21 Haziran 2021 Pazartesi Saat:
16:55

Toprak Bizim Tohum Bizim

02-02-2021 15:46


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hayatı bize ‘kırılmak, kırmak ve öfkelenmek’ üzerine öğrettiler.

 

‘Sana zarar verene sen de zarar ver! Sakın altta kalma! Ezdirme kendini kimselere. Seni sevmeyeni sen de sevme!’  

 

Hâlbuki sevmeyeni sevdiğinde ne olurdu? Bizlere taş atana gül atsak ne olurdu. Bize öfkelenene sarılıp sarmalasak ne olurdu?

 

Televizyonlar en büyük düşmanımız oldu bu hususta. Bir dizi söyleyin sevmeyi, muhabbeti, dostluğu, aileyi, komşuluğu anlatan. Bir program söyleyin seslerin yükselmediği. Bir haber söyleyin içimizde umut çiçekleri açtıran. Bahsetmek istemiyorum; yazı olarak dahi bahsinin geçmesini tercih etmiyorum. Lakin örneklendirip uyanmak istiyorum bu uykudan. Haberleri açtığımızda ya bir kadın cinayeti, ya da masum bir yavrunun katli. Ya evlat babasına kıymış veyahut daha misli misli.

 

Hiç sorguladık mı? Bu olayların hayatımızda bu kadar normalleşmesinin nedenleri ne idi. Çocuklarımıza televizyon izletmememiz gerektiğini biz öncelikle idrak edebildik mi? İslamî şuurla izlediğimizde bir erkeğin bir kadını sevmesi, kalbi bir duygu beslemesi ahlaksızlık olarak yargılanan bir durum. Ahlak sevgi ile mi ölçülür peki? Kadınları, çocukları, babaları, eşi, dostu sevmeyi öğretmek neden toplumsal ahlak ile ölçülü bir kavram haline geldi.

 

Evet, bir televizyon programı söyleyin ki bağrışmaların olmadığı, bir siyasi ortam, bir haber kanalı, bir youtuber söyleyin.  Eğlence programı; adı üstünde eğlenmek üzerine kurulu bir program söyleyin şiddetin bulunmadığı. Kalbinizde oluşan bir sızı var biliyorum. O programları izledikçe yeşeren bir sızı. Yeşeren diyorum; çünkü böylece biz şiddeti yeşertiyoruz vücutlarımızda, ruhlarımızda. Ne büyük eziyet, ne büyük karamsarlık. Sevgisizlik tohumları ekiyoruz her gün, her saat hanelerimize.

 

Bebekler çırılçıplak gelir bu âleme. Biz ne ekersek onu biçeceğiz. Bahçemize acı biber ekersek, mahsulümüz hasat zamanı acı olacaktır. Bahçemize tatlı biber ekersek de tatlı biber yeriz soflarımızda. Tercih bize ait. Bebeklerimizi, çocuklarımızı, evlatlarımızı büyütürken de böyle. Biz kendi bahçemize, bedenimize, benliğimize, özümüze, sözümüze, hal ve hareketlerimize, duygularımıza, gülüşümüze, sevgimize, saygımıza ne ekersek onu toplayacağız hasat zamanı geldiğinde. Tohum filizlendiğinde büyüyüp, serpilip meyve verdiğinde. Meyveleri tekrar tohum olup filizlendiğinde göreceğiz neler ektiğimizi.

 

İnanın hepimizin üstüne düşen görev o denli büyük ve zor ki ve bunun yanı sıra o denli küçük ve basit. Televizyonu hayatınızdan çıkarın diye cümlelerime devam etmeyeceğim. Bu bilinci edindiğimiz gün hayatımızda olması rahatsızlık verecek. Televizyon tabi ki izlenilmeli. Her gün kötülenen internetin binlerce olumlu yönü var kullanmayı bildiğimiz takdirde; bize çok verimli alanlar öğretecek. Teknolojiden faydalanalım. Ne de hoş der Merhum Akif Ersoy Safahat’ta:

 

“Alınız ilmini Garb’ın, alınız sanatını,

Veriniz, hem de mesainize son süratini.”

 

Ama bir iç ses gibi ekler; “Almayın onların fahşasını ve çirkin işlerini..” Lakin önce kendi tohumlarımızı tazeleyelim. Bilinçlenelim. Kendimizi yetiştirelim. Atalarımızın hayatları üzerine devam eden bir hayat sürdürmeyelim. Bakın ne buyuruyor Yüce Allah bizlere:

 

“Onlara: "Allah'ın indirdiğine uyun!" dense, "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz(yol)a uyarız!" derler. Peki, ama ataları bir şey düşünmeyen, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (atalarının yoluna uyacaklar)?” Bakara/170

 

En iyisi bilmiyorlardı demek. Ama artık biz biliyoruz. Bunların ardına saklanıp geleceğimize aynı mirası bırakmamak adına elimizden gelenin hep fazlasını yapmaya gayret edelim.

 

Biz farkında olup yola koyulduğumuzda her doğru bilinenin değiştiğini göreceğiz. Üzerimize giydirilen bu binlerce kalıplardan, kıyafetlerden sıyrılıp tohumları taptaze yepyeni bir dünya inşa edelim. Buna niyet ederken biz kimiz demeden, yola koyulalım. Biz halifeyiz. Yeryüzüne güzellikler bırakmak için indirilmiş halifeler. Çünkü bizlere yaratılış esnasında üflenmiş İlahî bir nefes var.

 

“Sonra (Allah) ona biçim verdi, ona kendi ruhundan üfledi. Ve sizin için kulaklar, gözler ve gönüller yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!” Secde/9

 

Ne kadar ince ve naif cümleler bunlar. Ruh üfleninceye kadar insanı bir madde ve üçüncü şahıs olarak anlatan âyet, o İlahî ruh üflendikten sonra derhal onu söz anlayan, bilinçli bir varlık yapıyor ve muhatap şahıs olarak ona hitap ediyor. Bundan, insanın, ancak ruh üflendikten sonra hitap edilmeğe lâyık, değerli bir varlık olduğu anlaşılıyor. Bu durum ruhumuzu perdelemeyene kadar devam etmekte.

 

Öte yandan mezkûr ayet bizlere “Ve sizin için …gönüller yarattı.” diye buyuruyor. Öyleyse bu İlahî gönül ile de çocuklarımızı sevelim, bağrımıza basalım, sarılalım, sevgimizi koşulsuz-şartsız, sınırsız gösterelim. Ellerinden tutup onlarla birlikte yürüyelim. Gitmek istedikleri yere onlarla birlikte gidelim. Yanların da olalım. Yanlarında olalım ki doğru olmayan tercihleri yaptıkların da karşılarında suçlayan anne baba olma yolunu seçmeyelim. Biz de bulamadıkları sevgiyi başkalarında aratmayalım.

 

Bizim peygamberimiz Muhammed Mustafa (saa);

 

Kızı Fatıma odaya girdiğinde ayağa kalkar, kızının alnını, saçını öper ve yanına oturturdu. Peygamberimizin bu sıcaklığı, bu sevgi ve saygı göstergesi Mekke ve Medine'de derin izler bırakmıştı. Çünkü Mekkeliler kız çocuklarıyla anılmayı bile hoş görmezlerdi. Ve bizlere İslam’ın kadın ve çocukların ne denli kıymetli olduğunu öğretiyordu.

 

Biz o peygamberin izinde isek, eğer bu yolun güzelliğiyle kendimizi hal eder ve evlatlarımız geldiğinde kalkar, sarar sarmalar, yanı başımıza oturtursak; bu yola koyulduğumuzu ispat ederiz.

 

Elbette bir tercih hakkımız daha var; o da Mekkeliler gibi çocuklarımızla anılmayı dahi hoş görmemek. Çocuklarımız doğru tercih yapmadığında en kolay yolu seçip suçlar, hakaret eder ve hatta işi evlatlıktan reddetmelere kadar götürürüz. Bütün tercih hakkı bizim.

 

Unutmayın toprak bizim tohum bizim..

 

 

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • Merve Özbay   15-02-2021 11:46

    Allah sizden razı olsun bu çok güzel çok manidar makaleyi paylaştığınız için...

  • Saliha Demir   06-02-2021 11:07

    Çok gerekli bir konuydu Hayatın eksiklerini kapama adına bizlere ümit veren bir çalışma 

  • Halktan Biri   04-02-2021 09:00

    Çok teşekkürler. Devamı gelir insaAllah

  • Özge Aras   04-02-2021 08:58

    'Bu İlahî gönül ile de çocuklarımızı sevelim, bağrımıza basalım, sarılalım, sevgimizi koşulsuz-şartsız, sınırsız gösterelim.' Sanırım bizlerin yapmadığı bu Allah başarılarınızın devamını versin

  • Aydın Erdem   03-02-2021 09:31

    yüzyıllardır böyle gelmiş veböylegidecek diye birşey yok. insanın devrimi kendinde yapması gerek. teşekkür ederim. çokgüzel bir paylaşım olmuş.