21 Haziran 2021 Pazartesi Saat:
16:25
14-05-2015
  

Cuma Konuşmaları

Bir sınama vesilesi olarak fakirlik. Gerçek fakir kimdir ve fakirlik nedir...

Facebook da Paylaş

 

Hazırlayan:

 

Ehlader Araştrıma Bölümü



Fakirlik ve Zenginlik Bir Sınama Vesilesi


Allah kendi hikmet ve maslahatı gereğince kulları için bir takım taktiratlar belirlemiştir. Bu taktiratlar insanın özgür oluşuyla çelişmez, yani insan kesinlikle mecbur değildir, istediği seçimi yapabilir. Değişik durumlarda herkes için belirlenmiş olan kısım gelip çatacaktır, Allah kimin için neyi uygun görmüşse ona ulaşacaktır, hiç şüphesiz bütün bunlar da Allah'ın kullarını imtihandan geçirmesi için bir sınama sebebidir.


Mümin, Allah tarafından onun için belirlenmiş olana güvenip ve kendi yararına en iyi olanın bu olduğuna inanmıştır; eğer bütün dünyayı ona verseler yahut zalimlerin en kötü işkenceleri altında ezilse de her ikisini hayır olarak görmektedir. En zor belalarda bile Allah hakkında iyimser düşünmekten vazgeçmez, başına gelenlerin günahlarının affı veya makamının yükselmesi için olduğunun farkındadır. Dar düşünceli olan birisiyse bunun tam tersi bir ruh haleti içerisindedir.


Allah kimseyle düşman değil ki onu fakir kılsın veya kimseyle dostluğu yok ki onu sebepsizce zengin etsin, bütün bunların bir hikmeti bulunmaktadır.


Cahil ve peygamberlerin yüce öğretilerinden habersiz olan kimse, fakirlikle imtihan edildi mi hemen isyan eder ve "Allah'ın benimle olan düşmanlığı yüzünden böylesi kötü bir kader beni buldu" der. Kuran'da şöyle buyruluyor:


"Ama Rabbi onu sınayıp rızkını daraltırsa: "Rabbim beni alçalttı (perişan etti)" der."  


"Rabbin denemek için bir insana iyilik edip, nimet verdiği zaman, o: "Rabbim beni şerefli kıldı" der."  


Kuran, fakirliği sınama vesilesi bilmekle birlikte, bazı yerlerde de insanların kendi yaptıklarının karşılığı olarak kabul etmektedir. Fakirlere önem vermez, onları azarlar, tek düşüncesi servetine servet katmak, malını çoğaltmaktı, zenginliğiyle övünür, fakirlere acımazdı şimdiyse iflas edip, her şeyini kaybetmesinin sebebi, onun bunca yapmış olduğu kötülüklerdir.


Her şey Allah'ın hikmet ve bilgisi ölçüsünde oluşmaktadır, hiçbir şey Allah'ın isteğinin dışında gerçekleşmez ve Allah hiçbir şeyden de gafil değildir. Depremler, seller, yanardağların patlaması vb. bütün olaylar onun izni ve hikmetiyle oluşmaktadır. Mümin insan bunu çok iyi farkındadır.


"Allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir."  


Allah katında değerli yahut değersiz olmanın ölçüsü varlıklı veya yoksulluk değildir, ölçü vazifeye amel etmektir. Paran varsa bu hususta Allah'ın belirlemiş olduğu hükümlere göre hareket edeceksin ve eğer fakir isen bu durumda da vazifen yokluğa tahammül edip, sabretmendir. Yüce Allah şöyle buyuruyor:


"Ne yerde ne de kendi canlarınızda meydana gelen hiçbir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce, bir Kitapta olmasın. Doğrusu bu, Allah'a kolaydır."  


Bu sözlerimiz doğrultusunda anlaşılan şu oldu; insana bir nimet verildi mi gururlanmamalı, çünkü her şey belli bir hesap ve düzen üzeredir, bu nimet onun için bir imtihandır. Aynı şekilde başına da bir musibet, hoşuna gitmediği bir şey geldiğindeyse hemen kendisini kaybetmemeli zira bunun da nedeni vardır.


Allah, insanın ruhî ve manevî olarak kemale ulaşmasını istiyor, insan-ı kâmilin en belirgin özelliği de nimetlerin var veya yok olmasının onun için hiçbir şey ifade etmemesidir. Elbette bu makama ulaşmak çok kolay değil, ama en azından dışa yansıtmada kendimizi kontrol edebilmeyi öğrenmeliyiz. Eğer bütün dünyayı bize verseler ve sonra bütün dünyayı bizden alsalar durumumuzda hiç bir şeyin değişmeyeceği düşünemiyorum. Azıcık bir malımızı kaybettiğimizde hemen moralimiz bozulur ve saatlerce unutamıyoruz, düşünün bir de her şeyimizi kaybedersek o zaman nasıl oluruz. Onun için en azında fazla üzülmemeye çalışıp, soğukkanlı olup, tahammül edebilmeliyiz.


Kazandığımız zaman gururlanmasak ve kaybettiğimizde üzülmesek; bu psikolojik haleti kendimizde geliştire bildiğimiz kadar Allah'ın katında değerli ve O'na yakın olacağızdır. Fakat hemen gururlanıp veya isyan edecek olursak, bu geçici olan dünyaya bağlılığımızın bir belirtisi ve zayıflığımızın bir göstergesidir.


Allah bizi zayıflıktan kurtarıp mükemmel kılmak istiyor, bizi bu kötü dünyaya bağlılıktan kurtarıp özgür kılma peşindedir. Bunun yollarından biri de dünyadaki bütün acı ve sıkıntıların belli bir hesap, ilâhî kaza-kader üzere olduğuna inanmaktır. Şuna kesinlikle inanalım ki hiçbir şey sebepsiz ve hesapsız oluşmaz.


Fakirleri Sevmek Allah'ı Sevmektir


Yüce Allah bir kutsi hadiste Peygamber'ine şöyle buyurmaktadır:


"Ey Ahmet! Benim sevgim, fakirleri sevip onlara yaklaşmak ve onlarla birlikte olmaktadır."


Hiç bir şeye bağlılığı olmayan ve dünyanın süslerine aldanmayan fakirler; Allah'ın sevdiği kullardır, onları sevmek Allah'ı sevmektir. Onlar belirtilen o güzel özelliklerle kendilerini süslemişlerdir, işte bu fakirler hakkında Yüce Allah, Resulüne şöyle emretmektedir: Bu özelliklere sahip olan fikirlerle dostluk kur, onları kendine yaklaştır, toplantılarına katıl, eğer fakirle zengin beraber yanına gelecek olsalar hemen fakir olanını yanına oturt ve hiçbir zaman onları yanından uzaklaştırma, elinden geldiği kadar onları sev ki, böylelikle de ben seni kendime yaklaştırayım.


Allah'ı Seven Fakirlerin Özellikleri


Evet,fakirleri sevmek aslında Allah'ı sevmektir ve ayrıca Allah'ı gerçek manada sevmenin şartlarından biri de fakirleri sevmektir, lakin bu bütün fakirler için geçerli değildir. Sadece Allah'ın buyurmuş olduğu özellikleri kendisinde bulunduran fakirler için geçerlidir. O özellikleri yine kutsi hadisin devamında Rabbimiz şöyle buyuruyor:


"Aza razı olan, açlığa sabreden ve rahatlık anında da şükredenlerdir. Açlık ve susuzluklarından dolayı şikâyet etmezler, dilleriyle asla yalan söylemez ve Rablerine de gazaplanmazlar. Onlar öyle fakir kimselerdirler ki; kaybettikleri için üzülmez ve kazandıkları içinde sevinmezler."


Aza Razıdırlar


Bazıları fakir ve yoksul, ama aynı zamanda sürekli zengin olma peşinde ve tamahkârdırlar, bunlar asla aza kanaat etmezler, bir şeylere ulaştılar mı da çokça faydalanırlar. Hadiste geçen fakirleri sevmekten kasıt bunlar değildir. Maksat, gözü başkasının malında olmayan, aza kanaat edip, dünyanın az nimetleriyle hoşnut olanlardır.


Yokluğa Ve Açlığa Sabrederler


Bazı fakirler fakirliklerinden dolayı hep Allah'a isyan edip, "Niçin Allah bizi böyle fakir yaptı" diye sızlanmakta, bunların mukabilinde bazı fakirlerse fakir oldukları için asla Allah'a isyan etmeden, Allah'ın takdirine razı olup sabretmektedir. Elbette fakir olmalarının nedeni kendileri değildir, yani tembelliklerinden dolayı fakir değiller aksi takdirde günah işlemiş olurlar, bunların fakirlikleri dış ve doğal etkenler yüzündendir; örneğin deprem, sel yahut bunun gibi doğal felaketler bütün varlarını ellerinden almıştır. Bunlar sabretmekte, ellerinden gelini yapmakta, fakirliklerini başkalarından gizleyip, durumlarını düzeltmeye çalışmaktadırlar.


Rahatlık Anında Şükrederler


Allah tarafından onlara nimet verildiği ve rahatlığa kavuştukları zaman Allah'ı unutmazlar, refaha kavuştukları zaman daima Allah'a şükrederler.


Açlık Ve Susuzluklarından Yakınmazlar


Bu özellik sabrın bir sonucudur. Sabreden bir fakir, açlık ve susuzluğundan dolayı diğer insanların yanında halinden şikâyetçi olmaz.


Asla Yalan Konuşmazlar


Bazı fakirler başkalarından yardım almak için yalan söyler, ufak bir meseleyi büyük gösterip, sıkıntılarının çok olduğu izlenimini vermeye çalışırlar, böylelikle başkalarının acıma duygularını uyandırarak, yardım alma peşindedirler. Genelde fakirleri tehdit eden en büyük tehlike de budur, ama Allah'ın sevdiği fakir kullar her ne olursa olsun kesinlikle yalan söylemezler.


Rablerine Gazaplanmazlar


Fakirliğe sabredip, durumundan şikâyetçi olmayanlar dolayısıyla da Allah'a gazaplanmazlar. Bunlar sadece insanların yanında böyle değiller, Allah'a gazap edip, şikâyetçi olmayı kalplerinden bile geçirmezler; çünkü ya Allah'ı derin bir marifetle tanıma sonucu fakirliğin yaralarına olduğu şuurundadırlar ya da Allah'a isyan edip şikâyet etmenin bir mümine yakışmayacağı bilincindedirler.


Kaybettikleri İçin Üzülmez veKazandıkları İçin de Sevinmezler


Son olarak belirtilen bu iki özellik diğer hususiyetlerden daha önemlidir, bunu Yüce Allah Kuran-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır:


"Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve (Allah'ın) size verdiğiyle sevinip şımarmayasınız."


Dünyaya gönül bağlamadıkları için, zengin veya fakir olmak onlar için bir şey ifade etmez. Bir şey kazandıklarında sevinip şımarmazlar ve sahip oldukları bir şeyi de kaybettiklerinde üzülüp kederlenmezler. İnsan bir şeyini yitirdiğinde eğer hemen sinirlenip, üzülüp ve kontrolünü kaybediyorsa, demek ki zayıf imanlıdır.
 


Fakirlik Hakkında Hadisler


Fakir


İmam Ali (a.s), oğlu Hasan'a şöyle buyurmuştur: "Günlük rızkını elde etmenin peşinde olan kimseyi kınama. Zira günlük yiyeceği olmayan kimsenin hataları çok olur. Ey oğulcağızım! Fakir insan hordur, sözlerine itina edilmez, makam ve mertebesi tanınmaz ve bilinmez, fakir eğer doğru sözlü olursa onu yalancı sayarlar. Eğer zahit ve dünyadan yüz çeviren biri olursa, onu cahil kabul ederler. Ey oğulcağızım! Herkim fakirliğe düçar olursa, dört haslete düçar olmuş olur: "Yakinde gevşekliğe, akılda eksikliğe, dinde kırgınlığa ve yüzde hayanın azlığına. O halde fakirlikten Allah'a sığınırız."


Fakirliği Övmek


Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Fakirler Allah'ın dostlarıdırlar."



Fakirliğin Zenginlikten Üstünlüğü Hakkındaki Rivayetler


Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah Musa b. İmran'a şöyle vahyetti: "Ey Musa! Kendisiyle açlığını giderdiğin bir parça arpa ekmeği ve kendisiyle çıplaklığını örttüğün bir parça kumaş ile hoşnut ol, musibetler ve zorluklar karşısında sabret. Dünyanın sana yöneldiğini görünce, "İnnalillah ve innaileyhiraciun. Bu dünyada bana ulaşan bir cezadır" de. Dünyanın sana sırt çevirdiğini ve fakirliğin sana yöneldiğini görünce de şöyle de: "Hoş geldin ey salihlerin örtüsü."


İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Fakirliğin zararı, zenginliğin sarhoşluğundan daha beğenilmiştir."


Fakirliğin Anlamı


Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanların en fakiri tamahkar kimsedir."


İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların en fakiri, zengin ve imkan sahibi olduğu halde hayatı kendisine daraltan ve malını başkaları için elinde bırakan kimsedir."


Fakir Kimdir?


Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ey insanlar! Size göre fakir kimdir?" Kendisine şöyle arzettiler: "Serveti olmayan kimsedir." Peygamber şöyle buyurdu: "Hayır, gerçek fakir, her ne kadar kendisinden sonra çok mal bıraksa da Allah nezdinde hesaba katacak hiçbir şeyi önceden göndermeyen kimsedir."


Zenginlik ve Fakirliğin Ölçüsü


Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Fakirlik iki çeşittir: Dünya fakirliği ve ahiret fakirliği. Dünya fakirliği ahiret zenginliğine sebep olur. Dünya zenginliği ise ahiret fakirliğine neden olur. Helak olmak ise dünyanın süslerine ve mallarına aşık olmaktır. Ahiret fakirliği ve ahiret azabı da budur."


Övülmüş ve Kınanmış Fakirlik


İmam Sadık (a.s), kendisine, Ebuzer'in, "Üç şey vardır ki insanlar ondan nefret eder ama ben onları severim: Ben ölümü, fakirliği ve belayı severim" sözü sorulunca şöyle buyurmuştur: "Bu konu insanların anladığı şekilde değildir. Aksine maksat şudur: Ben Allah'a itaat yolunda ölümü, Allah'a isyan ile iç içe olan hayattan daha çok severim. Ben Allah'a itaat yolunda fakirliği Allah'a isyan ile birlikte olan zenginlikten daha çok severim ve ben Allah'a itaat yolunda hastalık ve belayı Allah'a isyan ile birlikte olan sağlıktan daha çok severim."


Fakiri Aşağılamak


Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Biliniz ki her kim fakir bir müslümanı hafife alırsa, Allah'ın hakkını hafife almış olur ve Allah da kıyamet günü onu hafife alır; meğer ki tövbe etmiş olsun."


Peygamber hakeza şöyle buyurmuştur: "Herkim fakir bir Müslümanı yüce tutarsa kıyamet günü Allah'ı kendisinden hoşnut bir şekilde karşılar."


Fakirliği Ortadan Kaldıran Şey


İmam Ali (a.s), oğlu Hasan'a (a.s) yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: "Herkim iktisatlı hareket ederse, asla helak olmaz ve herkim de züht içinde yaşarsa asla fakir düşmez."


Fakirlik Getiren Şey


Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim kendisini fakir gösterirse fakir olur."


İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Odalarda örümcek ağlarının var olması fakirlik getirir. Hamamda idrar etmek fakirlik getirir. Cenabet halinde yemek fakirlik getirir. Dişleri ılgın ağacının dallarıyla temizlemek fakirlik getirir.

 

Ayakta durarak saçı taramak fakirlik getirir. Evde çerçöp bırakmak fakirlik getirir. Yalan yere yemin etmek fakirlik getirir. Zina etmek fakirlik getirir. İhtirası açığa vurmak fakirlik getirir. Akşam ve yatsı arasında uyumak fakirlik getirir. Güneş doğmadan önce uyumak fakirlik getirir. Geçiminde planlı olmamak fakirlik getirir.

 

Akrabalık bağlarını kesmek fakirlik getirir. Yalan söylemeyi adet edinmek fakirlik getirir. Çok şarkı dinlemek fakirlik getirir. Gece erkek bir dilenciyi reddetmek fakirlik getirir."


Fakirliğin Süsü


İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Fakirlik emanettir. O halde herkim onu gizli tutarsa bu işi ibadettir. Herkim onu aşikar kılarsa, Müslüman kardeşlerinin boynuna tasma takmıştır (onların boynuna sorumluluk yüklemiştir.)"
 

Fakirler Cennetin Hükümdarlarıdır


Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Fakirler cennet ehlinin hükümdarlarıdır. İnsanların tümü cennete iştiyak duyar ve cennet ise fakirlere iştiyak duyar."


Ne Mutlu Fakirlere


Resulullah (s.a.a) kendisine, "Pazarda çeşitli meyveler görüp canımız çektiği halde alamıyoruz bunun için bir sevabımız var mıdır?" diye soran fakirlere şöyle buyurmuştur: "Sevap bundan başka bir şey midir?"


İmam Sadık (a.s) Muhammed Hezzaz'a şöyle buyurmuştur: "Pazara gitmiyor musun? Satılan meyveleri ve canının çektiği şeyleri görmüyor musun?" Ben (Muhammed Hezzaz) şöyle arzettim: "Elbette görüyorum." İmam şöyle buyurdu: "Görüp de alamadığın şeyin karşılığında senin için bir iyilik vardır."

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler