14 Mayıs 2021 Cuma Saat:
20:21
31-01-2021
  

Ehlader Başkanı Pendik Camiî Hakkında Konuştu

Ehlibeyt Âlimleri Derneği Genel Başkanı Sayın Kadir Akaras İstanbul / Pendik / Yayalar Ehl-i Beyt Camiî Hakkında Konuştu.

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

Ehlibeyt Âlimleri Derneği Genel Başkanı Kadir Akaras Pendik Ehl-i Beyt Camiî konusunu bu haftaki Cuma hutbesinde değerlendirdi.

 

Akaras konuyla ilgili şunları söyledi:

 

İbadethanelerimizi Biz Yaparız..

 

Pendik Camiî'nde yaşanan olayların kısa bir özetini hem sizlere, hem de kamuoyuna bilgi verme açısından sumak istiyorum. Bildiğiniz üzere Ehl-i Beyt camileri ister yer temin etme noktasında, ister yapımı, isterse de onun yaşatılması noktasında camiamız kendi fedakârlıkları ile bunu yapar. Bu bizim Peygamber Efendimizden günümüze kadar olan geleneğimizdir ve fıkhımız da bize bunu emrediyor.

 

Ne Devlete ne de Millete Yük Olmayız..

 

Bir cami ve o camide yapılacak ibadetler toplumun öyle veya böyle bir kesimini temsil eder. Devlet olarak da bu konuyu ele aldığımız zaman, devlete herkes vergi veriyor; her mezhepten, her meşrepten, namaz kılanı-kılmayanı, Müslümanı gayrimüslimi bu vergiyi veriyor. Ama devletin bütçesi ile kıldırılan namaz, belli bir kesim için, %15 - %20'lik bir kesim bundan yaralanıyor. Burada öncelikle fıkhî bir sorun var. Biz bu konuda bu fıkhî sorunu aşmış durumdayız. Kendi paramızı veririz, kendi namazımızı, ibadetimizi yerine getiririz. Bu şekilde ne devletimize yük oluruz ne de milletimize.

 

Aynı zamanda camilerimizin her birinin de bir resmi derneği var ve bu birimler de Dernekler Masası’nda devletin resmi kurumlarınca kayıt altına alınmış ve takip edilmektedir.

 

Camiamızdan Bir Tane Dahi PKK ve FETÖ Üyesi Çıkmamıştır..

 

Öte yandan bugüne kadar Elhamdülillah yüz akıyla şunu diyebiliriz ki; hiçbir camimizden, hiçbir cemaatimizden ne PKK sempatizanı çıkmıştır, ne Fetöcü çıkmıştır, ne de millet ve devletine ihanet eden bir tek örneğimiz yoktur çok şükür.

 

İnancımıza Müdahil Olmadıkları Sürece Tüm Devlet Kurumlarına Saygı Duyarız..

 

Bunu söylemekle Diyanet İşleri Başkanlığı’nı da eleştirmek istemiyorum; o da kendi fıkhına göre, kendi içtihadına göre bunu uygun bulmuştur ve bunu da yapıyor. Dolayısıyla Ehl-i Sünnet camiası için de çok değerli bir kuruluştur. Devamlılığı konusunda ise Ehl-i Sünnet kardeşlerimiz karar verir. Kendilerine göre böyle bir kurumu yaşatırlar veya yaşatmazlar bu onların bileceği iştir. Orada olduğu sürece devletimizin bütün kurumları gibi saygın bir kurumdur ve biz de kendilerine saygı gösteririz. Ama şu şartla; bizim ibadetlerimize, bizim camilerimize bu anlamda müdahale etmesin.

 

Devletin Maaşlı Memuru İmam Olamaz!..

 

Bu bizim anayasal hakkımızdır. Bireysel ve toplumsal özgürlük hakları ve Uluslararası İnsan Hakları da bunu diyor. Bu hakkımız, taviz verilecek veyahut bu hakkımızdan vazgeçilebilecek bir durum değildir. En başta değindiğim gibi inancımızın zaruretlerinden birisidir. Biz bunları asla vazgeçmeyeceğiz. Bizim fıkhımıza göre devlet tarafından; bu devlet ister Türkiye Cumhuriyeti devleti olsun, ister İran İslam Cumhuriyeti olsun, ister Arabistan vb. olsun hiç fark etmiyor; 'Devletin Maaşlı Memuru İmam Olamaz!' Bu bizim İslam hukukumuza göre böyledir. Ehl-i Sünnet’e göre olabilir ve buna saygımız var. Ama bizim fıkhımıza göre olmuyor.

 

28 Şubat ve 'Başörtüsü İslam'da yoktur!' Söylemi..  

 

İsterseniz buna kısa bir örnek vereyim; 28 Şubat sürecinde Diyanet İşleri Başkanı Kur'an'ın apaçık emri olduğu halde ‘Başörtüsü İslam'da yoktur!’ dedi. O zaman ben Diyanet İşlerinde memur olmuş olsaydım; ben de bunu demek zorunda kalırdım. Dolayısıyla memur olduğun zaman devletin politikalarını bu manada uygulamak zorundasın. Hükümetler değişir, birisi gelir der ki; ‘faiz de helaldır!’ Biz de deme zorunda kalırız. ‘Başörtüsü yoktur!’ der biz de yoktur deme zorunda kalırız. Onun için bizim fıkhımıza göre devlet tarafından atanan imam cemaate imam olamaz ve onun arkasında namaz kılınamaz.

 

Ayetullah Mekarim Şirazî Polemiği..

 

Bir de Ayetullah Mekarim Şirazî’ye atfedilen bir konu var. Ayetullah Mekarim Şirazî yardım konusunu demekte. Maaş konusunu değil. Burada bu hassas detayı da gözden kaçırmayalım. Örneğin Diyanet İşleri Başkanlığı camilerimize maddi destek olma noktasında bize yardım etmek istiyor ya da Cumhurbaşkanlığı yardım etmek istiyor bunda hiçbir sorun yok. Ayetullah Mekarim Şirazî’nin yardım ve desteklerden yararlanabilirsiniz cümlesini oraya buraya çekmeye gerek yok.  Ama maaşlı olmak başka bir olaydır. Buna da izin yok!.

 

Diyanet İşleri ve Pendik Ehlibeyt Camiî..

 

Pendik olaylarında 2020 senesi yani geçen yıl henüz Pandemi süreci başlamadan önce, orada çok değerli bir amcamız, caminin yapımında da çokça zahmet çeken cemaatimizden bir amcamız dernek başkanlığı seçimlerinde kendini kenarda bulunca inat edip Diyanet İşlerine ve müftülüğe giderek 'bize bir hoca tayin edin!' dedi; müftülük de bu amcamızın isteği üzerine bir hoca atadı. Bu amcamızın da kötü niyetli olduğuna inanmıyorum. Fıkhımızı bilmediğinden dolayı, yıllardır bu fıkhın içerisinde olmadığından ötürü böyle bir talepte bulundu. Onlar da bu talebi karşıladı.

 

Peki, ne oldu? 8 aydır bu hocanın arkasında Murat amca ve birkaç tanıdığı hariç namaz kılan yok. Seçimi kaybetmenin hırçınlığı ile sorun başlatıyor. Şimdi böyle bir durumda biz o günden günümüze kadar Ankara'da Diyanet İşleri Başkanlığı ile milletvekillerimizle, bakanlarla burada ise İstanbul müftüsü ve bölge müftülükleriyle görüştük.

 

Biz Taşkınlık Taraftarı Değiliz..

 

Metanetle, sabırla yolumuza devam ettik. Biz taşkınlık taraftarı değiliz, biz kavga istemiyoruz; ne devletimizle, ne Diyanetle, ne müftülükle ve ne de kendi cemaatimizle. Kimileri duygusal davranıyor; ‘gidelim, vuralım-kıralım!’ buna asla gerek yok. Maşa ile tutabileceğimiz bir ateşi neden elimizle tutup elimizi yakalım. Sükûnetle, metanet içerisinde yavaş yavaş bu sorun çözülme noktasına geliyor; birkaç defa da çözülme noktasına getirildi ama maalesef dışarıdan yine o diyanet tarafından atanan hocaların müdahalesi ile Murat amcayı vazgeçirdiler ve yine bu sorun devam etme durumuna geldi.

 

Sorun; dediğim gibi bizim kendi içimizden birisinin talebi doğrultusunda başlamıştır. Diyanet de böyle bir şey yapmıştır, yanlış olduğunu da anlamışlar ve umut ediyorum ki bu yanlış anlaşılmayı da düzeltme noktasında adımlar atacaklardır ve konunun halli için de birkaç adım kalmıştır. İnşallah sabırla, metanetle, birlik içerisinde ve iyi niyetle; kimse kimseyi suçlamadan, kimse kimseye güç gösterisi yapmadan bu meseleyi de hallederiz ve çözümünü İnşallah yakın bir zamanda görürüz.

 

Oradaki kardeşlerimize başarılar diliyoruz. Allah Teâla onları muvaffak eylesin. Bizler bu topraklar üzerinde inancımızı, fıkhımızı ve geleneğimizi özgürce yaşamak istiyoruz. Devletimize ve milletimize karşı vefalı bir toplum yapısını koruma noktasında da hepimiz el birliği içerisinde olduk ve olmaya da devam edeceğiz ama inancımızda özgürce yaşamayı temin etme noktasında herkesten bu duyarlılığı da beklemekteyiz.

 

 

Ehlader HABER

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler