08 Aralık 2021 Çarşamba Saat:
18:02
14-11-2021
  

Babalarınızın Dini Üzere Olmayın

Merhum Allame Tabatabai'nin "Babalarınızın Dini Üzere Olmayın" hadisine yorumu.

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

  Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:

 

"Babanız ve annenizin hatırı için Müslüman olmayın; ona inanarak ve aklınızla varabildiğiniz şeylerle inanın."

 

Hal böyle olunca akla şöyle bir soru gelmekte; özgür olan her Müslüman'ın İslam kanunlarından istediğini kabul etmeye ve aklıyla kabul edemediği diğerlerini bir kenara bırakmaya hakkı var mıdır?

 

İmam Ali'nin (a.s) bu buyruğu İslam'ın aklen inanılması gereken itikadî öğretilerine işarettir, uyulması gereken bilimsel kanunlara değil; kanunlara uymada ise tab'iz (bazısına uyup bazısına uymamak) anlamsızdır.

 

Sadece İslam kanunlarında değil, diğer sosyal kanunlarda da tab'iz caiz değildir; bu alanlarda tab'izin toplumu ve düzenini dağıtmaktan başka bir getiri yoktur.

 

Örneğin, demokrasiyle yönetilen bir ülkede; o ülkenin ileri gelenlerine, zenginlerine akıllarıyla bağdaşmayan kanunları kabul etmemekte serbest olmalarına ve sonuçta bir grup insanın vergi kanunlarını, diğer bir grubun ticaret kanunlarını, bir diğerinin yasama kanunlarını ve başkasının da güvenlik kurallarını ayakları altına almasına müsaade edilemez. Açıktır ki; böyle bir durumun başı boşluk, düzensizlik ve toplumun dağılmasından başka bir sonucu olamaz; demokrasi rejimini ve kanun koymak için temsilci seçimini kabul eden herkes bütün kanunları kabul etmiş ve kanunlardan her birini değişmez saymıştır.

 

Aynı şekilde İslam dininde akıl yoluyla İslam'ın itikadî öğretilerini kabul eden kimse aynı zamanda nübüvvetin doğruluğunu tasdik etmiş, Allah Resulü'nün (s.a.a) getirerek Allah'tan olduğunu söylediği kanunların gerçekten Yüce Allah Teala tarafından düzenlendiğini, Allah'ın hiçbir zaman vermiş olduğu emir ve hükümlerinde hata etmeyeceğine, yanılmayacağına ve bu hükümlerle kullarının çıkar ve menfaatlerini korumaktan başka hedefi olmadığına inanmıştır. Elbette böyle icmali bir imana sahip olan kimse, İslam kanunlarının her birinin, -onlarla ilgili geniş bilgiye ulaşmasa bile- sahih ve muteber olduğunu tasdik etmiş, onların reddedilemeyeceğine inanmıştır. Dolayısıyla onların bazısını kabul edip diğer bazısını da bir kenara bırakmanın hiçbir anlamı yoktur.

 

Burada başka bir soru daha akla gelmektedir. Acaba bu, herkesin istediği dini seçmede serbest olduğunu ve Müslüman bir kişinin bütün dinlere saygı duyması gerektiğini göstermiyor mu?

 

Din, dünyanın ve insanın yaratılışıyla ilgili bir takım inançlardan ve insanın yaşamını bu inançlarla tatbik eden bir takım ameli vazifelerden ibarettir. Dolayısıyla din, insanın kendi elinde olacak ve insan istediği dini kabul edebileceği teşrifatî bir şey değildir; din, insan ve insanın serbestliğini elinde bulunduran, insanın uyması gereken bir gerçektir; nitekim "Biz güneş ışığından yararlanıyoruz" meselesi özgür bir insanın, hakkında her gün bir görüş belirtemeyeceği, bunun varlığını kabul etmesi ve hayatını buna göre ayarlaması gereken bir gerçektir. Eğer din "Herkes istediği dini seçmekte serbesttir" görüşünü onaylarsa, bu durumda kendisinin kanun dışı ve teşrifatî bir olgu olduğunu itiraf etmiş ve kendi etrafına batıl çizgisini çizmiş olur.

 

Allah Teala şöyle buyuruyor: 

 

"Hiç şüphesiz din, Allah katında İslam'dır."

 Âl-i İmran/19

 

"Kim İslâm'dan başka bir din ararsa, bilsin ki, (o din) ondan kabul edilmeyecek ve o, âhirette kaybedenlerden olacaktır."

Âl-i İmran/85

 

İslam, dinler arasında yalnızca üçünü saygın bilmiştir; Hıristiyanlık, Yahudilik ve Mecusilik. Bu saygınlık ise (Kur'an-ı Kerim'in ayetlerinden de anlaşıldığı gibi) onların hak oldukları anlamında değil, bu dinlerin mensuplarının kendi dinlerinde kalabilecekleri anlamına gelir.

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler