar kurtuluşa, özgürlüğe ve yeryüzü liderliğine erişecekler. Uzun gaybet döneminde kimse onu görmezken artık onu görmeyen göz kalmayacak. Herkes nerede olursa olsun onu görecek ve işitecektir. Onun güzel ismi ve etkili emirleri her tarafta etkin olacak.

 

Uzun bir zamandan sonra unutulmuş ve terkedilmiş olan hak ve adalet parlayacak. O kutlu gün ve o kutlu İmam gelecektir.

 

Elinde bir demet gonca ile yoldan gelecek,

Gül ile dolu bir zamanda ansızın gelecek.

O gün, son gündür, bekleyişin ömründen,

Kışın sonu, ilkbaharın başlamasıdır.[10]

 

Hz. Muhammed'in (s.a.a) sünnetini canlandırmak güç bir iş olduğu hâlde Hazret-i Mehdi'nin (a.c) kıyamıyla bu gerçekleşecek. Bütün dünya onun emirlerine boyun eğecektir… Zaten ismi "Kaim" olana da bu yakışır.

 

Sensin, senin adındır denizleri coşturan sır,

Yolunun tozu olmak, denizlerin arzusudur.

Hangi Cuma, Bu Cuma mı? Sonraki Cuma mı?

Gel artık, denizlerin selâmına cevap verme vaktidir.

Zuhurunun güneşinden, dalga dalga, gazeller

Hep denizlerin gümüş dudaklarının terennümüdür,

Dünya ırmakları gibi son sözüm şudur:

 

Öyle biriyim ki benim İmamım, denizlerin imamıdır

 


[1]- "Acaba bizim bu günümüz senin yarınına kavuşacak mı ki biz de hoşnut olalım?"(Nüdbe Duası)

[2]- "Men vaqqate li-Mehdiyyina feqad şârekellahe fi ilmihi veddea ennehu zahara alâ sırrih."

Yani; "Kim bizim Mehdi'miz için bir vakit belirlerse, Allah'ın ilmi konusunda şirk koşmuş ve onun sırlarını bildiğini iddia etmiş olur." (Biharu'l-Envar, c.53, s.3)

[3]- "Emma zuhûru'l-feraci fe-innehu ilellahi ve kezibe'l-vakkatûn." (Biharu'l-Envar, c.53, s.171.

[4]- Şeyh Tusi, el-Gaybe, s.261.

[5]- Mustafa Musevi Germarudî

[6]- Hekim Safay-i Isfahanî.

[7]- "Kable kıyami'l-Kaimi hamsu alamatin mahtumat: el-Yema-niyyu, ve's-Sufyaniyyu ve's-sayhatu ve qatlu'n-Nefsi'z-Zekiyyeti ve'l-hasfu fi'l-Beyda." (Biharu'l Envar, c.52, s.204)

[8]- İshak Rahib.

[9]- Gafurzade (Şafak).

[10]- Cafer İbrahimi, (Şahid).

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler