18 Mayıs 2022 Çarşamba Saat:
16:59
10-02-2022
  

Tolstoy Neler Demişti?

Eğer hayatı bize verildiği şekilde yaşayabilsek onun sınırsız neşeyle dolu olduğunu göreceğiz.

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

Tolstoy Kimdir?

 

Lev Tolstoy, zengin bir ailenin çocuğu olarak Rusya'nın Tula şehrindeki Yasnaya Polyana adlı bir konakta doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti; yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire'i ve Jean-Jacques Rousseau'yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetli etkisinde kalmıştı. Daha sonraları Yasnaya Polyana'ya dönen Tolstoy, yoksul köylülerin arasına katıldı. İlk eseri olan "Çocukluk"u bu sıralarda yazdı.

 

Bir süre sonra orduya girdi, Kafkasya'ya gitti. Kafkas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını ele aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikâyelerini yazdı. 1854'te Kırım Savaşı'na subay olarak katıldı. Sonra da askerlikten ayrılıp Petersburg'a gitti. Bir kısım eserlerini, oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Yine de içinde, aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkelerinde uzun bir gezintiye çıktı. Almanya, Fransa ve İsviçre'de dolaştı. Yurduna dönüşünde yine konağı Yasnaya Polyana'ya yerleşti. Asalet unvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Tolstoy, köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim ve eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862 yılında evlendi.

 

Tolstoy evlendiğinde karısı Sophie Behrs 18 yaşındaydı ve aralarında 16 yaş fark vardı. Bu evlilik, onun düzenli bir hayat özlemini giderecekti. Bu evlilikten 13 çocukları oldu. Bu çocuklardan 3'ü bebek iken, biri 5, diğeri de henüz 7 yaşlarında iken öldü. Eserlerinden en kuvvetli iki romanı olan "Savaş ve Barış" ile "Anna Karenina"yı bu dönemde yazdı. Tolstoy'un karısı, eserlerini yazmasında en büyük yardımcısıydı. Hatta Savaş ve Barış'ın düzeltmelerini 12 kez yapıp yazmıştır.

 

Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı. Geniş halk yığınlarının, özellikle Rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kaba saba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek tarafı, bıkıp usanmadan yazmasıydı. "Kroyçer Sonat", "Efendi ile Uşak", "Karanlıkların Gücü", "İman nedir", "İnciler", "Kilise ve Devlet", "İtiraflarım" hep bu yılların ürünleridir.

 

Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinen Tolstoy'un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaratılışını, yaşayışını büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof ve bir eğitimci olarak da ün kazanmıştır. Yukarıda sayılanların dışında "Diriliş", "Gençliğim", "Çocukluk", "Hacı Murat", "Ayaklanış", "Sergi Baba", "Tanrı Bizim İçimizdedir", "Kazaklar", "Tesadüf", "İki Süvari" gibi eserleri de vardır.

 

Tolstoy 82 yaşındayken, 1910 yılında öldü. Kış ortasında evini terk edip de hasta düştükten sonra, Astapovo'da bir tren istasyonunda zatürreden öldü. Polis, cenazesine katılmak isteyenlere ulaşımı sınırlandırmak için çalıştı, ama binlerce köylü cenazesinde sokakları doldurdular.

 

82 yaşında vefat eden Tolstoy birçok kez büyük sıkıntılar yaşamıştır. Marksizm'den etkilenerek oluşturduğu mülkiyet konusundaki radikal fikirleri nedeniyle bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Bu sebeple ailesiyle arası açıldı. Hristiyan anarşizmini geliştirmeye çalıştığı "Tanrının Egemenliği İçinizdedir" kitabıyla yeni bir Hristiyanlık akımı tanımlaması, Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmesine sebep oldu. Tolstoy, ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdikten sonra, bir küskünlük sonucunda evini bırakıp yollara düştü. Astapovo'daki tren istasyonunda ölü olarak bulundu. Ölümüne zatürrenin sebep olduğu bilinmektedir. Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalışan Tolstoy, eserlerinde bunu eksiksiz olarak yansıtmayı hedef edinmiş en büyük Rus yazarlarından birisi olarak edebiyat ve dünya tarihindeki yerini aldı

 

 

1. Herkes dünyayı değiştirmek ister, ancak kimse kendini değiştirmeyi aklından geçirmez.

 

2. Gerçek hayat ancak ufak değişiklikler olduğunda yaşanır.

 

3. Kim olduğunu, neden dünyada olduğunu bilmeden yaşam imkânsızdır.

 

4. Hayatın tüm anlamı, insanlığa hizmet etmektir.

 

5. Çoğunluk aynı fikirde diye yanlış bir şey, yanlış olmaktan kurtulmaz.

 

6. Birini sevdiğiniz zaman o kişiyi olduğu gibi seversiniz, olmasını istediğiniz kişi olarak değil.

 

7. Mutluluğun ilk koşulu insan ve doğa arasındaki bağın kopmamasıdır.

 

8. Neşe ancak insanlar hayatlarına hizmet olarak baktıklarında mümkün olur. Kendileri ve ferdi saatleri dışında bir amaca hizmet ettikleri gerçek neşeyi tadabilirler.

 

9. Kaybettik çünkü bize kaybettiğimiz söylendi.

 

10. Sadeliğin, iyiliğin ve gerçeğin olmadığı yerde yüce şeylerden söz edemeyiz.

 

11. Saygı, sevginin doldurması gereken boşluğu doldurmak için icat edildi.

 

12. Her mutlu aile birbirine benzer ancak her mutsuz aile kendine özgü bir mutsuzluğa sahiptir.

 

13. En güçlü savaşçılar, sabır ve zamandır.

 

14. Bahar plan ve proje zamanıdır.

 

15. Genç bir erkeğe, zeki bir kadının arkadaşlığı dışında hiçbir şey gerekli değildir.

 

16. Kusursuzluğu ararsanız asla mutlu olamazsınız.

 

17. Bildiğimiz tek şey hiçbir şey bilmediğimizdir. Bu da insan zekâsının en üst noktasını ifade eder.

 

18. Can sıkıntısı: Arzu duymaya arzu duymak.

 

19. Tüm iyi edebiyat iki olay üzerine kuruludur: Ya bir adam yolculuğa çıkar ya da köye yabancı biri gelir.

 

20. En iyi hikâyeler “iyi-kötü” karşıtlığından değil, iyi-iyi arasındaki ilişkiden ortaya çıkar.

 

21. Mutluluk dışsal unsurlara bağlı değildir. Mutluluk dış dünyayı nasıl gördüğümüzle alakalıdır.

 

22. İnsan hayatının mantık ve kurallar uyarınca düzenlenmesini istersek, o zaman hayatın tüm ihtimallerini yok etmiş oluruz.

 

23. Âşık olana kadar hepimiz uykudayızdır.

 

24. Herkes yetiştirilmeye bağlıdır.

 

25. İnsan tarafından elde edilebilecek en yüksek bilgi hayatın anlamsızlığıdır.

 

26. Krallar, tarihin köleleridir.

 

27. Tanrı her yerde aynıdır.

 

28. Mezbahaneler oldukça savaşlar olmaya devam edecektir.

 

29. Esas zevk gerçeği keşfetmekte değil, onu aramaktadır.

 

30. Güzelliğin iyilikle eşdeğer görülmesi ne kadar kusursuz bir yanılgıdır.

 

31. Sevdiğiniz bir kişiyi ancak insani bir aşkla seversiniz. Ancak düşman sadece ilahi bir aşkla sevilebilir.

 

32. Hayatta her insanın görevi giderek daha iyi bir insan olabilmektir.

 

33. Eğer hayatı bize verildiği şekilde yaşayabilsek onun sınırsız neşeyle dolu olduğunu göreceğiz.

 

34. Sabır beklemektir ancak pasif bir şekilde beklemek değildir. Bu olsa olsa tembellik olur. Beklemek yavaş ve zor olsa bile devam etmek, işte bu sabırdır.

 

35. Başkalarını suçlamama alışkanlığı kazanırsanız ruhunuzda sevme kabiliyetinin büyüdüğünü görürsünüz. Hayatınızdaki iyiliklerin arttığını hissedersiniz.

 

36. Nasıl bir mum diğer mumu, o da binlerce mumu yakabilirse; bir insan sevgisi başka bir insan sevgisini, o da binlerce insan sevgisini mümkün kılabilir.

 

37. Beklemesini bilen kişilere her şey zamanında gelir.

 

38. Tanrı’yı tapınaklarda aramayın. O size yakındır, sizin içinizdedir.

 

39. Hayatta başarılı olmanın anahtarı, zeki insanların iyi fikirlerini kullanmaktır.

 

40. Gerçek tıpkı altın gibi büyümez. Nasıl altının etrafında altın olmayan şeyleri yıkadığınızda ortaya altın kalırsa gerçek de öyle ortaya çıkar.

 

41. Mutlu evliliğin sırrı kişilerin birbiriyle uyumlu olmasında değil, uyumsuzlukla nasıl baş edildiğinde saklıdır.

 

42. Dinlenmek, doğa, kitaplar, müzik… Benim mutluluk anlayışım budur.

 

43. İşinizi sevmiyorsanız ya işinizi ya da tutumunuzu değiştirin.

 

44. Her yalan bir zehirdir. Zararsız yalan diye bir şey yoktur. Sadece gerçek güvenilirdir.

 

45. Mutluluk her günü balayının ilk günü ve tatilin son günü yaşamaktan ibarettir.

 

46. Para köleliğin yeni biçimidir ve insani değildir. Çünkü köle ve sahibi arasında herhangi bir insani ilişki yoktur.

 

47. 10 cilt felsefi yazı yazmak, bir prensibi hayata geçirmekten daha kolaydır.

 

48.  Tartışma gerçeği ortaya çıkarmak yerine onu gizler. Gerçek yalnızlıkta ortaya çıkar.

 

49. Unutmayın, büyük başarılar zamanla olur. Hiçbir başarı bir gecede gerçekleşmez.

 

50. Matematik tüm bilimlerin efendisidir. İnsanın kafasındaki saçmalıkları ortadan kaldırır.

 

51. Unutmayın, önemli olan tek bir zaman vardır, o da tam şu andır. Şimdi en önemli andır çünkü güç sahibi olduğumuz tek an şimdidir.

 

52. Kafa sayısı kadar zihin varsa, kalp sayısı kadar da aşk vardır.

 

53. İnsan en çok kendisine önem verdiğinde yaşadığını sanır, ancak insan başkalarına sevgi duyduğu zaman gerçekten yaşıyor demektir.

 

54. Ne istediğimi bilmeden yaşadım. Hayattan korktum, ondan kaçmak istedim. Ancak tüm bunların arasında yine de bir şeyler olacak umudunu yitirmedim.

 

55. Bir insana sen haksızsın ben haklıyım demek bir insanın diğerine yapabileceği en zalimce şeydir.

 

56. Diğer insanları sevmek mantıkla açıklanabilir bir şey değildir, zira başka insanlara sevgi beslemek yeterince mantıksız bir şeydir.

 

57. Ölüm vadisinde bile iki kere iki 6 etmez.

 

58. Şahane sanat eserleri herkes tarafından anlaşılabilir olduğu için şahanedir.

 

59. Tarihçiler sağır insanlardır. Kimsenin sormadığı sorulara sürekli yanıt bulmaya çalışırlar.

 

60. Sadece tutkulu sevebilen insanlar büyük acılar çekebilir.

 

Kendimize kaybolduğumuzu telkin ettiğimiz için kaybolduk.

 

Savaş o kadar çirkin bir şeydir ki savaşmayı sürdüren insanlar vicdanlarının sesin susturmak zorundadır.

 

Bir devlet ne kadar büyükse, vatanseverlik de o kadar zalimcedir. Bir devlet ne kadar büyükse, çekilen acı da o kadar büyüktür.

 

Başarılı edebiyatın temelinde iki hikâye vardır: Ya bir adam yolculuğa çıkar ya da şehre yabancı biri gelir.

 

Tüm dünya benim için ikiye ayrılmıştır. Bir yanda sevdiğim kadın vardır. O zaman mutluluk, umut, ışık vardır. Diğer yanda ise sevdiğim kadın yoktur. Orada da mutsuzluk ve karanlık vardır. (Savaş ve Barış)

 

Âşık olana değin uykudayızdır. (Savaş ve Barış)

 

Düşmanınızdan kurtulmak istiyorsanız onu sevmeye başlayın.

 

Her yalan bir zehirdir. Zararsız yalan yoktur. Sadece gerçek güven verir. Gerçek, parçalanamaz bir elmastır.

 

Hayattaki tüm farklılıklar, tüm neşe, tüm güzellikler ışık ve gölgeden oluşur. (Anna Karenina)

 

Gerçeği söylemek çok zordur ve genç insanlar gerçeği söyleme konusunda pek usta değildir.

 

İnsan bilimi her şeyi anlamak için ufak parçalara böler. İncelemek için her şeyi öldürür.

 

Her şey yetiştirilmeye bağlıdır. (Savaş ve Barış)

 

Benden size tavsiye: Hayatta yapabileceğiniz her şeyi yaptıktan sonra, sevdiğiniz kadını sevmeyi bıraktıktan sonra evlenin. Ancak o zaman her şeyi daha net görebilirsiniz. Yaşlıyken ve güçten düştükten sonra evlenin. Aksi halde içinizdeki güzellikler kaybolur. (Savaş ve Barış)

 

Tanrı her yerde aynıdır. (Savaş ve Barış)

 

İşlediğim en büyük günah şüphedir. Her şeyden şüphelenirim. Zamanımın büyük çoğunluğunda şüphe içindeyimdir.

 

Yasa çıkarmak kolaydır, zor olan o yasaları uygulamaktır. (Savaş ve Barış)

 

Yaşayan her canlı ilkbaharın verdiği coşkuyu tatma hakkına sahiptir.

 

Zevk, gerçeği keşfetmekte değil, onu aramaktadır.

 

Her ruhta aynı soru vardır: “Ne için, kim uğruna ölmeliyim, öldürmeliyim? (Savaş ve Barış)

 

Seni ve beni ayrı düşünemiyorum. Bana göre sen ve ben aynı şeyiz. (Anna Karenina)

 

Pek çok inanış türü vardır, ancak ruh tektir. Herkes kendine inanırsa hepimiz bir oluruz.

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler