27 Ocak 2022 Perşembe Saat:
14:23

Keşke…

13-01-2022 11:24


 

 

 

 

 

 

 

Musa AYDIN

 

 

* Keşke insanlar, okuduklarını gereği gibi anlayabilselerdi de…

 

* Keşke insanlar, kitabi eserlerden çok kâinat kitabını okuyabilselerdi. O zaman gördükleri her yaprağın bir kitap olduğunu fark ederlerdi. O zaman yazdıkları her satıra kâinatı sığdırabilirlerdi..

 

* Keşke insanın okuduğu veya yazdığı her kitap onun için bir hicap olmasaydı…

 

* Keşke insan, keşke demeyecek şekilde hayatını şekillendirebilseydi…

 

* Keşke insan, her pişmanlığını, pişmanlıklardan uzaklaşmaya bir vesile, mutluluklara yükselecek bir merdiven olarak kullanabilseydi…

 

* Keşke insan bir hayvandan, bir bitkiden farkını anlayıp da öyle yaşasaydı…

 

* Keşke insan bir an önce büyüdüğünü fark ederek emziklere kanmasaydı…

 

* Keşke insan âlemdeki sahtelerle gerçekleri ayırt edebilecek kadar sarraflaşabilseydi…

 

* Keşke insan birkaç günlüğüne yaşayacağı bir yere değil, ebediyen barınacağı diyara münasip yaşasaydı.

 

* Keşke insan duyularıyla tattığı, algıladığı lezzetlerden öte, tarifi asla mümkün olmayan hazların, lezzetlerin olduğunu anlayabilseydi; o zaman asıl yatırımını da nelere yapması gerektiğini anlardı…


* Keşke bazıları, abidlerin ibadetten, âlimlerin ilimden, ariflerin irfandan, sanatçıların sanattan, yardım severlerin yardımdan aldığı hazzın binde birini algılasalardı…

 

* Keşke insan ölümün bir bitiş değil, başlangıç olduğuna yakin etseydi…

 

* Keşke insan evcilik oynayan bir çocuğun, kurduğu evin yıkıldığını gördüğünde “Kim ve neden bunu yaptı?” diye soru soracak kadar kainat hakkında merak ve fikir sahibi olabilseydi?!

 

* Keşke insan maddi alış-verişlerinde gösterdiği hassasiyet ve dikkatin binde birini, en değerli varlığını, yani özünü ve ömür sermayesini harcarken de gösterseydi de bu kadar ucuza, hatta bazen yok pahasına kendini satmasaydı!

 

* Keşke insan özgürlük, izzet ve onurun ne demek olduğunu, ne denli değerli olduğunu fark etseydi de onun hiçbir şeyle, ama hiçbir şeyle değiştirilemeyeceğini anlasaydı!

 

* Keşke insan fıtratının sesine kulak verip de “Ben neyim? Nerden geldim? Neden geldim? Nereye gideceğim?” sorularına mantıklı ve doyurucu cevaplar bulmaya ve bu cevaplara..

 

* Keşke insan, bedeni ve cismi hastalıklarında kılı kırk yararak en iyi hekimi bulmak için gösterdiği titizlik ve sebatın binde birini ruhi ve manevi hastalıkların tedavisinde de gösterseydi.

 

* Keşke insan en az bedeninin, elbisesinin, evinin barkının temizliği için verdiği uğraş kadar, ruhunun da temizliği için uğraşsaydı!

 

* Keşke insan, bedenine, cismine zarar verecek, zehirleyecek şeylerden sakındığı, korunduğu ve titiz davrandığı kadar, ruhuna ve maneviyatına zarar verecek, zehirleyecek şeylere karşı da aynı tutumu sergileyebilseydi!

 

* Keşke insan, en azından kendisi için sevmediği, beğenmediği ve yakıştırmadığı şeyleri başkaları için de sevmeseydi, beğenmeseydi ve yakıştırmasaydı! Kendisi için istediklerini de başkaları için isteyecek kadar iyi niyetli ve yüce ruhlu olabilseydi!

 

* Keşke insan bir parçası olduğu kâinatla uyum içinde olabilseydi. Her şey belirlenen görevini eksiksiz ve aksatmadan yerine getirirken, oyunbozanlık yapan bir tek insanoğludur maalesef!

 

* Keşke her insan kendi hakkına kani olsaydı;  her hak sahibinin hakkını ondan esirgemeseydi; her şeyi yerli yerine koysaydı!

 

* Keşke insan dostunu düşmanını iyi tanısaydı ve gerçek dostu düşman ve gerçek düşmanı dost olarak algılamasaydı!

 

* Keşke insan, başkalarına ibret vesilesi olmamak için başkalarından ibaret alabilseydi!

 

* Keşke insan,  bazı şeyleri hiç unutmasaydı ve bazı şeyleri de hiç hatırlamasaydı.

 

* Keşke insan bazı hayvanlar kadar vefalı, bazı hayvanlar kadar hayâlı, bazı hayvanlar kadar, hamiyetli, bazı hayvanlar kadar çalışkan olsaydı!

 

* Keşke insan kendine ait olmayan şeylerle övünmeseydi!

 

* Keşke insan en azından kendisine karşı dürüst davranabilseydi de kendini avutmasaydı, aldatmasaydı.

 

* Keşke her zamanın bir Ali’si olsaydı!

 

* Keşke Ali’nin ruhunu resmedebilecek bir ressam olabilseydi…

 

* Keşke her insan bir kez olsun “Nehcü’l-Belağa”yı okuyabilseydi.

 

* Keşke insan, bir insanın “Yedi iklimi içindekilerle birlikte sahip olma pahasına bir karıncanın ağzından bir arpa kabuğunun alınmasını reddedecek”[1] kadar ruhunun yücelebileceğini anlayabilseydi!

 

* Keşke kalpler yüzlerde olsaydı, ya da kalplerin yüzü olsaydı ya da kalpleri görebilecek gözlere sahip olabilseydik.

 

* Keşke insan, yaşlanmadan önce gençliğin, hastalanmadan önce sağlığın, fakirleşmeden önce zenginliğin, ölmeden önce hayatın kadrini bilseydi.

 

* Keşke insan, hayatın geri vitesi olmadığını bilerek ve hiç unutmayarak yola çıksaydı!

 

* Keşke herkes başkalarına yük olma yerine, başkalarından yük kaldırabilme çabasında olsaydı.

 

* Keşke tabiattaki bazı özelliklere her insan da sahip olsaydı:

 

- Adalette güneş gibi…

 

- Cömertlikte yağmur gibi…

 

- Metanette derya gibi…

 

- İzzet, sabır ve sebatta dağlar gibi…

 

- Ayıpları-kusurları örtmede gece gibi…

 

- Güzellik ve iyilikleri göstermede gündüz gibi…

 

- Tevazuda toprak gibi…

 

- Serinlik ve yumuşaklıkta meltem gibi…

 

- Hem temiz hem de temizleyici olmada su gibi…

 

- Özgürlükte kuşlar gibi…

 

- Coşkunluk ve dinamiklikte seller gibi…

 

* Keşke insan dünyaya ait olan şeylere karşı gemiler gibi olsaydı; dünya ona değil o dünyaya binseydi…

 

* Keşke her insan ya bir rakam, ya da en azından rakam arkasında yer alan bir sıfır olabilseydi…

 

* Keşke insan verdiği her sözü tutsaydı veya tutamayacağı sözü vermeseydi…

 

* Keşke insan trafik kurallarını hayatına da taşıyabilseydi. Hayatın da kırmızı, sarı, yeşil renklerinin, çizgilerinin oluğunu, her yerde aynı süratle gidilemeyeceğini, her yerde konuşulmaması, her yerde susulmaması, her yerde durulmaması, her yerde koşulmaması gerektiğini ve… bilseydi.

 

* Keşke insan, en azından insanlardan hayâ ettiği kadar Allah’tan da haya etseydi!

 

* Keşke her kes, her şeyde olduğu gibi din konusunda da ancak uzman olan kişilerin görüş bildirmeleri gerektiğini anlayabilseydi, kabullennebilseydi…

 

* Keşke insan, ne Rabbine karşı, ne de insanlara karşı gemileri hepten yakmasa, köprüleri hepten yıkmasa, eteğindekileri hepten dökmese, ipleri hepten kopartmasaydı…

 

* Keşke insan, birçok iyiliğin zamanında yapılması gerektiğini, zamanı geçtiğinde yapılmamasıyla farksız olduğunu zamanında anlasaydı… Kış bittiğinde kömüre ancak yüzü karalık kalır…

 

* Keşke insan, nice yapması gereken şeyi “Aman ne derler” kaygısına feda etmeseydi…

 

* Keşke insan kendisine verilen adet edinme-alışma nimetini, hep iyi şeylere alışmak için kullansaydı.

 

* Keşke bazıları, güzel konuşup yazdıkları kadar güzel amel de edebilselerdi…

 

* Keşke insan, hayatın da imla kurallarının olduğunu, bazen virgül, bazen nokta, bazen noktalı virgül, bazen soru, bazen ünlem işareti konulması gerektiği yerlerin olduğunu bilseydi…

 

* Keşke insan, her gününü ömrünün son günüymüş gibi değerlendirebilseydi. Her namazını son namazıymış gibi kılabilseydi ve her ramazanını ömrünün son ramazanıymış gibi değerlendirseydi.

 

* Keşke insanlar, ahirete, cennet ve cehenneme, en azından milli piyangodaki kazanma ve kaybetme şansı ve riski kadar önem verselerdi!

 

* Keşke insan ilkini ve sonunu hiç unutmayarak yaşasaydı…

 

* Keşke her kes birilerine kızmak, birilerine küsmek- darılmak için bahane arama yerine, birilerini sevmek, sahiplenmek, ilişki kurmak için bahaneler, çareler arasaydı!

 

 

  

 

 


[1]- Hz. Emirü’l-Mu’min Ali’in (a.s) bir hutbesinde şöyle geçmektedir:

"Allah'a andolsun ki yedi iklimi, feleklerinin altında olanlarla birlikte bana verseler ve karşılığında benden bir karıncanın ağzından bir arpa kabuğunu almamı isteseler, bunu yapmam. Hiç şüphesiz sizin dünyanız benim yanımda bir çekirgenin ağzında çiğnediği yapraktan daha değersizdir. Ne yapsın Ali fani olacak nimeti ve baki kalmayacak lezzeti?!" (Sefînetü'l-Bihâr, c.3, s.131)

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !