06 Temmuz 2022 Çarşamba Saat:
23:26
13-06-2022
  

Ahir Zamanın İki Kurtarıcısı (I. Bölüm)

-İbrahimî Dinlerde Ahirzaman-

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

İsmail Himmetî
Toronto / 2015


Tercüme: Ali Rıza Akbulut

 

 

Yahudilerin Dini Metinlerinde İmam Mehdi (a.f) ve Hz. Mesih'in (a.s) Zuhur Müjdesi

 

Ahirzaman ve son kurtarıcısı bahsi daima semavi ve gayr-i semavi dinlerde söz konusu olmuştur. İbrahimi dinlerin bu konuda birçok sözü vardır. Tevrat'tan Yuhanna vahyine, apokrif metinlerden Talmud'a ve Yahudilerin birçok metni bu gerçeği açıklayıcı konumdadır.


İki tane Ahir zaman kurtarıcısı inancı Yahudilerde oldukça maruf bir husustur.[1]


Öyle ki Talmud ve Yahudilerin diğer dini metinleri defalarca bundan söz etmiştir. Hristiyanlar İsrailoğulları peygamberlerinin tüm Ahir zaman müjdelerini Mesih'in birinci ve ikinci gelişi olarak yorumlarlar.


Müslümanlar Hz. Mesih'in (a.s) görevini kabul etmeye ek olarak, Ahir zamanda Mehdi (a.f) adındaki başka bir kurtarıcıya da inanmaktadırlar. Müslümanlara göre Mesih (a.s) ilahi hükumeti teşkil etme yolunda Mehdi'nin (a.f) yardımcısıdır. Bu iki değerli şahsın gölgesinde Hristiyanlık ve İslam âlemi birleşerek tüm yeryüzünü barış ve adalet kapsayacaktır.


Her ne kadar kutsal kitabın ve diğer Yahudi metinlerinin yorumcuları her iki kurtarıcıyı da İsrailoğullarındanmış gibi gösterme çabası içine girmişlerse de[2], Yahudi bilginlerinden hakikati diyerek peygamberlerin Hz. İsmail (a.s) sülalesinden gelecek olan Ahir zamandaki kurtarıcıyla ilgili müjdelerini onaylayanlar olmuştur.


Antik yazıtlardan da bunu ispat eden senetler bulunmuştur.


Kutsal kitapta bu konuya defalarca tekit edilmiştir. Hem Eski Ahitte (örneğin Tesniye, Mikah, Zekeriya ve Malaki kitapları) hem de Yeni Ahit'te (Yuhanna'ya mensup vahiy kitabı gibi). Ancak yanlış yorumlar ve kutsal kitap tahrifleri bu gerçeğin Yahudi ve Hristiyanlara aşikâr olmasına büyük bir engel olmuştur.


Tesniye, Süleyman neşideleri, Mikah, Zekeriya, Malaki ve Yuhanna vahyi gibi kutsal kitabın çeşitli bölümleri ve bazı Yahudi büyüklerinin yazıları Ahir zamandaki yeryüzü hâkiminin İsmailoğullarından zuhur edeceğine işaret etmişlerdir ki biz şimdi bunların bazısını inceleyeceğiz.[3]


Günümüzde bazı Hristiyan büyükleri de iki kurtarıcı inancı konusunda Yahudilerle aynı inanca sahip olmaya başlamışlardır. Bu şahıslardan biri Amerika'da Carolina North üniversitesi dini araştırmalar öğretmeni, kutsal kitap, ilahiyat ve antik bilim uzmanı James D. Tabor'dur ki The Jesus Dynasty (İsa hanedanı) adlı kitabında bu konuyu belirtmiştir. Profesör Tabor, her iki kurtarıcının Yahudilerden olduğuna inanmaktadır: biri Îsa (a.s) ve diğeri bir peygamber. Ancak Hz. İsa'nın (a.s) sözleri ve kutsal kitabın bazı ayetlerine ilaveten bazı eski Yahudi bilginlerinin yazılarından şu anlaşılmaktadır ki, bu kişilerden en azından biri Yahudilerden olamaz. Mesih (a.s) buyurmaktadır ki göklerin padişahlığı İsrailoğullarından alınmış ve diğer bir kavme verilecektir. (Matta 43:21)


Yahudi ve Hristiyan metinleri üzerinde yapılan bütün tahriflere rağmen, hala kehanetlerin eserlerini yazıların bir çok yerinden çıkarmak mümkündür.


Kutsal kitap esrarengiz bir şekilde iki tane Ahir zaman kurtarıcısı ve iki yüksek rütbeli ve aydın evlattan haber vermektedir ki bu şimdiye kadar gizli kalmıştır. Bu kehanetlere esasen, Ahir zamanın iki kurtarıcısından biri cihan rehberi ve öteki kâhin ve peygamber olarak ilahi yönetimi yeryüzünün tamamında berkarar edecektir.


Kutsal kitap müfessirleri, iki kurtarıcıya (iki Mesih'e) dair ifadeleri birbirinden çok farklı şekillerde tefsir etmektedirler. Bazıları iki kurtarıcıyı "Allah ve Mesih", bazısı "Mesih ve Kilise" bilmektedirler. Onlar hatta bazen bu konuyu Ahir zamana değil, o vahyin indiği zamana ait bilmektedir. Müfessirlerin bu konudaki ihtilafı inkâr edilebilir değildir.


Birinci Miladi asırdaki Yahudi büyüklerinden biri olup açık bir şekilde Hz. İsmailoğullarından olan bir kurtarıcıdan söz edenlerden biri, Rabbi Eliazar'dır. O “Eliazar fasılları" denen kendi kitabında diyor ki:


Ve onlar (İsmail evlatları) bağlar ve parklar icat edeceklerdir. Mabedin kırık duvarlarına merdiven basamakları çekeceklerdir. Onlar kutsal bir mekânda bir bina inşa edeceklerdir. İki tane kardeş onlara önderlik edecektir. Sonda ise onlarda bir önder bulunacaktır. İsmail nesli vesilesiyle Asurluların padişahlığı devrilecektir. İsmail oğullarının vesilesiyle son günlerde halktan yükselecek olan feryat... İsmail'in hanesi iyilikler ve çeşitli bereketlerle dolu olacaktır.


Bu yazıda gösterilecektir ki iki kardeşten maksat İmam Hasan (a.s) ile Hüseyin (a.s) ve sondaki önder İmam Mehdi'dir (a.f).


Rabbi Eliazar'in sözlerinin yanından öyle kolaylıkla geçmemek gerekir. O yaklaşık 1900 yıl önce çiftçi ve besici bir ailede doğmuştur. Babasının evini birden terketmiş ve Tevrat'ı öğrenmek için Urşelim'e gitmiştir. Babası bu olaydan dolayı öylesine sinirlendi ki onun mirastan hakkını kesmek için Urşelim'e giderek Yahudi büyüklerinin eliyle bir senet yazdırmak istedi. Eliazar'ın mürebbi ve üstadı bundan haberdar olunca Yahudi bilginleri ve üstatlarının huzurunda bir meclis teşkil etti ve yeni yetme Eliazar'dan vaaz vermesini istedi. Bu vakit, babası onun sesini işitti ve evladının sözünün azameti ve yeni öğrenim görmüş bu çiftçinin sözleri karşısında şaşıran Yahudi büyüklerinin çehresinden öyle şaşkınlığa uğradı ki, tüm mallarını ona bağışladı. Fakat o bunu kabul etmedi ve sadece şer'î hakkını kabul etti.


Şimdiyse sormak gerekir: acaba Eliazar kendisini bir kaç senede okuma yazma bilmeyen bir çiftçiden değerli bir bilgine çeviren bir ilme mi ulaşmıştı? Acaba mütalaa ettiği kitaplar mı ona böyle bir yetenek vermişti? O Ahir zaman kurtarıcısının İsmailoğullarından olduğunu nereden biliyordu?


Acaba bugünkü kutsal kitapta bunları teyit eden konular var mıdır? Eğer yoksa onun bilgilerinin kaynağı neydi?


Kesinlikle kutsal kitapta, özellikle İbranice el yazmalarında, Hz. peygamber ve imamların müjdelenmesi ile ilgili sayısız ayetler bulunmaktadır.


Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) isminden imamların silsilesi ve Kur'an'ın inişine kadar hepsi kutsal kitapta mevcuttur, ancak mütercimler bu isimleri tercüme ederek bunun gizlenmesine sebebiyet vermişlerdir.


(Kumran yazmaları gibi) eski el yazmaların bulunması ile anlaşılmıştır ki, kutsal kitapta -(yaklaşık 6.-10. Miladi asırlara ait) Masoretik metinden tercüme olan Eski Ahit'teki ayetlerde birçok değişiklik yapılmıştır. Mesela "iki kurtarıcı" ifadesi "bir kurtarıcı" olarak değiştirilmiştir. Soru şudur ki: neden kâtipler böyle yapmışlardır? Acaba kasıtsız bir yanlış mı buna sebep olmuştur? Yoksa hayır, onlar bunlardan ikincisinin Yahudi kavminden olmayışının farkına varıp da, bu sebeple mi bu değişikliği yapmışlardır?


İnsanın kendi toplumundan gelecek olan bir kaç kurtarıcı gelmesi iftiharını bir kurtarıcı ile sınırlayacak şekilde değiştirmesi mantıklı değildir. Bu insanın kendi halkından birkaç seçkin insanı tek seçkin insan olarak değiştirmek istemesi gibi bir şeydir! Binaenaleyh arada bir konu vardı ki, tahrif edici bundan rahatsız oluyordu.

 

Hz. Mesih (a.s) ve bazı Yahudi büyükleri bu muammayı halletmişlerdir. Tahrifin nedeni iki kurtarıcıdan birisinin İsmail (a.s) evlatlarından oluşundan başka bir şey değildir. Bu sebeple bir yerde bunu "bir kurtarıcı" olarak değiştirmişlerdir.


Bu makalede müşahede edeceksiniz ki, iki kurtarıcı kehaneti hakkında kullanılan bazı kelimeler, şaşırtıcı bir şekilde bazı İslam büyüklerinin adlarına benzemektedir. Ama hareke koyma ve Masoretik yazarların İbranice metinde yaptığı değişiklikler, bunların tahrif edilmesine yol açmıştır. Örnek olarak Malaki 1'de iki kurtarıcının (biri önder ve biri peygamber olarak) Allah'ın ibadethanesinde ansızın zuhur etmesinden söz edilmiştir. Bu kehanet günümüz kutsal kitabında sanki bir kurtarıcıdan bahsediyormuş gibi yazılmıştır. Oysa Masoretik metinden bin yıl daha eski olan Ölüdeniz yazmalarında "eş zamanlı iki kişi", bir kişi efendi (adon אדן), ya da padişah (melik מלך) diğeri ise peygamber (meleik מלאך) olarak geçmiştir.

 

Süleyman neşideleri de Selime lakaplı bir kadından ve adları Şubber ve Şübeyr'e (İmam Hasan (a.s) Hüseyin'in (a.s) kutsal kitaptaki adı) benzeyen adı ile Zehra ve Sıddıka isimlerine değişmiştir ki ayrı bir makalede incelenmiştir. Danyal kitabında da bir ibare vardır ki büyük ihtimalle Hz. Zehra'nın adı olan, Sıddıka adını ve Rukayye ismini zikretmiştir ki, bu makalenin sonunda değinilmiştir.

 


Kumran Yazıtlarında İki Kurtarıcı


Masoretik metinden yaklaşık bin yıl daha eski olan Kumran yazıtları (Ölüdeniz yazıtları) bir yandan, Masoretik metnin eski metinlerden ne kadar farklı olduğunu gösteriyorken, bir yandan çeşitli ayetlerin Ölüdeniz yazıtlarında bulunmayışı da, bunların kasıtlı olarak ortadan kaldırıldığını akla getirmektedir. Özellikle de, bu yazıtlar yaklaşık kırk yıl tarafsız uzmanlar ve uluslararası merkezlerden gizli tutulmuş, gizli bir grup herhangi bir haber ya da görüntü dışarıya verilmeksizin kapalı kapıların ardında bu yazıtları evirip çevirmekteydi. Bazı bilim adamları bu gizli tutulmaya itiraz ederek bunu Kilise ve mabet büyüklerinin gizli siyasi-dini bir hareketi olarak nitelediler.


Gerçek şudur ki Ölüdeniz yazmalarında bazı oldukça mühim ayetlerin mevcut olmayışı onların kırk yıl saklı bırakılmalarıyla ilgisi olmayan bir konu değildir. Bu keşiflerde bulunan binlerce yazı arasında, Hz. İsa (a.s) hakkında tek bir parça bile görülmemektedir! Hâlbuki bu parçalardan birçoğu Mesih (a.s) zamanında ve hatta Mesih'ten (a.s) onlarca yıl sonra yazılmışlardı. Onun ne mucizelerine, ne kâhinlere itirazına, ne de Yahudiler arasında yaygın olan çarmıha gerilme ve dirilmesine, ne de göğe yükselmesine değinilmemiştir! Daha ilginci şudur ki bu eserlerden bazısını havarilere ve onların öğrencilerine nispet vermişlerdir.


Kumran mıntıkasında yaşayan Yahudiler, Urşelim'in kâtip ve kâhinlerine muhaliftiler. Bu yüzden Mesih'in (a.s) itirazlarından ve risaletinden yazmış olmaları beklenirdi.


Ancak tek bir söz bile görülmemektedir. Neden? Acaba Kumran yazıtlarının yazılışı esnasında İsa Mesih'in (a.s) zuhurundan daha büyük bir olay var mıydı ki kâtipler bunu kolayca görmezden gelsinler? Yoksa başkaları İsa Mesih (a.s) ile ilgili metinlere ortadan mı kaldırdılar? Zekeriya 14:4 gibi İslam ve peygamberimizin (s.a.a) Ehl-i Beytinin kehanetini yapan bir ayet de bu yazmalarda görülmemektedir. Acaba Zekeriya 14:4 ayeti bu ayetin bulunduğu bütün bölümün ortadan kaldırılmasına mı sebep olmuştu? Elbette bu sorunun cevabı belki gelecekte aydınlığa kavuşur. Yeni bir çoban keçisini kaybedip keçi tesadüfen harabeye dönen laboratuvar yerine gelip yeni bir çömlek keşfedildiği zaman. Belki iki bin sene sonra! Kırk yıl gizleme ve uluslararası bilim adamlarından alıkoyma durumuna denecek sözler vardır ve birçok soru meydana getirir.


Ölüdeniz yazmalarına el atma ve değiştirmeleri ilgili göz önünde bulundurulabilecek ihtimalleri birlikte, onların içinde sayısız ayetler vardır ki, bir yandan günümüzdeki kutsal kitapta mevcut olan tahrifleri aşikâr ediyor, öte yandan ise İslam'ın hakkaniyetini ispat ediyor. Bunlardan biri Malaki kitabıdır ki günümüzdeki (Masoretik metinden tercüme edilen) kutsal kitapta Ahir zamanda bir kurtarıcının zuhur edeceğini açıklamaktadır. Ancak Ölüdeniz yazmaları  iki kurtarıcının ansızın ve eşzamanlı zuhur edeceğinden bahseder. Bir peygamber ve bir yönetici.


Aşağıda bu müjdeyi Masoretik metin ve Ölüdeniz yazmaları metninde[4] görüyorsunuz:


Masoretik metne dayanan yaygın tercüme bir kurtarıcıdan bahseder:


“Şimdi ben kendi elçimi gönderiyorum ve o yolu benim önümde hazırlayacaktır. Beklediğiniz Rab ansızın mabedine gelecek. Yani onunla sevinçli olduğunuz ahit elçisi. İmdi, o geliyor! Bu Yahova Sabayot'un buyruğudur. Ancak kimdir onun geleceği güne tahammül gösterebilecek olan? Onun zuhur zamanında ayakta durabilecek olan kimdir? Zira o demirci ateşi ve temizleyici sabun gibi gelecektir.

Ölüdeniz yazmalarında (4Q76) iki kişinin kurtarıcı olduğunu okuyoruz, biri peygamber, öteki yönetici:


“Şimdi ben kendi elçimi gönderiyorum ve o yolu benim önümde hazırlayacaktır. Onlar ansızın onun mabedine gelecek. İstemekte olduğunuz mevla ve onunla sevinçli olduğunuz ahit elçisi. O kendisi geliyor! Bu orduların Tanrı'sının buyruğudur. Ancak kimdir onların geleceği güne tahammül gösterebilecek olan?”.. (Malaki 3:1-2)


Aşağıda bu kısmın İngilizce tercümesinin bir görüntüsünü görmektesiniz ki bu yazıdaki çeşitli renkler Ölüdeniz yazmaları ile Masoretik metin arasındaki farkı ifade eder.[5]

 

 

Kırmızı renk Masoretik metinde mevcut değildir.


Üstü çizgili kırmızı renk yazıtlarda mevcut değildir.


Yeşil rengin telaffuzu Masoretik metin ve Ölüdeniz yazıtlarında birbirinden farklıdır.


Mavi renk yazıtlarda ya okunaklı değil ya da mevcut değildir.


İtalik kelimeler yazıtlarda görülmez.

 


Gördüğünüz gibi Masoretik metin ile Ölüdeniz yazmalarının bu kısmı arasında çok fark vardır. (İki ibarede ondan fazla fark!) Ki bu kutsal kitabın el yazma nüshalarındaki yüz binlerce farkı açıklamakta ve günümüz kutsal kitabındaki yoğun tahrifi göstermektedir.


Masoretik metinde Malaki 3:1-2 zamir ve fiiller "iki vaat edilen" yerine "bir vaat edilen" şeklinde anlaşılacak şekilde değiştirilmiştir. Bu İbranice kutsal kitapta yapılan değişikliklerin muhtemelen hedefli bir şekilde yapıldığına işaret eden durumlardandır.

 

Profesör Martin Abegg, Profesör Peter Flint ve Profesör Eugene Ulrich tarafından yapılan benzer bir tercüme de vardır ki, farklılıkları teyit etmekle beraber vaat edilenlerin iki kişi olduğunu doğrulamaktadır. Aşağıda bu üç bilim adamının kitabını ve onların Kumran yazmalarına tercümelerini (Malaki 3:1-2) görmektesiniz:
 

Tercüme:


“O hâlde bil ki ben re(sûlümü) gönderiyorum ki (o hazırlar) yolu benim önümde. Onlar ansızın onun tapına(ğına) gelirler. O mevlâ ki siz ona tâlipsiniz ve o istemekte olduğunuz ahit peygamberi. Bil ki o kendisi gelecektir. Orduların Rabbi böyle diyor. Ancak kim onların karşısında durabilir (ve onlara tahammül edebilir)? Onlar geleceklerdir”


Bu ibare iki kurtarıcının geleceğini haber vermektedir. İlk önce bir peygamber ki ilahi fermanını gözetimi altında yolu (Allah'ın önünde tabiriyle) hazırlayacak, sonra bir mevlâ ki birlikte ve ansızın zuhur edeceklerdir. Bu Müslümanların Mesih'in (Peygamber) ve Mehdi'nin (mevlâ) gelişi ile ilgili inançlarına mutabıktır.


Benim önümde "lefeney" (לפני) ifadesinin tercümesidir ki "benim tarafımdan", "benim yanımdan" ve "benim katımda" anlamına da gelmektedir (mesela sayılar 22:3'te benden olarak çevrilmiştir). Bu söz doğrudan Allah tarafından buyrulduğuna göre, o hâlde bunu şu şekilde tercüme edersek daha uygun olacaktır:


"Öyleyse bilin, ben kendi resûlümü gönderiyorum ki o benim tarafımdan yolu hazırlayacaktır."


Bu ifade şunu gösterir ki bu Resul Allah tarafından ve onun koruması altında yolu hazırlayacaktır.


Nükte: Ölüdeniz yazmalarının keşfi açık bir şekilde gösterdi ki, kutsal kitap (Masoretik metin veya yaygın metin) oldukça değişime uğramıştır. Her ne kadar kutsal kitaba inananlar bunu inkâr ediyorsa da, mevcut senetler bunu açıkça teyit ediyor. Aşağıda Malaki 2. faslın tercümesini görmektesiniz ki İngilizce yapılmış ve günümüzdeki kutsal kitapla ne kadar farklı olduğu açıkça görülmektedir. (Farklı renklere ve tasvirin kenarındaki açıklamalara dikkat ediniz) binaenaleyh son metinlerde (Masoretik  metindeki gibi) yapılan değişiklikler, gösteriyor ki kâtipler işlerini yüzde yüz dakik ve sadıkane yapmıyorlardı ve bu mesela tamamen eleştirel tahlillere yolu açık bırakmıştır.


Malaki 2. faslın İngilizce tercümesi:

 

Kırmızı renk Masoretik metinde mevcut değildir ancak yazmalarda ona rastlanır.


Üstü çizilmiş kırmızı renk yazmalarda yok, ama Masoretik metinde görülür.


Yeşil rengin telaffuzu Masoretik metin ve yazmalarda birbirinden farklıdır.


Mavi renk yazmalarda okunaklı değil yahut mevcut değildir.


İtalik yazı yazmalarda görülebilir değildir.




Zekeriya Kitabında İki Vaat Edilen


Zekeriya kitabı en az iki yerde iki vaat edilmiştir bahsetmiştir. Birisi hükümran ve diğeriyse kâhin olarak. Kutsal kitaptaki hayret verici kehanetlerden biri Zekeriya kitabında Zehra'nın (s.a) iki evladından iki zeytin ağacı ve şamdan olarak, bereket, sulh ve hidayet nişanesi şeklinde bahsedilen yerdedir. Ne yazık ki kutsal kitabın yaygın tercümeleri bu ibare ile ilgili büyük bir yanlış yapmışlardır. İzin verin de bu iki ibareden birinden beraberce geçelim:


Zekeriya 6:13


"Bunun üzerine o Allah'ın mabedini inşa edecek ve yüceliği yüklenecektir. Onun kürsüsüne oturarak hükümranlık edecektir. Onun kürsüsünün üzerinde bir kâhin bulunacaktır ve selametlik şurası her ikisinin arasında bulunacaktır."


Bu aşağıdaki ibare açıkça gösteriyor ki bu iki kurtarıcı (biri hükümran ve diğeri kâhin) tam bir işbirliği ve ittifak içinde ve her türlü ayıp ve noksandan uzak şekilde birbirinin kenarında iş göreceklerdir. Selametlik şurası İbranice metinde "ve Atzad Şalom" (ועצתשלןמ), "İslam şurası" yahut "esenlik şurası" anlamındadır.

 

Ne yazık ki bu ayet Ölüdeniz yazmalarında yok olmuştur. Binaenaleyh eski metinlerden nasıl yazılmış olduğu tam olarak belli değildir. Ancak bu ayetten kesin bir şekilde anlaşılan iki vaat edilmiştir ve bunların birbiriyle tam ittifakıdır. Bu mesele Müslümanların Ahir zamandaki inançlarına tam olarak uygun ve Mesih'in nüzulu ile Mehdi'nin zuhurunun takriben eşzamanlı olacağını vurgulamaktadır.


Hristiyanların bu ayetteki tefsiri şudur ki maksat sadece tek bir kişidir ki hem hükümran, hem de kâhin olacaktır. Yani selametlik şurasından maksat bir kişinin hem hükümranlık, hem de kâhinlik görevini üstlenmesidir ki bu şahıs, Hristiyan büyüklerinin iddiasına göre İsa Mesih'tir. Bu tefsir Mesih'in (a.s) kendi sözüyle çelişmektedir. Urşelim hâkimi Pilatus'un huzurunda kendi padişah oluşunu reddettiği yerde (Yuhanna 18:36). Buna ilaveten Zekeriya 4 tam olarak bu hükümran ve kâhinin iki ayrı kişi olduğu, bir kişi olmadığı görüşünü tam olarak doğrulamaktadır. Vahiy 11:3-4'te de iki kişi müjdelenmiştir.


Vahiy 11:3-4


"İki şahidim vereceğim ki keçe giyinmiş, bin iki yüz altmış gün nübüvvet edeceklerdir. Bunlar iki zeytin ağacı ve şamdandır ki yeryüzünün Tanrısı'nın nezdinde ayaktadırlar."


Bu ibare yakında açıklanacaktır..


Zehra'nın İki Oğlu, Zekeriya Kitabının Şaşırtıcı Müjdesi


Zekeriya kitabının, hükümran ve kahin müjdesine (6:13) ek olarak, Hz. Zehra'nın iki evladı ile ilgili şaşırtıcı ve sırlı bir ibaresi vardır ki, sadece İbranice metnin dakik bir şekilde mütalaasıyla onu çıkarsamak mümkündür. Zekeriya 4. Fasıl, Zekeriya bin Berekiya ile Allah'ın meleğinin bir esrarengiz bir mükaşefe yahut rüya hakkındaki diyalogudur. Melek mükaşefenin sahnelerini Zekeriya'ya açıklamaktadır. Bu faslın son ibaresi (14), öyle acayiptir ki kelimelerle vasfedilmesi imkânsızdır. Zekeriya 4:14'ün bütün tercümeleri aşağıdaki iki tercümeden birine benzemektedir.


Zekeriya 4:14  (tercüme-i Şerif NIV tercümesi gibi)


"Melek dedi: bunlar iki şahıstır ki, âlemin sahibi Allah, onları seçkin kılıp mesh etti ki onun hizmetkârı olsunlar."


Zekeriya 4:14 (Eski tercüme -Septuagint ve Vulgata gibi)


"Bunlar zeytinyağının oğullarıdır ki tüm âlemin sahibinin nezdinde ayakta duruyorlar."


Bazı müfessirler bu iki şahsi "Yuşa ve Zerubbabil" olarak yorumluyor, bazısı "Mesih ve Kilise", hatta "Mesih ve insan" yahut "Mesih ve Tanrı" olarak biliyorlar. Ancak eğer inanca dayalı tabirleri bir kenara bırakır ve İbranice metinle birlikte kutsal kitabın benzer ayetlerine müracaat edersek, bu ibarenin gerçek anlamını "Kilise" inançlarından çok daha tarihi ve senetli olarak bulacağız. Örnek olarak Yuhanna Vahy'inde de bu kehanetin bir benzeri görülmektedir (Vahiy 11:3-4) ki Mesih'ten (a.s) sonrasına aittir. Öyleyse Zekeriya'nın kehaneti de Mesih'ten sonrasına aittir, Mesih'in zamanına değil.


Vahiy 11:3-4 sonradan açıklanacaktır.



Zekeriya'nın Kehanetinin Ardındaki Mucizevi Mana

Zahiri tercümelerinin ötesinde Zekeriya 4:14 çok zengin ve sırrî bir anlam İbranice metinde saklıdır ki aşağıda açıklanıyor.


Zekeriya'nın İbranice (Masoretik) metninde okuyoruz ki:


ןיאמר אלהשניבניהיצהרהעמדיםעלאדוןכלהארץ
 

Wayyomer eleh shne bne hayi zhar ha omdim adon kal ha arez
 

Meshedilmiş olarak tercüme edilen kelime, alışılmış olanın aksine "Maşiyah" (משיח) değil, "Hayi zhar" היצהר) sözcüğüdür. "Hayı zhar" kelimesi nur, parlak, aydın, pencere ve öğle anlamındaki "Tzoher" צהר) kelime kökünden, Arapça'da   ظهر zuhr ve زهراء Zehrâ'nın muadilidir. Öyle ki Strongs sözlüğünde Zuhr ve Zehra, yani öğle ve aydınlık anlamlarını her ikisi ona verilmiştir. (Aşağıdaki fotoğraf)

 

  

 

 

 

Eğer ayeti Arapça'daki benzer kelimelerle beyan edersek şöyle olacaktır:


"و قال الملك اثني ابنان الزهراء القائم على مولى كل الارض"
 

"Ve Melek dedi: bunlar parlağın (Zehrâ'nın) iki oğlu, bütün yeryüzünün mevlâsının nezdinde ayaktadır"


Eğer Al-adon ifadesi Ali Adon olarak okunursa sonuç şöyle olacaktır:


"Ve Melek dedi:  bunlar bütün yeryüzünün mevlâsı Ali için ayakta olan Zehrâ'nın iki oğludur."


Sonunda ise, eğer Haomdim kelimesinin eski hâlinin Hamamadim olma ihtimali verilirse, şu tercümeye ulaşılabilir:


"Ve Melek dedi: bunlar Muhammed'in Zehrâ'sının ve bütün yeryüzünün mevlâsı Ali'nin iki oğludur."


Bu ibareden meydana gelen şok kutsal kitaba inananların ilgisizce yanından geçebileceğinden çok daha fazladır. Şayet onların aklından geçen tek soru şudur ki, Hristiyan dünyası bu iki bin yılda böyle bir iddia işitmemiştir. Böyle bir şey nasıl mümkündür?
 


Kutsal Kitabın Yeniden Yazılma Sorunu

Bu metin Berekiya oğlu Zekeriya'dan asırlar sonra kopyalanmıştır. İbranice takriben ünlüye sahip olmayan bir dildir ve bu kelimelerin farklı telaffuzuna imkân sağlamaktadır. Bu sorunu ortadan kaldırmak için Masoretler, Miladi 6.-10. yüzyıllar arasında İbranice harflerin üzerine hareke koyma ve metni düzeltme işini yaptılar. Eski el yazı metinlerinin birbiriyle mukayese etmemiz yeterlidir ki, kelimelerin telaffuzu, ek kelimeler, bazı kelimelerin kaldırılışı ek cümleler ve bazı cümlelerin kaldırılışını kapsayan binlerce değişiklik, hatta ek metinlerin bazı el yazılarında bulunduğu ile ilgili bir şüphe kalmayacaktır. Bu durum bir şeyi gür sesle haykırmaktadır:


Bu metinler değişmiştir!


Binaenaleyh İbranice metni anlamlandırmak için bütün ihtimaller göz önünde bulundurulabilir. Özellikle de ünlülerin İbranice'de bulunmayışı sebebiyle, rahatlıkla farklı kelimeleri bir ibareden elde etmek mümkündür. Farsça'daki مَردم/مُردم= merdum/murdem (halk/öldüm) ve Arapça عالِم عالَم= âlem/âlimِانس veنس ُا(ins/üns) ve   مِن/مَن   (min/men) ifadeleri gibi. Eski İbranice metinlerle ilgili diğer nokta da şudur ki kelimeler aralıksız yazılmaktaydı. Bu yüzden bir arada veya ayrı ayrı okununca farklı anlamlar veren kelimeleri birbirinden ayırmak daha zordu. Bu mesele kelimeler ayrı yazıldığı zaman daha da zorlaşıyordu. Örneğin (Farsça) şu cümle gibi:


ب ا ز ب ا ن ا م ی م ر ا خ و ا ن د ("باز با نامی مرا خواند" "با زبان امی مرا خواند")

 

"Bâz bâ nâmî merâ hand"

Yine bir isimle bana seslendi.

Yahut "bâ zebân-i ummî merâ hand"

Anadille bana seslendi.

 

Bu eski İbranice metinlerin hikâyesidir ki kopyalama ve tefsir durumlarında birçok yanlışlara ve tahriflere sebep olmuştur.


Şimdi bu duruma İbranice kelimelerin rollerini değiştirme sorununu da bunlara eklersek, bir dünya dolusu ihtimal önümüze çıkacaktır. Bu anlamda ki, İbranice'de birçok kelime fiil, isim, kayıt ve başka rollerde olabilir. Öte yandan, kelimenin cümledeki yeri sabit değildir. Yani fiil cümlenin her neresinde isterse bulunabilir. Fail ve meful, kayıt ve sıfat da aynı şekilde. Birçok dillerin aksine fiillerin zamanı da çok net değildir. Öyle ki bir fiil hem şimdiki zaman, hem de gelecek zaman yahut geçmişteki gelecek zaman olabilir. Geçmiş zaman fiili uzak geçmiş yahut gelecekteki geçmiş olabilir. Fiillerin zamanı da sözlü geleneğe ve metnin diğer kısımlarına bağlıdır. Bu açıklamalarla antik bir İbranice metni anlamanın tek yolu Yahudilerin sözlü geleneği ve antik kültürü olacaktır. İbranice eski bir metni doğru anlamanın yolu o zamanın kültür, sözlü gelenek ve edebiyatına tam olarak hâkim olmayı gerektirir ki bu da zamanın geçmesiyle değişim ve dönüşüme uğramıştır.


Şu hâlde Masoretlerin sözlü gelenekten kopyalama, düzenleme, hareke koyma ve kendilerinden bin ilâ üç bin yıl eski olan metni düzeltmede istifadesinin ne ölçüde doğru ve yanlışsız olduğu, Ölüdeniz keşiflerinin cevabını verdiği bir sorudur:


Masoretik metinde bir çok değişiklik ve yanlış gerçekleşmiştir.


Biz Malaki 2 ve 3'te bu değişikliklerden örnekler verdik ve gördünüz ki sadece iki ibarelik Malaki 2:1-2'de yazmalar ile Masoretik metin arasında 10'dan fazla fark vardır.[6]

 


Zekeriya 4 ve 6 İle İlgili Bir Katre Söz


Zekeriya 4 ve 6'nın mütalaasıyla rahatlıkla bu ikisinde Ahir zaman hakkında kehanet edildiği anlaşılmaktadır. 4. Bapta (ki 14 ayeti vardır) Zekeriya bir rüyada bir melekle karşılaşmakta ve yedi şamdanı olan ve kenarında iki zeytin ağacı bulunan altın bir şamdan müşahede etmektedir. Zeytin ağacı kutsal kitapta sulh ve emniyete işaret eder. Her ne kadar bu bapta anlamsız bazı konular olup İbranice metnin incelenmesini gerekli kılıyorsa da, son üç ayeti çok açık ve anlamlıdır.


Zekeriya 4:11-14 (Eski tercüme)


"Bunun üzerine ben ona hitap edip dedim: bu şamdanın sağ ve sol tarafında duran iki zeytin ağacı nedir? Ona tekrar hitap edip dedim ki: Altın gibi yağ akıtan iki altın oluğun yanındaki bu iki zeytin dalı nedir? O bana cevap verip dedi ki: acaba bunların ne olduğunu bilmiyor musun? Dedim ki: hayır efendim. Dedi ki: bunlar zeytinyağının oğullarıdır ki bütün cihanın sahibinin nezdinde duruyorlar."


14. ayetin tercümesini açıklamıştık ki şunun gibidir:


"Ve melek dedi: bunlar parlağın (Zehrâ'nın) iki oğludur ki bütün yeryüzünün mevlâsı nezdinde ayaktadır."


Bazı harflerin kaldırılışı ve kelimelerin değişmiş olabilme ihtimali göz önünde bulundurulursa aşağıdaki iki ablamdan biri de muhtemeldir:


"Ve melek dedi: bunlar iki oğludur bütün yeryüzünün mevlâsı Ali için ayakta olan Zehra'nın."


"Ve nelek dedi: bunlar Muhammed'in Zehrâ'sının ve bütün yeryüzünün mevlâsı Ali'nin iki oğludur."


6. fasıl da dördüncü fasıl gibi iki kişiye işaret etmektedir. Bir hükümran ve bir kâhin:


Zekeriya 4:13


"Bunun üzerine o Allah'ın tapınağını inşa edecek ve yüceliği yüklenecektir. O'nun kürsüsüne oturarak hükümranlık edecektir. Onun kürsüsünün üzerinde bir kâhin bulunacaktır ve selametlik şurası onların her ikisinin arasında olacaktır."


Soru bu iki kişinin iki mi yoksa bir mi olduğu değil, bu ikisinin de Yahudi toplumundan olup olmadığıdır. Bazı günümüz müfessirleri hem padişahın, hem de kâhinin İsrailoğullarından olacağını beyan etmektedirler. Birincisi Davud neslinden, ikincisi Harun (Levililer) neslinden. Ancak Hz. Mesih'in (a.s) sözlerinden padişahlığın Yahudi toplumundan kaldırılıp başka bir topluma verildiği anlaşılmaktadır (Matta 21:43).


Hatta incir ağacının Mesih (a.s) eliyle kuruma mucizesi de bu tabire sahiptir: Yahudi toplumunda Allah'ın padişahlığının sonu (Matta 21:19).


Hz. İsa (a.s) Matta 21'de mimarın kenara attığı taşa işaret etmekle buyuruyor ki Allah onu köşe taşı (ki ölçek taşı ve temel olarak da anılmaktadır) karar verecektir. Sonra Allah'ın padişahlığının Yahudi toplumundan alınıp başka bir topluluğa verilmesi haberini vermektedir. Hepimiz biliyoruz ki Hz. İsmail (a.s) ve evlatları İsrailoğulları tarafından reddedildiler. Mesih'in (a.s) "mimarın kenara attığı taş" ifadesi de bu mevzuya işaret ediyor.


Matta 21:42-46


"İsa onlara dedi ki: acaba kitaplarda hiç okumadınız mı ki mimarlarının reddettiği taş köşenin başı olmuştur. Bu Allah tarafından geldi ve bizim için şaşırtıcıdır.


Bu sebeple size diyorum ki Allah'ın melekûtu sizden alınarak meyvelerini üretecek olan bir kavme verilecektir. Her kim o taşın üzerine düşerse parçalanır ve o taş birinin üzerine düşerse onu yumuşatır. Kâhinlerin reisleri ve Ferisiler onun örneklemelerini işittiklerinde kendileri hakkında dediğini anladılar. Onu tutuklamak istediklerinde halktan korktular. Çünkü halk onu peygamber biliyordu."


Matta açık bir şekilde padişahlığın İsrailoğullarından başka bir kavme intikal edişini beyan etmiştir. 45-46 ibareleri kâhinlerin reisleri ve Ferisilerin Mesih'in (a.s) maksadını kolaylıkla anlayıp onu öldürmek istediklerini ancak halkın onun Allah'ın peygamberi olduğunu bilmesi sebebiyle onu öldüremediklerini vurguluyor.


Matta'nın yazarı Mesih'in kendi zamanının Yahudi büyüklerinden uzaklık ilan ettiğini ve onları kınadığını çok iyi biliyordu. Onlar da bu konuya vâkıftı (ayet 45) ve biliyorlardı ki Mesih'in (a.s) kastettiği padişahlığın değişmesi vaat edilen kurtarıcıdır ki Yahudilerden alınıp başka bir kavme verilecektir.


Yeni Ahide ilaveten Rabbi Büyük Eliazar de  Hz. İsmail'in (a.s) evlatlarından Ahir zaman kurtarıcısının zuhurunu belirtmiştir ki bunun açıklaması sonra yapılacaktır.

 

 

 

 


[1] Yahudilerin iki kurtarıcıya dair inancıyla ilgili aşağıdaki linke başvurunuz https://www.chabad.org/library/article_cdo/aid/101747/jewish/Appendix-II.htm#footnoteRef1a101747

[2] Talmud Sokah 25 b

[3] Kutsal kitaptaki Ahir zaman kurtarıcısı ile ilgili daha fazla okumak için (yazara ait) aşağıdaki kitaba başvurunuz:Spirit of Truth Bible The Herald of Quran

[4] http://dssenglishbible.com/malachi%203.htm

[5] Martin Abegg, Peter Flint and Eugene Ulrich, The Dead Sea Scrolls Bible, p. 477

[6] Masoretik metin, Septuagint, Vulgata ve Ölüdeniz yazmaları arasındaki farklar için şu kaynağa müracaat ediniz: Variant readings of The Dead Sea Psalm Scrolls ağacının The Masoretic text and The Septuagint Psalter by Peter W. Flint, Trinity Western University Canada

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler