26 Haziran 2019 Çarşamba Saat:
07:24

Zuhuru Bekleyenlere Eşsiz Örnek

13-04-2016 09:59


 

Bismillahirrahmanirrahim


''Şüphesiz, biz sana Kevser'i (bol hayrı) verdik. Öyleyse sen Rabbine ibadet et ve (Allah yolunda) kurban kes. Şüphesiz, asıl sonu kesik olan, sana kin besleyendir.'' Kevser Suresi


Hz. Fatima (s.a) zuhuru bekleyen erkek ve kadın müminler için en mükemmel bir olgu ve örnektir. Hz. Fatima (s.a) yaşadığı kısa hayatında bize, öğrenmemiz ve örnek almamız gereken çok büyük bir dersler vermiştir.


Hz. Fatima (s.a) Biset'in beşinci yılında Mekke de dünyaya geldikten sonra, 3-4 yaşından itibaren Nubüvvet ve velayet için verdği mücadele tarihin beyaz sayfalarında kayıt edilmiştir. Hz. Resulullah'ın (s.a.a) 23 yıllık Risalet, ve daha sonra İmam Ali'nin (a.s) İmamet ve velayet mücadelesinde hep yanlarında olmuş, ve batıla karşı durmuştur. 

     
Hz. Resulüllah'ın (s.a.a) alemleri yakan ve Müslümanları hüzne boğan vefatından sonra, Hz. Fatima'nın (s.a) 75, veya 95, günlük kısa yaşamında, zamanın İmam'ına ne denli bağlı olduğunu, ve Velayet uğrunda nasıl mücadele ettiğini ortaya koymuş, ve bizlere ise Allah'ın hücceti  İmam-ı Zaman Hz. Mehdi'ye (a.f) itaat etme noktasında kayıtsız kalmamamız gerektiğini öğretmiştir.


Hz. Fatima(s.a) Allah'ın  Hz. Resulüllah'a (s.a.a) bereket kaynağı, bol hayrı ve kevser hediyesidir. Kur'an-ı kerim şöyle buyuruyor: '' Şüphesiz, biz sana Kevser'i (bol hayrı) verdik.'' yani Fatima Hz. Resulüllah'a (s.a.a) hediye, müminlere muhabbet, sevgi, tutku ve insanlığa büyük bir olgu ve örnektir. Hz. Fatima (s.a) masumedir, Nübuvvet ve Vilayet'in nurlu ırmağından, masumların bereketli hayatından eğitim almıştır.


Vahyin bağrında aldığı gaybi eğitimle İmam Hasan, İmam Hüseyin ve Hz. Zeynep gibi evlatlar yetiştirerek seçkin bir anne, sorumluluğunu tam anlamıyla yerine getiren eşsiz bir eğitici öğretmen, ve her çağın insanına örnek olabilecek en mükemmel bir şahsiyettir. Hz. Fatima'nın (s.a) örnek oluşu o denli derin ve etkileyicidir ki Allah'ın Hücceti zamanın imamı Hz. İmam Mehdi (a.f) kendisinin örenk aldığı en seçkin şahsiyetin annesi Hz. Fatima (s.a) olduğunu buyurmaktadır. Bu anlamda İmam Mehdi (a.f) şöyle buyuruyor: ''Ceddim; Hz. Muhammed.! (s.a.a) kızı Fatima (s.a) benim için seçkin ve güzel bir örnektir.''

 
Hz. Fatima (s.a) İslamı öz ve sade yaşamada tek örnektir. Harika bir anne, mükemmel bir eş, çocuklarına eksiksiz bir eğitimci, komşularıyla sorunsuz yaşamayı bilen, en değerli varlıklarını mühtaç kimselerle paylaşan, başkalarının ihtiyaçlarının karşılanması için rabbine dua eden, geceleri ibadet, gündüzleri oruçlu ve aile işlerine yardımcı olan, iffet ve haya abidesi olarak mükemmel ve Rabbine seçkin bir kul özelliğne sahip hanımdır. Sosyal hayatta toplumsal huzurun, güvenin ve itimadın Rabbine itaat etmekten geçtiğini bilen, Allah'ın celal ve cemal sıfatının tecellisidir.


Eşsiz Bir Örnektir


Hz. İmam Hüseyin'den (a.s) günümüze kadar vazifesini liyakatıyla yerine getiren müminler gibi, bugün bizlere düşen vazife ve sorumluluk, Hz. İmam Mehdi'nin (a.f) zuhuruna zemine oluşturmaktır. Çalışmalarımız samimiyet ve sadakat üzerine oturmalıdır. Eğer bu doğrultuda Allahın rızasını baz alarak başarılı olmak istiyorsak, birinci derecede Hz. Fatima'ya (s.a) sadakat ile bağlı kalmalıyız, O,nun hayat felsefesini kendimize prensip edinmeliyiz, ve onu örnek almalıyız. Bu olgunun özü Allah'ın Hücceti ve Asrın İmamı Hz. İmam Mehdi'nin (a.f) zuhurunu beklemektir.


Hz. Fatima.! (s.a) biz müslümanların; Tevhid'in, Nubüvvet'in ve Velayet'in hakikatını kavrayıp anlamamız için 18 yıllık kısa ömrünü feda etti. Bütün bu zorluklara ve acılara katlanarak fedakarlık yaptı. Çünkü Hz. Fatima (s.a) kendisi zamanın İmamı İmam Ali'ye kayıtsız şartsız bağlıydı. İrtibat ve diyalokta kusur etmemiştir. Asla irtibatını İmamından kesmemiştir. Yaptıklarıyla bizim de Asrın İmamına itaatkar olmamızı, irtibat ve diyaloglarımızı kesmememizi istemiştir.


Bunu bize isbat etmek için Peygamber'in (s.a.a) vefatından sonra 75 veya 95 günlük hayatında Velayetten nasıl difa ettiğini fiili olarak göstermiştir. Bizim nasıl İmamı Zamana sahip çıkmamız gerektiğinin dersini vermiştir. İmam Ali'nin (a.s) velayet hakkı  gaspedildiği zaman Hz. Fatima'nın nasıl mücadele ettiğini tarihin beyaz sayfalarında görmekteyiz.  Öyleki; Sakife ehli İmam Ali'yi (a.s) Mescid-i Nebeviye götürüp biat almak istediklerinde Hz. Fatima (s.a) ceddinin mescidine geldi ve haykırarak şöyle buyurdu: ''Eğer şuan İmam'ım Ali bin Ebu Talib'i serbet bırakmaz iseniz vallah-i başımı açıp Allah'tan nifrin diliyeceğim'' bu sözden hemen sonra Mescidin direklerinin sallandığını müşahade edem İmam Ali (a.s) Selman'i Farsi'ye buyurdu: Ya Selaman git Fatima'yı al götür eve ve söyle böyle birşey yapmasın Resulüllah (s.a.a) sabırlı olmamızı buyurmuştur. Burda dikkat edilmesi gereken husus Hz. Fatima'nın haksızlığa karşı çıkışında ki söylem eşim, amcam oğlu veya yakın akrabalık söylemi değildir. Bu haykırışta tek bir hedef vardır, Hilafet saltanatına karşı velayet ve İmameti savunma haraketidir.


Hz. Resulüllah'a, (s.a.a) O,nun Halifesine Vefasızlık ve Zulüm Devam Etmektedir


Hz. Rsulüllah'ın (s.a.a) vefatından sonra Hz. Fatima'ya (s.a) sordulular; ''Geceyi nasıl sabahladın?. Buyurdu: Geceyi zor ve sıkıntılar içinde sabahladım. Öyel bir gece geçirdim ki Allah Resulü (s.a.a) hayatta yoktu, O Hazretin halifesine büyük zulüm edilmektedir''. Evet bugün de konum aynıdır. Hz. Resulüllah (s.a.a) hayatta değildir. Müslümanlar hakkı tanımakta acizdir. O,nun vasisi ve halifesi olan İmam Mehdi'ye (s.a) bilinçli veya bilinçsiz büyük bir zulüm yapılmaktadır.


İftitah Dua'sında şöyle diyor: ''Allah'ım Hz. Resulüllah'a yapılan vefasızlıktan ve gaybette olan İmamı-Zaman'ın gaybetin( yanlızlığın)dan sana şikayette bulunuyoruz''.


Bu Asrın, Hz. Fatima (s.a) döneminden hiç bir farkı yoktur. Bize düşen en büyük vazife bugüne kadar müslümanların Hz. Resulüllah'a (s.a.a), İmam Ali'ye ve onbir evladına yaptıkları vefasızlığa ve reva gördükleri zulüme, ortak olamamız için, Asrın İmamı Hz. Mehdi'ye (a.f)tıpkı  Hz. Fatima'nın (s.a) İmam Ali'ye (a.s) bağlılığı, vefalı tutumu, davranışı gibi olmalıyız. Velayet düşmanlarına karşı verdiği onurlu mücadeleyi senbol edinmemiz gerekiyor. Hz. Fatima'nın Velayet düşmanlarına karşı davranış gösterdiği gibi davranmak ve mücadele ettiğ gibi mücadele etmeliyiz.


Hz. Fatima (s.a) İmamete ve velayete iman etmiştir. İmam Ali'ye (a.s) yapılan vefasızlığın ve  zulmün karşısında onurlu bir direniş göstererek, İmamını canı pahasına mudafa etmiştir. Dolayısıyla İmamı-Zamanın yolunu bekleyen ve zuhuru için mücadele eden bizler Hz. Fatima'dan nasıl bir ders ve örnek alınması gerektiğini bilmeliyiz. Hz. Fatima (s.a) bizlere İmamı-Zamanı hayatımıza nakış gibi işleyip unutmamamız gerektiğini öğretti.


Babası yeni vefat etmişti, yüreği yaralı acısı taze ve büyüktü. Eşi İmam Ali'yi (a.s) her anlamda hırpalayıp illa biat etmelsin baskısı yapılaktaydı. İmam Ali biat etmemeğe direndikçe Hz. Fatima (s.a) bunun için bedel ödüyordu. müslümanlar öyle bir vefasızlık ve ihanet içine girmişti ki, gözleri makam ve hırstan başka hiç birşey  görmüyordu: Hz. Resulüllah (s.a.a) babasının annesi dediği, müslümanlara Kur'an ile beraber büyük emanet olarak sunduğu Ehl-i beyt'ten olan kızına şöyle buyurmuştu:


''Ya Fatima senin rızan Allah'ın rızası, ve gazabın Allah'ın gazabıdır, ya Fatima seni seven beni sevmiştir, ve beni seven Allah'ı sevmiştir, seni inciten beni incitmiştir, beni inciten Allah'ı incitmiştir''. Hz. Resulüllah'ın (s.a.a) bu açık sözüne ve nasihatına rağmen müslümanlar nasıl büyük bir ihanetin içinde olduklarını bilmiyorlardı. Allah Resulü'nün vefatından hemen sonra Medine halkı Peygamber kızı Hz. Fatima'ya ne selam veriyordu, ne Fatima'nın selamını alıyordu. Böyle bir ortamda Hz. Fatima bütün bu zorluğa ve sıkıntıya rağmen, Allah'ın velisi Resulüllah'ın (s.a.a) halifesi olan İmam Ali'nin velayetini ve İmametini can siparane savunuyordu.


Biz dünyaya adaleti, güvenliği, huzuru, mutluluğu, sosyal dayanaşmayı ve gerçek Muhammedi dini getirip hakim kılacak Hz. Mehdi'yi (a.f) ve Mehdeviyet mektebini hakkıyla tanımalıyız. O,nun gelişinin zeminesini hazırlamalıyız. Çünkü mektebin davası evrensel ve çok büyük bir davadır. Günümüz Asr'ın, Hz. fatima'nın Asr'ıyla benzerlikleri vardır. Yani o gün Ümmet Hz. Resulüllah'a nasıl davrandıysa bugün ümmet O,nun halifesi ve zamanın İmamı Hz. Mehd'ye (a.f) aynı oranda davranmakta ve vefasızlık etmektedir. İmamı Zamanın yolunu bekleyen bizlerin vazifesi nedir? Hz. Fatima (s.a) mücadelesiyle nasıl örenk olmuştur, bu konuda ona bakmalıyız.


Bizim Hz. Fatima'dan (s.a) almamız gereken en büyük ders ve örnek  Mehdeviyyet mektebini gerçek anlamda tanımamızdır. Hz. Mehdi'nin (a.f) zuhuruna zemine oluşturmak için ihlas ve ciddiyetle çlışmamızdır. Hz. Fatima'nın (s.a) seçenekleri vadı. Bugün bizler bu seçenekleri örenk almalıyız. Hz. Fatima'nın (s.a) seçeneklerinde haksızlığı ve batılı onaylayacak sessizliğe karşı konuşma ve haykırış vardır. karanlık yolu hilafet saltanatına karşı aydınlık yolu İmamet ve velayetullah vardır. dünya çıkarına karşı ahiret saadetini tercih etme vardır. Eğer Fatima'i olmak istiyorsak bu nurlu ve bereketli örnekleri olgu edinmeliyiz.


İmam Mehdi'ye (a.f) her anlamda ihtiyacımız vardır. bizlerin asıl vazifesi Hz. Mehdi'yi (a.f) marifet ( hakkı) ile tanımaktır. Çünkü Hz. Fatima (s.a) İmamını marifet (hakkı) ile tanımıştır. Velayet ve İmamet'e sahip İmam'ından yoksun yaşamak istemiyordu. yaptığı her işde İmam'ına ihtiyaç duyuyordu. İmamıyla konuşmadan hiç birşey yapmıyordu, biliyordu İmamına konuşmadan yapacağı herşey, tıpkı cahiliye döneminde insanların yaptıkları gibi geçersiz ve anlamsız olacaktı. Oysa bizler hayatımızın hiçbir noktasında ve yaptığımız hiçbir işde ne İmamı Zamanı anmaktayız. nede o,na ihtiyaç duymaktayız. Bazı Şia'lar ise İmam Mehdi'ye (a.f) ne gerek ve ne ihtiyaç vardır diye itiraz etmekteler. Oysa ilk olarak Mehdeviyyet konusunun anlaşılması gerekiyor, bizim Hz. mehdi'ye (a.f) olan ihtiyacımız yediğimiz yemekten ve aldığımız nefesten çok daha önemli ve ihtiyaçdır.


Hz. Fatima (s.a) konun hassaslığını o denli kavramış ve anlamıştı ki tokat yemesi, kapısının yakılması, kapı arkasında bırakılarak kaburgalarının kırılması, paslı çivilerin kaburgalarına saplanması ve altı aylık çocuk düşürmesi imamına sadakatla bağlılığının bedelinin ödenmesiydi. Darbelerin getirdiği onca acı, sıkıntı, dert ve ıztıraba rağmen asla İmamına yapılan haksızlık ve zulüme sessiz kalmamış ve canı pahasına savunmuştur. Hz. Fatima (s.a) biliyordu İmamın hayatındaki fonksiyonunu,  İmam'a olan velayet bağlılığı kendisine sorumluluklarını hatırlatıyordu. 

 
Zuhuru bekleyen müslümanların birinci vazifesi Asr'ın İmamını hakkıyla tanımasıdır. İmamın insan hayatında ki fonksuyonunun ne olduğunu bilmesi ve anlamasıdır. Müslümanlar bu sorunun cevabını bulmalıdır.''İmam-ı Zamanın insan hayatında ne gibi rölü ve fonksiyonu vardır?. Bizimle olan irtibat ve diyaloğu hangi seviyededir?. Biz bu iki sorunun cevabını bulamadığımız sürece bizim İmamın içinde olmadığı bir hayatın, Hayat'i tayyibe (temiz hayat) olması mümkün değildir.


Aslında Hz. Fatima (s.a) şöyle bir mesaj verdi bizlere;  Ben..!! Masum ve İmamet (velayet) sahibi İmam'ım Ali'den (a.s) difa ettim. Sizler; çocuklarım hasan ve Hüseyin 'den (a.s) oğlum Hz. Mehdi'ye kadar tüm imamların hayatını hakkıyla yaşamak için fedakarlık yaptım. Sizler bu fedakarlığın karşısında sakın oğlum Hz. Mehdi'nin (a.f) elini bırakıp onu yanlız ve garip koymayın. Oğlum Hz. Mehdi'nin elinden tutun ve onunla beraber temiz hayat (hayatı teyyibe'yi) yaşamak için mücadele edin. Başkaları İmamı Zamanı tanıyıp onu kendi hayatına endekslemeden, sizler hayatınızda ve yaşamınızda oğlum Hz. Mehdi'yi canlı yaşayın. yani oğlum Hz. Mehdi'nin Mehdeviyyet mektebi ve kendisi sizler için bir hayat kültürü olmalıdır.


Hz. Fatima'nın (s.a) Velayet İçin Fedakarlığı Tartışılmazdır


Hz.Fatima şecereyi teyyibe ağacının İsmet'i Kübrasıdır. Bu makamı Peygamber kızı oluşu hasabiyle değildir. Hadis-i Kudsi; Allah Hz. Resulüllah'a (s.a.a) şöyle buyuruyor: ''Ey habibim eğer sen olmasaydın kainatı yaratmazdım'' Allah'ın bir şeye ihtiyacı yoktur. her şeyi Habibi Hz. Resulüllah (s.a.a) için yaratmıştır. Hz. Fatima'yı (s.a) Kevser (hayrı bol) bereket kaynağı vermiştir. Hz. Ali'nin (a.s) eşi, İmam Hasan, İmam Hüseyin ve Hz. Zeyneb'in annesidir, bununla beraber alemlerin hanım efendsidir, ve bu çok büyük bir makamdır. Hz. Fatima (s.a) olmasaydı Peygamberler gibi Hz. Resulüllah'ta (s.a.a) yaratılmayacaktı. çünkü her değer bereket kaynağından yaratılmıştır.


Hz. Resulüllah (s.a.a) şöyle buyuruyor: ''Allah Arşı yaratmadan önce Hz. Fatima'nın nurunu yarattı''
İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: ''Allah İmam Ali'yi (a.s) Hz. fatima (s.a) ve Fatima'yı da Ali için yaratmasaydı, gökte ve yerde hiç kimse onlara uygun bulunulmayacaktı''


Eğer Peygamberler Hz. Fatima'nın makamını öğrenip tanıyamasalardı asla Nübuvvet makamına seçilemezlerdi. Eğer O,nun marifet kaıpısını çalmasalardı Risalet makamına sla ulaşamazlardı. Akıl gerçek anlamda O,nun makamını kavramada yetersiz kalıyor. Çünkü kimsenin anlayamadığı bir süreçte herkesin batıldan tırstığı bir ortamda o velayetin hakkını savunma adına var gücüyle haykırdı. Sakife saraycılarına yeri gökyüzünü daretti. onun için çareyi Hz. Fatima'yı şehid etmede buldular güya kurtulmaları için.


Velayet Allah'a ait olan bir makamdır. Allah'ın sıfat ve isimleri kendi zatındadır. Bu sıfat ve isimleri tecelli etmek için temiz bir kalp ve mekan ister, masumların zatı, esrar'i İlahidir. velayet o esrari İalhi de tecelli bulmuştur.


Eğer Peygamberler İmam Ali'nin (a.s) velayet ve imametini kabul etmeselerdi, Nübuvvet ve Risalet makamına oturmaları sözkonusu olmayacaktı. Allah velayet'iyle böyle istemektedir. O,nlar insanları ancak Allah'ın velayetiyle gerçek daveti yapabilirlerdir. Şeytan ve Tağut'tan kurtulmaları için velayet şarttır. Çünkü velayet'in olmadığı yerde tağut ve Şeytan vardır. Velayeti kabul etmeyen ancak tağut ve Şeytanı kabul etmiştir. Tağut ve Şeytan'ın velayeti nur değildir. Tek nurlu vilayet ve esas velayet ''Allah'tır'' dolayısıyla velayeti kabul etmeyen Allah'ı kabul etmemiştir, Allah'ı kabul etmeyen direkt Tağut ve Şeytanı kabul etmiştir.


Hz. Fatima (s.a) tağut ve Şeytan düşüncesine ve zihniyetine karşı verdiği mücadele neticesinde şehid olmuştur. Hz: Fatima'dan alacağımız en büyük ders zamanımızın zalim Emperyal devletlere, Siyonist çetelere, Tekfirci Vehhabi ve selefi terör iç güdüsü taşıyan Şeytani yobazlara karşı,velayet ve velayeti Fakihi savunmamızdır. Velayet Allah'ın kendisidir. İmam Humeyni (r.a) şöyle buyurdu: velayeti fakih Hz. Resulüllah velayet'inin kendisidir. Tüm insanlığa velayet hakim olmalıdır. Velayet Allah ile kullar arasında ki iletişim ve irtibat bağıdır. Velayet'i Fakih bu bağı sağlamlaştıran temel etkendir. Eğer velayet, İmamet ve velayeti fakih topluma hakim olmazsa Şeytan ve Şeytanın velayeti hakim olur, bugün dünyada toplumlara hakim olan şeytani velayet olduğu için zulüm, katliam, adaletsizlik, cinayet, tecavüz ve korku impratorluğu kurulmuştur. bu sistem yaratılış felsefesine aykırıdır.


Hz. Fatima'nın (s.a) velayetin aslına sahip çıkma noktasında, tağuta karşı verdiği mücadelenin örneğini bizlere icraat olarak göstermştir. Bizler akıl sahipleri şunu anlamamız gerekiyor ki Hz. Mehdi (a.f) veliyullah'tır. Yani velayet sahibdir. Velayetin aslıdır. Velayet bayrağı, velayet-i fakih makamında bulunan rehber İmam Hamenei'nin elindedir. Bu bayrak rehebrin eliyle İmamı Zamana teslim edilecektir inşallah.  


İlahiyatçı Tevekkül Erol

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !