18 Mayıs 2022 Çarşamba Saat:
17:14

Mehdevî Evler

15-03-2022 12:36


 

 

 

 

 

 

 

 

 

İmam Mehdi'nin gelişi için her birimiz dua ediyoruz. Salavatlarımız onun ferecinin duası ile süsleniyor. Tek dua eden biz değiliz, yeryüzü ve gökyüzü Allah'ın hüccetinin "Ben Mehdi'yim!" nidası ile dolacağı günü bekliyor. Kendisi de o günü bekliyor ve buyuruyor "Benim zuhurum için dua edin."  O'nun zuhur edebilmesi için dostlara ihtiyacı var, onun bizlere ihtiyacı var ve tüm âlemin her zerresinin de ona ihtiyacı var.

 

Kendimizi onun zuhuru için hazırlamalıyız. Hakiki bekleyenin anlamı budur. O'nu beklemek sadece sabretmek demek değildir. O'nu beklemek hayatımıza hiç bir şey olmamış gibi devam etmek de değildir. O'nu beklemek demek; Peygamber efendimizin aşkıyla diyar diyar gezen Üveys el-Karanî gibi olabilmektir.

 

O'nu beklemek harıl harıl çalışmaktır, hazırlık yapmaktır ve bu hazırlığın en temel noktası evlerimizdir. Evimiz, toplumun en ufak yapıtaşı olduğuna göre ilk hazırlıklara evimizde başlamalıyız. Muharrem ayında, camimizden evvel evimize Muharrem ayı gelir. "Ya Hüseyin!" yazılı gömlekleri çıkarır annelerimiz. Siyah bayrağımız takılır evimizde ve matem meclisine gitmeden evvel ilk gözyaşı evimizde düşer o vakit.

 

Zuhur içinde "ilk lebbeyk" evlerimizde söylenmelidir. Bu müthiş uyanışın ilk adımı evlerimizde atılmalıdır. Evlerimiz karanlık bir gecede parlayan bir yıldız gibi İmam Mehdi'nin dikkatini çekmeli ve onun mübarek yüzündeki bir gülümsemeye sebep olabilmelidir. Bu hususta en temel görevimiz "Mehdevî Evler" oluşturmaktır. Mehdevî bireyler olup, Mehdevî bireyler eğitmeliyiz. Evlerimiz Mehdevî olmadığı sürece, toplumumuzun İmam Mehdi'nin zuhuru için hazır olmasını bekleyemeyiz.

 

Mehdevî bireyler yetiştirmenin önemini İmam Ali'nin (as) Peygamber Efendimizden nakletmiş olduğu hadisten anlayabiliriz: Evlatlarınızı 3 haslet üzere büyütün:

 

“Peygamber'in (saa) sevgisi, Ehl-i Beyt'in sevgisi ve Kur’an-ı Kerim'in sevgisi.”

 

Ne yazık ki çoğu zaman bu 3 önemli asli hedefin başka telaşların gerisinde kaldığını ve dünyevi refahın, birçok temel hedefin yerini aldığını da toplumumuzda görebiliyoruz. Asli ve feri hedeflerin yer değiştirmesi, kişisel ve toplumsal birçok ahlaki afetin nedeni olduğunu söyleyebiliriz.

 

Çocuklarımızı, Mehdeviyet inancı ile terbiye etmemiz onların; inanç sapmalarından, birçok ahlaki bozukluktan ve yanlışlıklardan uzak olmasını sağlayacaktır. Bugünleri ve yarınları için yüreklerinde Allah'ın yeryüzündeki hüccetinin aşkı yer etmelidir.

 

Dünyaya ait ilk izlenimlerin oluştuğu bir zaman diliminde, çocuğun manevi dünyaya karşı da ilk izlenimleri oluşmaya başlar; ama ne yazık ki çocuklarımız İmam Mehdi'nin adını sadece kısıtlı zaman ve mekânlarda duymaktadırlar. Okulda, televizyonda, arkadaş ortamlarında bu inanca dair bilgiler duymamakta ve sonuç olarak onu gerektiği gibi tanıyamamaktadırlar. Tanımadıkları bir kişiyle de manevi açıdan irtibata geçmelerini ve onu büyük bir aşkla aramalarını, onun bekleyişi içinde olmalarını da onlardan bekleyemeyiz ve bu yüzden ebeveynlere bu konuda çok büyük rol düşmektedir.

 

İnsan psikolojisini oluşturan faktörler; düşünce, duygu ve davranıştır. Her biri, bir diğerini etkilemektedir ve bir bütün halinde hareket etmektedirler. Çocuğumuza İmam Mehdi'yi anlatmak istediğimizde de bu 3 faktörü göz önünde bulundurarak hareket etmeliyiz. Bir örnekle açıklayacak olursak; 'İmam Mehdi'nin yanında yer almanın önemini' çocuğumuza anlatmak istediğimizde öncelikle onun yaşına uygun bir dil ile yeterli miktarda hikâyelerle, örneklerle, oyunlarla Zamanının İmamına yardım etmenin, onun yanında yer almanın gerekliliğini ve önemini anlatmalıyız. Aynı zamanda (zaten onun fıtratında var olan) İmam Mehdi'nin aşkını ve muhabbetini çoğaltma çabası içerisinde olmalıyız.

 

İmam Mehdi ile ilgili resimler çizerek, onun çocuklara olan muhabbetinden bahsederek, İmam Mehdi'nin onu ne kadar çok sevdiğini anlatarak, onunla ilgili şiirler, ilahiler okuyarak, gün içerisinde onun adını anıp belki gece uyumadan önce "Yavrum, İmamıza selam verip, 'iyi geceler' demeye ne dersin?" gibi bir öneri ile İmam Mehdi'nin yaşadığını ona hissettirmeliyiz. Sonuç olarak duygularının da bu şekilde İmam'ına karşı canlı olmasını sağlarız. Eğer Mehdevî terbiye ile hem düşünce hem de duyguları canlı olursa, nihayetinde davranışları da bu minvalde ilerleyecektir. Ona yardım etme, onunla dost olma ve onun zuhuru için çalışma hedefi onun amellerine de yansıyacaktır.

 

İmam Mehdi'yi çocuklarımıza anlatırken yetişkin bir bireyle konuşur gibi onun zihnine bilgileri yüklememeliyiz. Yanlış yöntemler, bizi hedefe ulaştırmak yerine hedefimizden alıkoyabilir. Bir genç, İmam Mehdi'ye olan korkusunu mahcup bir şekilde şöyle anlatıyor: "Ben, çocukluğumdan beri hiç zuhur gerçekleşsin istemedim. İmam Mehdi geldiğinde çok büyük savaşların çıkacak olması, o gelmeden önce gerçekleşecek korkunç olaylar beni hep dehşete düşürdü. Hep İmam Mehdi'nin zuhurunu görmeden ölmeyi Allah'tan istedim. İmam Mehdi zuhur etmeden evvel gerçekleşecek afetleri düşünmekten geceleri gözüme uyku girmiyor ve neden böyle olması gerektiğine ben anlam veremiyorum." Sadece bu gencin örneği bile İmam Mehdi'yi çocuklara yanlış anlatmanın doğuracağı afetleri gözler önüne sermektedir.

Tarihin en parlak ve en azametli dönemini çocuklarımıza anlatırken, yaşanacak güzellikleri öylesine tasvir etmeliyiz ki;  iştiyakla o günü beklesinler. Çocuğun ne düşüncelerinde ne de duygularında olumlu bir etki bırakmayacak; hatta psikolojisini olumsuz yönde etkileyecek bilgileri aktarmamalıyız.

 

Bir keresinde çocuklara,  İmam Mehdi geldiğinde sizce neler olacak diye sorduğumda; içlerinden birisi: "Dünya pamuk şeker gibi pespembe olacak." demişti. Onların pespembe düşüncelerini karartmayalım.

 

Mehdeviyet ruhunu yaşayıp, yaşatabilme ümidiyle...

 

 

 

 

  

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • Yusuf Hak   15-03-2022 16:46

    Elinize sağlık çok faydalı bir yazı kaleme almışsınız. Bireysel uyanışa kendimizden, toplumsal uyanışa ise evlerden başlamalıyız. Çok yerinde bir tespit. Rabbim muvaffak eylesin inşallah