08 Aralık 2021 Çarşamba Saat:
16:50
06-08-2021
  

Evlilik Teklifi ve Kız İsteme

Resul-i Ekrem’in (s.a.a) Hz. Hatice (s.a) ile evliliğinde ilk teklifin Hatice validemiz tarafından geldiği geçmiştir.

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

Dünya kültürlerinin çoğunda ve bunlardan biri olarak da İslam kültüründe büyük bir önemi olan evlilik öncesi örf ve ananelerden biri de evlilik teklifi ve normalde kadının müstakbel kocasının ailesi ve yakınları tarafından yapılan görücülük ve kız isteme merasimidir. Bu gelenek bazen önemli cinsiyet sonuçlarına sebep olduğundan, bu konuyu kısaca inceliyoruz.

 

Dikkat edilmesi gereken mesele şudur: Geleneksel evlilik teklifi ve görücülük modeli erkek ve kadının eş seçimindeki özgürlüklerini dengesiz bir şekilde kısıtlarken bu modeli nasıl izah edebiliriz? Bu modele göre, seçim dairesi erkekler için çok geniştir. Yani evlenmeye karar veren erkeklerin önemli bir sınırlandırma olmadan birçok seçeneği inceleyip değerlendirme ve istediği eşi buluncaya kadar araştırmasını sürdürme imkânına sahiplerken, kadın hakkında, hatta “evlenmeye karar vermiştir” ifadesinin kullanılması bile doğru olmayabilir. Çünkü kadın sadece genel olarak evliliğe hazır olduğunu bildiriyor ve ondan sonra “şayet” görücü veya görücülerin çıkıp ona evlilik teklif etmesini beklemesi gerekiyor. Kadın sadece o zaman kendisinin belirlemede rolü olmadığı bu görücüleri değerlendirip karar verme imkânına sahip oluyor. Ayrıca, bu aşamada da kadının manevra gücü sınırlıdır. Çünkü genellikle sınırlı seçeneklerle karşı karşıyadır ve herhangi bir sebeple onlara olumsuz bir cevap verecek olursa, uygun fırsatları kaçırma tehlikesini kabullenmesi gerekiyor. Böylece, ya sürekli bekâr kalmayı seçer ya da zamanın geçmesi ve yaşının ilerlemesi sebebiyle uygun olmayan bir evliliği kabullenmek zorunda kalır.

 

Bu mesele hakkında İslam’ın görüşünü açıklarken, her şeyden önce görücülük ile evlilik teklifi kavramını birbirinden ayırmak gerekiyor. Görücülüğün genellikle bir nevi teşrifat boyutu vardır ve normalde tarafların tanışıp ilk anlaşmalarından sonra gerçekleşir. Dolayısıyla görücülüğün bu sorunların ortaya çıkmasında önemli bir rolü olabileceğini sanmıyoruz. Bilakis, genellikle bu âdet ve ananeler çeşitli kültürlerde kadın ve erkekteki farklı ihtiyaçların varlığını anlatmaktadır. Bu ihtiyaçlar erkek ve onun akrabalarının kız istemeye gitmesine ve karşı tarafa hediyeler vermesine sebep oluyor ve şüphesiz, bu prosedür kadının kişilik ve saygınlığının korunmasında çok etkilidir.[1] İslam bu geleneği gerekli kabul etmiyor, fakat Resul-i Ekrem (s.a.a) ve Ehlibeyt’in (a.s) icraatı, aynı şekilde Müslümanların genelinin uygulamaları bunun bir öncelikli olarak onaylandığını ortaya koymaktadır.[2]

 

Ama evlilik teklifi meselesi için farklı bir açıklamaya gerek vardır. Burada da doğal farklılıklar, erkek ve kadının cinsel ihtiyaçları arasındaki fark temel bir rol ifa etmekte ve çoğu yerlerde erkeklerin evlilik teklifi yapmalarını gerektirmektedir. Buna rağmen, İslam evlilik teklifinin kadın veya akrabaları tarafından yapılmasına da karşı gelmemiştir. Aksine, bazı şartlarda bu hareket güzel bir girişim ve hatta farz bile sayılabilir. İslam metinlerinde bu iddia için çeşitli sözlü ve amelî örnekler bulabiliriz. Örneğin Kur’ân-ı Kerim’de Hz. Musa’nın (a.s) Hz. Şuayb’ın (a.s) kızı ile evlenmesi kıssasında ilk teklifin kızın babası tarafından yapıldığına işaret edilmiştir.[3] 

 

Yine tarih ve rivayet kaynaklarında, Resul-i Ekrem’in (s.a.a) Hz. Hatice (s.a) ile evliliğinde ilk teklifin Hz. Hatice tarafından geldiği geçmiştir. Bazı tarihçiler bu teklifin direkt ve aracısız olarak ve diğer bazıları da başka bir kadının aracılığı ile yapıldığını bildirmişlerdir.[4] Bunun dışında, muteber bir rivayette şöyle geçiyor:

 

Bir kadın Allah Resulü’nün (s.a.a) huzuruna gelerek, “Beni bir kişi ile evlendir.” dedi. Peygamberimiz [oradaki topluluğa hitaben], “Kim bu kadının isteğini yerine getirecek?” buyurunca birisi ayağa kalkarak, “Ey Allah’ın Resulü! Ben…” dedi.[5]

 

Diğer bir muteber rivayette de şöyle geçtiğini görmekteyiz: İmam Cafer Sadık (a.s) bir erkeğe evlilik teklifinde bulunan ama bakire olmayan biri hakkında, “Onun seçme hakkı vardır…” buyurdu.[6] Burada şunu da hatırlatalım ki, Ehlisünnet ulemasının eserlerinde de evlilik teklifinin kadının akrabaları tarafından yapılmasının caiz olduğu vurgulanmıştır.[7]

 

Dolayısıyla evlilik teklifinin kadın veya onun akrabaları tarafından yapılması modeli din açısından savunulabilir. Ayrıca, yukarıda geçen dinî belgelerin apaçık bir şekilde ortaya koyduğu gibi, bu model direkt olarak kadının teklifi, kadının ailesinin veya yakın akrabalarının teklifi, arkadaşlarının teklifi şeklinde veya diğer aracı kişiler tarafından gerçekleşebilir. Bu modelin dinî metinlerde önemle vurgulanan aracılık mekanizmasıyla[8] birleştirilmesi sayesinde daha açıkladığımız kültürel engeller büyük ölçüde ortadan kalkacaktır. Özellikle toplumsal iletişim araçlarının gelişmesi, aracılık metodunun nitelik ve nicelik bakımından imkânının ilerlemesini sağlar. Bu nedenle, bunun uygulanması için İslamî değerlerin muhafaza edilmesi, kadınların ve ailelerinin toplumsal yönlerinin korunması çerçevesinde çok büyük yararları olabilecek birtakım merkezler oluşturulabilir.

 

Burada şunu da belirtelim ki, meseleyi söz konusu ederken yapılan açıklama, bir nevi indirgemeciliğe/azaltma yönelikli algılamayı teklin edebilir ki bunun sonucunda, kızların bekâr kalmaları veya onların istenmedik evliliklere rıza göstermeleri gibi sorunlar sırf geleneksel evlilik teklifi modelinden kaynaklanır. Oysa yeni değerlerin, bakış açılarının ve tutumların yaygınlaşması gibi diğer etkenler bu konuda önemli bir rol ifa etmektedirler ki, burada özellikle, eşlerin çeşitli alanlarda denk olmalarının gerekliliğine dayanan evlilik hayatından beklentilerin yükselmesi ve eş seçiminde sıkı ölçülerin yayılmasına işaret edebiliriz. Dolayısıyla bu gibi sorunları doğru bir şekilde halletmek için çok boyutlu bir bakışa ve yüzeysel bakıştan kaçınmaya gerek vardır. 

 

 

 

 


[1]     Bu konuda bk. Mutahharî, Nizam-i Hukuk-i Zen Der İslam, s.47.

[2]     Örnek olarak, Resul-i Ekrem’in (s.a.a) Hz. Hatice ve Ümmü Seleme’ye elçiliği için bk. en-Nevebî, Müstedreku’l-Vesail, h. 14, s. 204 ve 415. Yine Emirü’l-Müminin Ali’nin (a.s) Hz. Fatıma’ya (s.a) elçiliği için bk. Vesailu’ş-Şia, c.14, Akdu’n-Nikâh bablarından bab: 5, s. 206 ve Muhammed b. Süleyman el-Kufî, Menakıbu’l-İmam Emiri’l-Müminin (a.s), c.1, s.290.

[3]     Kasas, 27.

[4]     el-Meclisî, Biharu’l-Envar, c.16, s.3 ve el-Himyerî, es-Siretu’n-Nebeviyye, c.1, s.189.

[5]     Vesailu’ş-Şia, c.14, Akdu’n-Nikâh bablarından 1. bab, s.195.

[6]     Age. Akdu’n-Nikâh bablarından 3. bab, s.202, h. 4. Evlilik teklifinin kadın veya onun akrabaları tarafından yapılması hakkında yine bk. age, s.25, h. 3, ve s.44, h. 2, ve s.443, h. 9, ve s.458, h. 7.

[7]     eş-Şevkanî, Fethu’l-Kadir, c.4, s.169 ve el-Ensarî, Tefsir-i Kurtubî, c.13, s.271.

[8]     Vesailu’ş-Şia, c.14, Mukaddimatu’n-Nikâh bablarından 12. bab, s.26-27.

 

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler