04 Ağustos 2021 Çarşamba Saat:
10:00
30-03-2021
  

İhtilafların Makul ve Adilane Çözümü

Güçlü, saygın ve çekip çeviren bir yöneticisi olmayan bir toplumun hayatını sürdürmesi imkânsızdır.

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

İslamî bir toplum ve ailede hiçbir ihtilaf ve anlaşmazlığın çıkmayacağı tasavvur edilebilir. Fakat bu tasavvur doğru değildir. Her ailede birtakım ihtilaf ve anlaşmazlıklar ortaya çıkabilir. Burada maksat şudur: İslamî bakış açısına göre ailenin temeli sükûnet, huzur ve güven üzerinedir, ihtilaflar ise geçicidir ve asla bu temeli gevşetmemelidir. Asıl hedef ve genel çerçeve elimizde bulunduğu sürece azıcık yoldan çıksak dahi hızla geri dönebilir ve asıl yolu teşhis edebiliriz. Aziz İslam dini, ailevi ihtilafların çözümü için makul ve adilane yolları eşlerin önüne sermiştir.

 

Meşveretin vurgulanması, erkeğin ailenin velisi olması, hakemlik olgusu, esneklik göstermek ve göz yummak gibi olguların tümü, gerginliğe yol açacak durumlarda aile temellerinin gevşemesini önlemek için öngörülmüş olabilir. Bu ilkeleri dikkate almak, ailedeki sevgi ikliminin bozulmasını engeller. Herhangi bir sebeple ailede birtakım ihtilaflar çıktığında onu çözmenin en iyi yollarından biri meşveret ederek ortak düşüncede buluşmaktır. Meşveret sayesinde farklı istekler ortak bir isteğe veya çelişkili programlar tek bir programa dönüştürülebilir. Örneğin; Yüce Allah Kur’an’da çocuğa süt vermenin şekli ve süresi konusunda baba ile anne arasındaki ihtilafı gündeme getirmiş ve bundan çıkış yolunun, meşveretle ortak düşünceye varmak olduğunu beyan etmiştir:

 

 فَإِنْ أَرادا فِصالاً عَنْ تَراضٍ مِنْهُما وَ تَشاوُرٍ فَلا جُناحَ عَلَيْهِما وَ إِنْ أَرَدْتُمْ أَنْ تَسْتَرْضِعُوا أَوْلادَكُمْ فَلا جُناحَ عَلَيْكُمْ إِذا سَلَّمْتُمْ ما آتَيْتُمْ بِالْمَعْرُوفِ وَ اتَّقُوا اللّٰهَ وَ اعْلَمُوا أَنَّ اللّٰهَ بِما تَعْمَلُونَ بَصير

 

“Anne ve baba, aralarında anlaşarak ve danışarak (çocuğu erken) sütten kesmek isterse, onlara bir günah yoktur. Eğer (sütanne tutup) çocuklarınızı emzirtmek isterseniz, vereceğinizi örfe uygun bir şekilde ödediğiniz takdirde, size bir günah yoktur. Allah’tan korkun ve bilin ki, Allah yaptığınız işleri görür.” [1]

 

Bununla birlikte ailevi hayatta meşveretle kesin bir sonuca varılamayacak birtakım ihtilafların çıkması da mümkündür. Böyle bir durumun devam etmesi aile yapısına telafisi mümkün olmayan bir darbe indirebilir. Dolayısıyla bu tür durumlarda başka bir tedbir düşünmek gerekir. Bu tür yerlerde İslam dini erkeği ailenin kayyumu olarak tanımlamıştır. Ayette şöyle buyurmuştur: Erkekler kadınlara yönetici ve koruyucudurlar.

 

الرِّجالُ قَوَّامُونَ عَلَى النِّساء

 

“Erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur."[2]

 

Bu hükmün hukuksal veçhesi olmakla birlikte ahlaki yönü daha çok ön plana çıkmaktadır. Güçlü, saygın ve çekip çeviren bir yöneticisi olmayan bir toplumun hayatını sürdürmesi imkânsızdır. Her sosyal toplulukta kritik ve kaotik durumlarda son sözü söyleyecek bir kişi bulunmazsa, kesinlikle o topluluk sosyal kimliğini kaybeder. Bu hakkın erkeğe verilmiş olması ona aile ortamında başına buyruk, gönlü istediği şekilde ve zorbalıkla hareket edebilme hakkı verildiği anlamına gelmez. Bir yönetici ve rehberin riayet etmek zorunda olduğu tüm şartlar daha küçük ölçekte aile yöneticisi hakkında da uygulamaya konulur. Erkek bu mesuliyeti yerine getirirken asla din ve akıl dairesinin dışına çıkamaz.

 

Tüm bunlarla birlikte bazen erkeğin bile çözemeyeceği birtakım zorluk ve ihtilaflar ortaya çıkabilir. Bu tür koşullarda İslam dini aile ortamını dağılmaktan korumak için sulh ve barış ilkesini gündeme getirmiştir. Yani eğer dini ve yasal haklar üzerinde ayak diretilmesi aile yapısının dağılmasına sebep olacaksa, İslam dini böyle bir durumda barış ve esnekliği tavsiye etmiştir:

 

 وَ إِنِ امْرَأَةٌ خافَتْ مِنْ بَعْلِها نُشُوزاً أَوْ إِعْراضاً فَلا جُناحَ عَلَيْهِما أَنْ يُصْلِحا بَيْنَهُما صُلْحاً وَ الصُّلْحُ خَيْرٌ

 

“Eğer bir kadın kocasının geçimsizlik veya ilgisizliğinden endişe ederse, (bazı haklarından vazgeçmekle de olsa) barışmalarında her ikisine de bir günah yoktur ve barış daha iyidir.” [3]

 

Eğer ailevi müşküller ve ihtilaflar yukarıda zikrettiğimiz yolların hiçbiriyle hallolmazsa, İslam; deneyimli ve iyiliksever kişilerden destek alınmasını ve onların eşler arasında hakemlik yapmasını tavsiye etmiştir:

 

 وَ إِنْ خِفْتُمْ شِقاقَ بَيْنِهِما فَابْعَثُوا حَكَماً مِنْ أَهْلِهِ وَ حَكَماً مِنْ أَهْلِها إِنْ يُريدا إِصْلاحاً يُوَفِّقِ اللّٰهُ بَيْنَهُما إِنَّ اللّٰهَ كانَ عَليماً خَبيرا 

 

“İkisinin birbirinden ayrılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin Eğer bu hakemler aralarının düzelmesini isterlerse, Allah aralarını bulur. Şüphesiz, Allah bilendir ve haberdardır. (Herkesin niyetinden haberdardır).” [4]

 

Bilahare eğer yine de hiçbir şekilde aile kurumunu korumak ve dağılmasını engellemek mümkün olmazsa, İslam’ın sunduğu son çare, adil bir şekilde boşanmak ve ayrılmaktır. Elbette İslam açısından boşanmak istenmeyen ve beğenilmeyen bir çözüm olup, sadece aile yaşantısının hiçbir şekilde sürdürülmesinin mümkün olmadığı durumlarda caiz görülmüştür.

 

 يا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِذا طَلَّقْتُمُ النِّساءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَ أَحْصُوا الْعِدَّةَ وَ اتَّقُوا اللّٰهَ رَبَّكُمْ لا تُخْرِجُوهُنَّ مِنْ بُيُوتِهِنَّ وَ لا يَخْرُجْنَ إِلاَّ أَنْ يَأْتينَ بِفاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ وَ تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِ وَ مَنْ يَتَعَدَّ حُدُودَ اللّٰهِ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُ لا تَدْري لَعَلَّ اللّٰهَ يُحْدِثُ بَعْدَ ذلِكَ أَمْراً فَإِذا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ فارِقُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَ أَشْهِدُوا ذَوَيْ عَدْلٍ مِنْكُمْ وَ أَقيمُوا الشَّهادَةَ لِلّٰهِ ذلِكُمْ يُوعَظُ بِهِ مَنْ كانَ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَ الْيَوْمِ الْآخِرِ وَ مَنْ يَتَّقِ اللّٰهَ يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجا 

 

“Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınız zaman, iddet sürelerini gözeterek boşayın. İddeti sayın. Rabbiniz olan Allah’tan korkun. Apaçık bir kötü iş (fuhuş) yapmaları durumu dışında onları evlerinden çıkarmayın ve kendileri de (evlerinden) çıkmasınlar. İşte bunlar, Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, kendi nefsine zulmetmiştir. Bilmezsin, belki Allah bundan sonra (yeni) bir durum ortaya çıkarır. Sürelerini doldurduklarında ya iyilikle onları tutun veya iyilikle onlardan ayrılın ve içinizden adalet sahibi iki kişiyi de şahit tutun. Allah için şahitliği doğru yapın. İşte Allah’a ve kıyamet gününe iman eden kimselere öğütlenen budur. Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu sağlar.” [5]

 

 

 

 


[1]     Bakara ,233.

[2]     Nisa, 34.

[3]     Nisa, 128.

[4]     Nisa ,35.

[5]     Talak ,1-2 (Ayrıca bkz. Talak 6-7, Ahzab 49, Bakara 231-232 ve 236-237).

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler