27 Kasım 2021 Cumartesi Saat:
18:36
16-07-2012
  

Ortadoğu Gündemi

Siyonist rejimin bahsini ettiği Filistin devleti sınırı olmayan, bakanlıkları ve ordusu olmayan bir devlettir.

Facebook da Paylaş

 

 

 

Geçen hafta BM Suriye özel temsilcisi Kofi Annan Suriye, İran ve Irak'ı ziyaret etti. İşgal altındaki Filistin topraklarında siyonist yerleşke inşaatı sürerken, uluslararası arenada bu sürece karşı muhalefetler de devam etti. Bahreyn inkılabı ise tüm hızı ile sürüyor.

 

Geçen hafta BM Suriye özel temsilcisi Şam, Tahran ve ardından da Bağdat'ı ziyaret etti. Annan'ın Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad'la görüşmesi, Cenevre konferansı ve yine Kahire'de Suriyeli muhaliflerin zirvesinin ardından gerçekleşti. Bu ziyaret bölgenin siyaset çevrelerince önemli olarak değerlendirildi. Beşar Esad ile görüşmesinden sonra basın toplantısında konuşan Annan, ziyaretini olumlu ve yapıcı değerlendirdi ve Suriye Cumhurbaşkanı ile bu ülkede krizin sonlandırılması bağlamında bir çözüm yolu üzerinde uzlaştığını kaydetti.

 

Suriye'de milli diyalog sürecine vurgu yapan Annan, Beşar Esad ile görüşmesinin sonuçlarını Şam yönetimi karşıtı gruplarla paylaşacağını ifade etti. BM Suriye özel temsilcisi Kofi Annan basın toplantısında ayrıca Suriye krizinin çözümü için Şam yönetimi ile diyaloğunu sürdüreceğini ifade etti. Kofi Annan'ın Suriye krizini çözme çabaları, başta Amerika olmak üzere Batılı devletler ve bölgedeki bazı Arap müttefikleri Annan'ın çabalarını sonuçsuz bırakmak için türlü komplolar düzenlediği ve Suriye'yi istikrarsız göstererek bu ülkeye askeri müdahale zemini hazırlamaya çalıştığı halde sürüyor. Öte yandan BM güvenlik konseyinin iki daimi üyesi olan Çin ve Rusya'nın ve Suriye'nin İran, Irak ve Lübnan gibi komşularının ciddi muhalefeti, şimdiye kadar Suriye'ye her türlü dış müdahaleyi engellemiş bulunuyor. Gerçekte Suriye'nin çoğu komşuları bu ülkenin yaşadığı krizden çıkış için siyasi çözüm yollarını diğer her türlü çözüm yoluna tercih ediyor.

 

BM Suriye özel temsilcisi Annan Şam yönetiminin üst düzey yetkilileri ile görüştükten sonra İran'a geçti ve Tahran'da temaslarını tamamlayarak Bağdat'a gitti ve Başbakan Nuri Maliki ve Iraklı üst düzey yetkililerle görüşmelerde bulundu. Annan bölge ülkeleri ile istişarelerini sürdürürken, Rusya devlet başkanı Vladimir Putin de Suriyeli muhaliflerin Kahire zirvesinin ardından yaptığı açıklamada, Moskova yönetimi Libya senaryosunun Suriye konusunda tekrarlanmasına asla müsaade etmeyeceğini vurguladı. Putin, bombalar ve füzeler demokrasisi ve batının başka ülkelere askeri müdahalelerine kesinlikle karşı olduklarını kaydetti. Putin Suriye'de tüm taraflardan Libya senaryosunun tekrarlanmasına mani olmalarını istedi ve mevcut krizden tek çıkış yolunun diyalog olduğunu vurguladı. Rusya lideri Libya trajedisi dünya kamuoyunun gözleri önünde yaşandığını, ancak şimdi aynı senaryonun Suriye konusunda tekrarlanmasına müsaade etmemeleri gerektiğini ifade etti. Batının uluslararası arenada münakaşa konusu olan sorunların çözümü için tek yanlı müdahalelerini kınayan Putin, bu tür sorunların ancak BM çerçevesinde çözümlenmesi gerektiğini vurguladı. Uzmanlar Rusya devlet başkanının uyarılarını Amerika ile Rusya arasında Suriye üzerinden yeni bir soğuk savaş başlangıcı şeklinde yorumluyor. BM güvenlik konseyinin daimi üyesi olan Rusya ayrıca müttefiki olan Suriye'yi desteklemeyi sürdüreceğini belirtiyor.

 

İşgal altındaki Filistin topraklarında siyonist yerleşke inşaatının sürdürülmesi, geçen hafta bir yandan BM genel sekreteri Ban Ki Moon'un tepkisine yol açarken, öbür yandan BM insan hakları konseyini de harekete geçirdi. BM insan hakları konseyi gerçekleri araştırma komitesi kurarak komiteyi, siyonist İsrail'in yerleşke inşaatını sürdürmesinin Filistin milletinin yaşamı üzerindeki olumsuz etkilerini araştırmakla görevlendirdi. BM insan hakları konseyi başkanı Laser, araştırma komitesine Fransa, Botsuvana ve Pakistan'dan üç temsilci atayarak siyonistlerin illegal yerleşke inşaatının başta Beytulmukaddes'te olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarında yaşayan Filistinlilerin kültürel, sosyal, ekonomik, siyasi ve medeni haklarını nasıl olumsuz etkilediğini araştırmalarını istedi.

 

Laser ayrıca Tel Aviv'den gerçekleri araştırma komitesinin çalışmalarına engel olmamasını ve komite üyeleri ile tam işbirliği yapmasını istedi. BM insan hakları konseyi geçen Mart ayında Filistin özerk teşkilatının önerisi üzerine siyonist İsrail'in yerleşke çalışmaları hakkında araştırma yapma kararı aldı. Konseyin 27 üyesinden sadece Amerika bu karar için olumsuz oy kullandı. Dünya camiası siyonist İsrail'in Batı Şeria'da inşa ettiği siyonist yerleşim merkezlerini uluslararası yasalara aykırı buluyor. İşgal altındaki Filistin topraklarında 1967 yılında işgal edilen arazilerin üzerinde inşa edilen yerleşim merkezlerinde 500 bin siyonist yaşıyor. Siyonist rejim İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Avrupa komisyonu başkanı Hose Manuel Barosso ile görüşmesinde Filistin devletinin kurulması için iki şart ileri sürdü. Netanyahu Barosso'ya Filistin devleti El Agvar bölgesinde ve ancak tamamen silahsızlanmak ve siyonist ordunun gözetimi altında olmak sureti ile kurulabileceğini vurguladı. Uzmanlar ise siyonist Başbakanı adil ve mantıklı olmayan yeni şartlarını siyonistlerin Filistin milletine yönelik yeni oyunu çerçevesinde değerlendiriyor. Siyonist rejimin bahsini ettiği Filistin devleti aslında sınırı olmayan, bakanlıkları ve ordusu olmayan bir devlettir. Üstelik bu devletin topraklarında onlara siyonist yerleşke yer almaktadır. Böyle bir devlet BM kararnamelerine aykırı olduğu gibi siyonistlerle Filistin özerk teşkilatı arasında imzalanan Oslo anlaşmasına bile aykırıdır. Öte yandan El Agvar bölgesi Batı Şeria'nın güneyinde, Ürdün sınırında yer almakta ve korsan İsrail ordusunun bu bölgedeki varlığını kabul etmek, siyonistlerin işgalini ve sionist askerlerin bu bölgede konuşlanmasını resmen kabul etmek demektir.

 

Geçen hafta Amerika ve İngiltere istihbarat örgütlerinin Bahreyn'de Halife rejimine Bahreyn halkını bastırmaya yardım etmek için harekete geçtikleri haberleri medyada yankılandı. Amerikalı John Timoti ve İngiliz John Yets son günlerde Bahreyn içişleri bakanlığı tarafından işe alınan ve Bahreyn'de yeni bir güvenlik planı uygulamaya koyan iki askeri istihbaratçıdır. İki batılı istihbaratçının planına göre Bahreyn güvenlik güçleri takibe aldıkları inkılapçıların evlerine telekulak sistemleri yerleştiriyor. Halife rejimi bu şekilde muhaliflerin aile fertleri arasındaki görüşmeleri dinleyerek takibe aldıkları zanlıların saklandıkları yerleri tespit etmeye çalışıyor. Halife rejimi bu illegal girişimi, Amerika ve İngiltere'nin sonsuz destekleri sayesinde gerçekleştiriyor. Bir süre önce de Bahreyn içişleri bakanı Raşid Bin Abdullah Al-i Halife, İngiltere'yi ziyaret ederek Londra'da üst düzey yetkililer ve istihbarat bakanı ile görüştü. Görüşmenin ardından Bahreyn halkına yönelik şiddet uygulaması yeni bir aşamaya girerken, halka yönelik baskılarda büyük artış kaydedildi. Bahreyn'de halka yönelik şiddet uygulamalarının artışı, bu ülkede bazı Amerikalı ve İngiliz askerlerin konuşlandığı haberlerine denk gelmesi dikkat çekici bulundu. Söz konusu batılı askerlerin Halife rejiminin güvenlik güçlerini halk ayaklanmasını bastırma yöntemlerini öğretiyor. Görünen o ki Amerika ve İngiltere, Bahreyn'de operasyon odası kurmuş bulunuyor.

 

Gerçekte Bahreyn'de halk ayaklanması başladığı günden itibaren Amerika ve İngiltere, bölgedeki bazı Arap devletlerle birlikte Bahreyn güvenlik güçlerinin yanında yer aldı ve Bahreyn halkını bastırmaya yardımcı oldu. Bahreyn rejiminin halkın inkılabını bastırmak için ihtiyacı olan tüm teçhizatı de yine Amerika ve İngiltere karşılıyor. Batı her ne pahasına olursa olsun Bahreyn rejimini ayakta tutmaya çalışıyor. Bahreyn'de 5. filosunu konuşlandıran Amerika son bir yılda Bahreyn rejimine her türlü yardımı yapıyor. Kuşkusuz eğer Amerika ve batının yardım ve destekleri olmasaydı, Bahreyn rejimi şimdiye kadar halkın ayaklanmasına karşı direnemezdi. Bahreyn olayları hakkında dikkat çeken önemli bir konu, uluslararası toplumun Bahreyn'de Halife rejiminin insan hakları ihlallerine karşı suskunluğudur. Kuşkusuz bu suskunluk Batılı zorba devletlerin insan hakları örgütleri üzerindeki nüfuz ve etkisinin sonucudur. Halife rejimi ve batılı hamileri Bahreyn halkını bastırmak ve şiddet uygulamasını arttırmakla bu milletin inkılabını engelleyebileceğini düşünüyor, oysa Bahreyn halkının mücadelesinin sürmesi, Halife rejiminin bu halka karşı hala şaşkınlık yaşadığını ortaya koyuyor.

 

turkish.irib.ir

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler