18 Mayıs 2022 Çarşamba Saat:
15:21

Bu Bir Rusya-Amerika Savaşı!

08-03-2022 13:03


 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dr. Andrew Korybko: “Bu bir Rusya-Amerika savaşı! Aynı durum Ukrayna için de geçerli. Bu bir Rus-Ukrayna toprak krizi değil. Bu bir Rus-ABD füze krizi…”

 

 

Banu Avar: Andrew Korybko ile 2016 yılında ‘Rejim değiştirmenin dolaylı aracı olarak Hibrit Savaşlar’ adlı araştırmasını okuduğumda tanıştım. Araştırmasından bazı bölümleri “Zemberek” adlı kitabımda alıntılamak için izin istemiştim. Ve o gün bugün temastayız. Zaman zaman yazılarını çevirip yayınlıyoruz. Andrew Korybko, Moskova Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde doktorasını yapmış bir Amerikalı. Ailesi bu coğrafyadaki değişim ve dönüşümlerin simgesi… Dedesi Ukraynalı, babası Polonyalı ve anne tarafı 2. Dünya Savaşı’nda Slovenya’dan Amerika’ya göç etmiş.

 

Bugünlerde güncel konularla ilgili kısa bir röportajın iyi olacağını düşündük. İki gün önce yaptığımız söyleşiyi dikkatinize sunuyorum.

 

——————————

 

Banu Avar: Kendinizi izleyicilerimize tanıtır mısınız?

 

Andrew Korybko: Amerikalı bir siyaset analistiyim. ABD’nin Afro-Avrasya stratejisi, Çin’in ‘Bir Kuşak Bir Yol Girişimi’ (BRI), Rusya’nın jeopolitik dengeleme yasası ve Hibrit Savaş arasındaki ilişkiler üzerine uzmanlaşıyorum. Yüksek lisansımı Moskova Devlet Uluslararası İlişkiler Enstitüsünde tamamladım.

 

Bu enstitü, Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yönetiliyor. 2014-2019 yılları arasında Sputnik’te çalıştım ve şu anda CGTN’ye katkıda bulunuyorum. Ayrıca çeşitli Alt Medya web siteleri için yazıyorum. Bana ulaşmak isteyen yeni ortaklarla röportajlar yapıyorum. Herkes “Twitter” gibi sosyal medya aracılığıyla benimle iletişime geçebilir. Kişisel görüşlerim bana ait ve hiçbir kişi kurum veya yayın organını bağlamıyor.

 

Banu Avar: Rusya-Ukrayna ilişkilerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

 

Andrew Korybko: Mevcut kriz, bir Rus-Ukrayna toprak krizinden ziyade bir Rus-ABD füze krizi. Amerika özellikle anti Balistik Füze (ABM) Antlaşması, Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler (INF) Antlaşması ve Açık Semalar Antlaşması gibi Rusya ile yaptığı kilit silah kontrol anlaşmalarından geri çekildi ve buna paralel olarak NATO doğuya doğru sürekli genişledi. Moskova, Amerika’nın kendi sınırlarına ve hatta ilerde Ukrayna’ya hipersonik saldırı silahları yerleştirmeyi planladığından endişe duyuyor.

 

Kiev’in, Ukrayna’nın doğusunda üçüncü bir iç savaş düşmanlığı başlatması, Amerika’nın füzeleri Ukrayna topraklarına yerleştirme bahanesi olabilir. Ve bu sistemler sözde “füze karşıtı sistemler” olarak belirlenen belli bölgelere gönderilebilir. Bu gerçekleşirse, Rusya’nın nükleer silah kullanım alanları baltalanabilir. Bu da ülkeyi ABD karşısında nükleer şantaja açık hale getirebilir ve tek taraflı olarak bitmek bilmez tavizler vermek zorunda bırakabilir.

 

Rusya-Ukrayna ilişkilerini geliştirmenin ilk adımı, Kiev’in Minsk anlaşmalarını uygulamasıdır.

 

Hatırlanacağı üzere Kiev, Ukrayna iç savaşını sona erdirmek için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin o dönemdeki kararını kabul etmiş, Minsk anlaşmalarını uygulamıştı. Ukrayna daha bağımsız davranabilmek için, Amerika ve güdümündeki diğer batılı patronlarının etki alanından çıkmalı. Bundan sonra ülkesindeki tüm azınlıkların haklarına saygı göstermek zorunda!

 

Banu Avar: Türkiye’nin dış politikası zaman zaman değişir ve Türkiye Batı’dan gelen baskılara maruz kalır. Şu durumda Rusya ile ilişkilerin nereye evrileceğini düşünüyorsunuz?

 

Andrew Korybko: Rusya- Türkiye ilişkileri en iyi dönemini yaşıyor olsa da hâlen biraz karmaşık. Şu anda aralarındaki rekabet, Başkanlar Putin ve Erdoğan tarafından hassas bir biçimde yönetiliyor ama orduları, istihbaratları ve diplomatik bürokrasileri (derin devlet) de onları örnek almalı. Bunun dışında toplumlar karşılıklı olarak diğerinin hükümetine ve niyetine güvenmiyor. Aradaki bağların istikrarlı olabilmesi için bunun değişmesi gerekli. İki medeniyet devleti arasında güvenin gelişmesi için daha fazlası yapılmalı. Medya ve düşünce kuruluşlarının iş birliği bu yönde atılmış önemli bir adım olur. Turizm dışında, öğrenci değişimleri ve kültürel-tarihsel buluşmalar da artmalı. Toplumlar arası ilişkiler güçlendirilmeli. İki toplumun insanları birbirlerini daha yakından tanımalı. Bu iki ülke arasında düşmanlığı körükleyenlerin bölgeyi parçalama ve yönetme derdinde oldukları hatırdan çıkmamalı.

 

Banu Avar: Türkiye-Suriye ilişkileri konusunda Rusya ne öngörüyor?

 

Andrew Korybko: Suriye, Arap Cumhuriyeti’ndeki rekabet devam ederken Rusya, Astana barış sürecinde Türkiye ile yakın bir çalışma içinde. Bu nedenle 2015 Kasım’ında kıyısına kadar geldiği halde çarpışmaktan kaçındı. Her iki lider de kendileri için böylesi bir çarpışmanın yıkıcı olacağını fark etti. Moskova, Türkiye’nin Suriye’deki anti-terör müdahalelerinin meşru olduğunu düşünüyor, zaten Şam da hiçbir zaman onaylamadı. Bu anlaşmazlık en kısa sürede çözüme kavuşmalı. Ankara ise, terörist kabul ettiği YPG’nin Türkiye’ye saldırmak için ülkedeki kaostan faydalandığı endişesini taşıyor. Dahası, özerk bir Kürt devletinin kurulmasından korkuyor. Yine de, sadece kültürel seviyede kalsa bile Rusya bu azınlığın bir tür özerklik kazanmasından yana gibi. Buna rağmen Suriye, şimdiye dek Moskova’nın konuyla ilgili tekliflerini reddetti. Türkiye’nin bu ülkedeki silahlı güçleriyle ilgili anlaşmazlıkları çözmek için ilk önce bu meselenin çözülmesi gerekiyor.

 

Banu Avar: Rusya’nın Suriye’nin kuzeyinde YPG terör örgütüne destek vermesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu tavır Rusya’nın Türkiye ve Suriye’yi güçsüzleştirmek istediğinin göstergesi olarak değerlendiriliyor?

 

Andrew Korybko: Bence Rusya, Kürtlerin ABD ile aralarına mesafe koyup yeniden yüzlerini Şam tarafına dönmeleri için uğraşıyor. Yalnız Şam’ın herhangi bir özerlik vermeye niyeti yok ve devletlerinin üniter bütünlüğü konusunda ısrarcılar. Rusya’nın Türkiye’yi güçsüzleştirmek gibi bir niyeti olduğuna inanmıyorum, ancak (ABD’nin Suriyeli Kürtleri yönetmesi gibi) kendi kontrolü dışındaki gelişmelere tepki veriyor. Rus gaz şirketlerinin burada olduğu gibi durumdan faydalanması için Irak Kürtleriyle olan senaryoyu tekrarlamak istiyor da olabilir. Çoğu kişi Rusya’nın o bölgedeki en büyük yatırımcı olduğunu bilmez. Kürtlerin kontrolündeki Kuzeydoğu Suriye tarım ve enerji bakımından da zengin olduğu için Rusya kuvvetleri muhtemel orada nüfuz kurup kar elde etmeyi amaçlıyor.

 

Elbette Suriye’nin kuzeyinde herhangi bir özerk Kürt devletinin kurulması Türkiye’nin kırmızı çizgisidir. Şimdiye dek ordusuyla üç kez müdahale etmesinin sebebi de buydu. Sınırda ortaklaşa devriyelere (sınırın bir tarafında Rusya ve Suriye, diğer tarafında Türkiye) devam edilmesi daha iyi bir çözüm olabilir. YPG silah bırakmak ve topluma yeniden uyum sağlamak istemediği, bölgesel savaş ağaları gibi devam etmek istediği için Rusya’nın önerilerinde bir ilerleme kaydedilmedi. Suriye ve Türkiye açısından bu durum kabul edilemez. Rusya pek umursayabilir ama Şam da karşı olduğundan bu sokak çıkmaz. Zaten güçlü bir YPG’nin yönettiği yasal bir yerel idareye Ankara müsamaha göstermez.

 

Banu Avar: Dünyanın bu tarafında tarihe yön veren üç imparatorluk oldu: Rusya, Türkiye ve İran. Atlantik Paktı’na karşı yakın gelecekte bu bölgede nasıl gelişmeler beklemeliyiz?

 

Andrew Korybko: Amerikan başkanıyla gerginlik yaşasa da Türkiye hâlâ bir NATO üyesi. Başkan Erdoğan’ın liderliğinde bu medeniyet devleti, stratejik bağımsızlığını gururla esnetiyor. Erdoğan bağımsız davranarak ülkesinin milli güvenlik çıkarlarını koruduğunu düşünüyor. Buna karşın ABD onun gitgide daha “hilekâr” davrandığından şüpheleniyor. Bunun sebebi Türkiye’nin Rusya ile kurduğu yakın ilişkiler ve Suriye meselesinde İran ile yürüttüğü iş birliği. ABD ayrıca Güney Kafkaslar, Hazar Denizi ve Orta Asya’dan geçen Orta Koridor’un temsil ettiği bölgeler üstü bağlantı vizyonundan da rahatsız. Halk cumhuriyetini en büyük rakibi olarak kabul ettiğinden Türkiye-Çin arası yakın ilişkiler ABD’yi korkutuyor. Tüm bu etkenler bir araya gelerek Türkiye-Amerika ilişkilerinde bir krize yol açtı. Türkiye’deki bazı çevreler, ABD’nin ülkelerine ceza olarak ekonomik bir Hibrit Savaş açtığına inanıyor. Türkiye bir anda Amerika’ya karşı harekete geçmeyecektir ama eğer milli güvenlik çıkarlarının aleyhine çalıştığına inanırsa göğüs germekten çekinmez. Kuzey Suriye’ye ordusuyla müdahale etmesinin sebebi YPG’yi ABD’nin silahlandırdığını ve siyaseten desteklediğini hissetmesiydi. Bu krizin altta yatan nedenleri henüz ABD tarafından açıklanmadığı için gerginlik hâlâ sürüyor. Bununla birlikte kendi “nüfuz alanları” olarak gördükleri bölgelerde “dostane bir rekabet” sürdürmelerine rağmen, Rusya ile ilişkilerinin çoğu bakımdan istikrarını koruması bekleniyor. Daha önce de belirttiğim gibi, Başkanlar Putin ve Erdoğan’ın bölgeler üstü rekabet ederken sergiledikleri duruşları, ilişkilerdeki istikrarın sürdürülebilmesi ve stratejik potansiyellerine ulaşabilmeleri için kendi “derin devletleri” ve toplumları tarafından da örnek alınmalı.

 

Banu Avar: Özellikle altını çizmek istediğiniz bir nokta var mı?

 

Andrew Korybko: Benimle bu röportajı yaptığınız ve dinleyicilerinize fikirlerimi ilettiğiniz için size çok teşekkür ederim. Tüm Türk dostlarıma minnettarım ve ülkenizin medyasıyla ve düşünce kuruluşlarıyla daha yakın çalışmak arzusundayım. Rusya-Türkiye ilişkilerinin gelişmesi için yol gösterici bir rol üstlenmek istiyorum. Belirmekte olan “Çok Kutuplu Dünya Düzenin”de en önemli eksenlerden biri olduğuna inanıyorum. Bu ülkeleri bölüp yönetmek isteyenlere karşı savaşmak için her türlü çaba sarf edilmeli.

 

 

 

Çeviri: Petek Demir İncek

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !