17 Ağustos 2022 Çarşamba Saat:
00:39

İslam Ümmetinin Vahdetinin Semantiği

28-06-2019 20:54


 

 

 

 

 

 

 

 

Rehberlik Makamının Düşüncesinde İslam Ümmetinin Vahdetinin Semantiği

 

 

Mukaddime

 

Çağımızda İslam ülkelerinin temel meselelerinden biri, İslam'ın tek ümmet idealine ulaşmaktır. Başta Afganistan, Irak, Lübnan, Filistin, Suriye ve Yemen olmak üzere Müslümanların siyasi ve toplumsal coğrafyası, Ortadoğu'da Müslümanların yaşadığı bölgede son yıllarda yaşanan gelişmeler, Müslümanlara karşı muannid ve müstekbir hükümet liderlerinin aleni ve bazen de gizli açıklamaları üzerinde biraz düşünüldüğünde İslam birliğinin günümüzde göstermelik ve sembolik bir slogan ve hareket olmadığı, bilakis Müslümanların kaderi ve İslam için içleri yananların ilk önceliği, bir ihtiyaç ve zaruret olduğu gerçeği anlaşılmaktadır. Müslümanlar arasındaki vahdet ve dayanışma, Allah'ın kelamı ve Nebevî sünnetin vurgulayarak çokça üzerinde durduğu hayli önemli ve temel meselelerden biridir. Allah Kur'an-ı Kerim'de Müslümanları birbirine karşı ittihat ve ülfete çağırmıştır:

 

وَٱعْتَصِمُوا۟ بِحَبْلِ ٱللَّهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا۟Âl-i İmran/103 

 

Peygamber de (s) Müslümanları birliği koruma ve tefrikadan kaçınmayı tavsiye etmekte ve şöyle buyurmaktadır:

“Ey insanlar, cemaatle birlikte olun. Çünkü Allah'ın eli cemaatle birliktedir. Asla tefrikaya düşmeyin.” (Kenzu'l-Ummal, c. 1, s. 206)

 

Yine Rasül-i Ekrem (s) Medine'de bulunduğu dönemin başlarında Müslümanlar ile Yahudiler arasında bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşmanın muhtelif maddelerine bakıldığında ihtilafları ortadan kaldırma ve siyasi birliği sağlama amacı görülecektir.

 

İslam Peygamberi, bir sözünde İslam toplumunu bir tek bedene benzeterek şöyle buyurur:

 

“Müminler, birbirlerine şefkatli olma ve ahenk içinde davranmada bir beden gibidir. İnsanın bazı uzuvları acı çektiğinde bedenin diğer organları da buna tepki verir, ateş ve uykusuzluğa düçar olur.” (Biharu'l-Envar, c.15, s.287)

 

İslam dünyasında önde gelen mütefekkirler ve düşünürler İslam ümmetinin vahdet, ittihad ve insicamı meselesiyle ilgili dikkat çekici gayretler sarfetmiştir. Vahdet konusundaki bariz simalar arasında, talebesi Şeyh Muhammed Abduh ile birlikte Seyyid Cemaleddin Esedabadi vardır. Yine Şia fıkhına tabi olunacağına fetva veren ve Şia mezhebini Ehl-i Sünnet'n dört fıkıh mezhebiyle aynı hizada tanıyan Mısır el-Ezher üniversitesi başkanı Şeyh Mahmud Şeltut, vahdet idealinin gerçekleşmesi yolunda büyük gayret göstermiştir. Şeyh Mahmud Şeltut tarafından Kahire'de Daru't-Takrib Beyne'l-Mezahibi'l-İslamiyye merkezinin kurulması çok etkili oldu.

 

Öte yandan Ayetullah Burucerdi'nin, Şia mezhebinin fıkıh mezheplerinden biri olarak tanınması yönündeki çabaları da takdire değer bir rol oynadı. İmam Humeyni'nin 1964 yılından başlayarak ve 1979'da İslam devriminin vuku bulmasından sonraki gayretleri vahdet meselesinde yeni bir fasıl açılmasında kilometre taşı olmuştur. Günümüzde İslam ülkeleri arasında da İmam Humeyni'nin talebesi, Rehberlik Makamı İslam dünyasında vahdete çağıran ciddi isimdir. Bu nedenle bu makalede, kendisi açısından vahdetin semantiğini açıklamaya çalışacağız.

 

Elinizdeki makalenin asli sorusu şudur: İran İslam Cumhuriyeti Rehber-i Muazzamı Ayetullah Hamenei bakışaçısına göre İslam ümmetinin vahdet ve insicamı ne anlama gelmektedir? Acaba vahdet, mezheplerin değişmesi midir? Vahdet, mezheplerin ortadan kaldırılması ve İslam'ın vurgulanması mıdır?

 

Mevcut araştırmada kütüphane metoduyla analitik ve betimleyici yaklaşımla Ayetullah Hamenei'nin görüşünü eser ve konuşmalarından çıkarmaya çalışacak ve insicamlı bir teori şeklinde sunacağız. Kendisinin bu konudaki görüşünün bir özetini birkaç önerme formunda beyan edeceğiz. Fırsat olduğunda bu önermelerin her birini ayrıntılı olarak izah edeceğiz.

 

Önerme 1: Rehberlik Makamı'na göre İslam dünyası sahasında dışpolitikada en önemli ve en kilit ilke, İslami vahdet ve insicam ilkesidir.

 

Önerme 2: Rehberlik Makamı'na göre İslami vahdet ve insicam stratejik bir meseledir, sadece bir taktik olarak görülemez.

 

Önerme 3: Rehberlik Makamı'na göre Müslümanlar arasında ittihad, muhtelif fırkaların ve Müslümanların kendilerine has kelami ve fıkhi inançlarından vazgeçmesi anlamına gelmez. Bilakis Müslümanlar mezhebi kimliklerini (kelami ve fıkhi) koruyarak aralarında gönül birliği ve kalbi ülfet tesis etmelidir.

 

Önerme 4: İslami insicam ve ittihad, çeşitli mezheplerin takipçilerinin, mezhebi farklılıkları mevcut bulunmakla birlikte ortak eğilim içinde olmaları anlamına gelir. Çünkü fikri ve mezhebi çeşitliliği ortadan kaldırmak mümkün değildir.

 

Önerme 5: İslami insicam ve ittihadın ekseni Kur'an, Nebiyy-i Ekrem'in (s) sünneti ve İslam şeriatıdır.

 

Önerme 6: Rehberlik Makamı'na göre ne Şii, ne Sünni olmak manasında vahdet doğru değildir. Aksine vahdet, mezhebi kimliği koruyarak varedilmelidir. Çünkü bütün İslami fırkaların mirası kültürel birikim olarak korunmalıdır.

 

Rehberlik Makamı'nın sözü:

 

“Eğer Şii ve Sünni yanyana durmalı diyorsak, bu, Şii Şii kalsın, Sünni de Sünni kalsın demektir. Ehl-i Sünnet âlemine vahdetten Şii olmalarını kastettiğimizi ne zaman söyledik?! İsteyen Şii olur. İlmî yoldan ve âlimane tartışmayla Şii oluyorsa olur. Gidip kendi işini yapmakta özgürdür. Biz kimseye mezhebinizi değiştirin demeyiz. Biz, Şii ve Sünninin daima aklının başında olmasını söyleriz. Nitekim, Allah'a hamdolsun, İslam devrimi döneminde ülkemizde müşahede ettiğimiz gibi. Düşmanların bunların ihtilaflarını suistimal etmesine izin vermemelidirler. Vahdet haftası düzenlenmesi bunu içindir.”

 

Önerme 7: Stratejik vahdet. Rehberlik Makamı'na göre vahdet stratejik anlamdadır. Yani İslam'ın müşterek ilkeleri temelinde İslam dünyasının ortak düşmanına karşı pratik birlik ve dayanışma. Çünkü İslam âlemi, İslam ülkelerinin kaynakları ve rezervleri hedef alınmış durumdadır.

 

Önerme 8: İslam dünyanın ihtilafları, büyük güçlerin tamahını cezbeden yıkıcı noktadır.

 

Önerme 9: Rehberlik Makamı'na göre İslami vahdet ve insicam düşüncesi kelami veya fıkhi bir düşünce değildir. Bilakis sosyal bir düşüncedir.

 

Önerme 10: Rehberlik Makamı'nın ifadelerinde İngiliz Şiiliği olarak geçen Şia'daki aşırılıkçı akımlar ve Sünnilikteki Amerikan Sünniliği, Şiilik ve Sünniliği değerlendirmenin kriteri değildir. Aksine bunlar, Müslümanlar arasında ihtilaf çıkarmayı amaçlayan hegemonik düzene vekalet etmektedir.

 

Önerme 11: Rehberlik Makamı'nın nazariyesinin temelleri.

 

Akli temeller: Davranış çoğulculuğu.

 

Kur'ani temeller:

 

وَإِنَّ هَٰذِهِۦٓ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَأَنَا۠ رَبُّكُمْ فَٱتَّقُونِ(Mü'minun/52)

 

وَٱعْتَصِمُوا۟ بِٱللَّهِ هُوَ مَوْلَىٰكُمْ ۖ فَنِعْمَ ٱلْمَوْلَىٰ وَنِعْمَ ٱلنَّصِيرُ (Hacc/78)

 

وَٱعْتَصِمُوا۟ بِحَبْلِ ٱللَّهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا۟ ۚ وَٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَآءً فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِۦٓ إِخْوَٰنًا وَكُنتُمْ عَلَىٰ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ ٱلنَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا ۗ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ (Âl-i İmran/103)

 

أَقِيمُوا۟ ٱلدِّينَ وَلَا تَتَفَرَّقُوا۟ فِيهِ(Şura/13)

 

وَلَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ تَفَرَّقُوا۟ وَٱخْتَلَفُوا۟ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ وَأُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ(Âl-i İmran/105)

 

وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَلَا تَنَٰزَعُوا۟ فَتَفْشَلُوا۟ وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ ۖ وَٱصْبِرُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلصَّٰبِرِينَ(Enfal/46)

 

Nakli temeller:

 

قال النبی (ص) ألمؤمنون إخوة تتکافؤ دماؤهم وهم ید علی من سواهم(Usul-i Kafi, cilt 1, s. 404)

 

قال النبی (ص) ألمؤمن للمؤمن کالبنیان المرصوص یشد بعضه بعضا(Sahih-i Müslim, c. 4, s. 1999, Nehcu'l-Fesaha, hadis 3103)

 

قال النبی (ص) ألجماعة رحمة الفرقة عذاب(Nehcu'l-Fesaha, hadis 1323)

 

قال النبی (ص) لا تختلفوا فإن من کان قبلکم اختلفوا فهلکوا(Kenzu'l-Ummal, hadis 894)

 

قال علی (ع) فإن ید الله علی الجماعة و ایاکم و الفرقة فإن الشاذ من الناس للشیطان کما أن الشاذ من الغنم للذئب(Şerh-i Nehcu'l-Belağa, c.8, s. 112)

 

قال النبی (ص) مَن فارق جماعة المسلمین فقد خلع ربقة الاسلام من عنقه(Şeyh Tusi, Emali, s. 297)

 

Fetva temelleri:

 

Rehberlik Makamı, bir fetva talebine şöyle cevap verdi: “Ehl-i Sünnet kardeşlerimizin simgelerine saygısızlık, bu cümleden olarak İslam Peygamberinin (s) eşlerinden birine [Aişe] hakaret haramdır. Bu mevzu bütün peygamberlerin eşlerini, özellikle Seyyidu'l-Enbiya Peygamber- A'zam Hazret-i Muhammed'i (s) kapsamaktadır.”

 

Rehberlik Makamı şöyle demiştir: “Cahillik ve gaflet ya da bazen garezle -buna da rastlıyoruz ve Şiiler arasında meseleleri sadece cahillik olmayan, bilakis ihtilaf çıkarmaya memur edilmiş bazı kimseleri tanıyoruz- Ehl-i Sünnet'in mukaddeslerine hakaret eden Şiilerle ilgili olarak söylüyorum, her iki grubun davranışı da şer'an haramdır ve kanuna aykırıdır.”

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !