27 Ekim 2021 Çarşamba Saat:
07:11
11-07-2016
  

Türkiye NATO–Rusya İkileminde Mi Kalacak?

Uzmanlar, Rusya’ya karşı NATO’nun silahlanması gündeminde Ankara’nın “arada kalma” riskiyle karşı karşıya olduğu görüşünü dile getiriyor.

Facebook da Paylaş


Varşova’daki NATO Zirvesi’nin ardından Türkiye açısından tabloyu değerlendiren uzmanlar, Rusya’ya karşı NATO’nun silahlanması gündeminde Ankara’nın “arada kalma” riskiyle karşı karşıya olduğu görüşünü dile getiriyor.

NATO Varşova Zirvesi dün kapanış toplantısıyla sona ererken, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, NATO Mukabele Gücü'nün mevcudiyetini 3 kat artırarak 40 bin askere çıkardıklarını açıkladı. Son dönemde NATO’nun doğusunda 8 yeni merkez oluşturulduğunu kaydeden Stoltenberg, Letonya, Litvanya, Estonya ve Polonya'ya çok uluslu askeri birlikler konuşlandırılacağını ve güneydeki krizlerden en çok etkilenen Türkiye'nin hava savunmasını güçlendirdiklerini de duyurdu.

NATO, Rusya için ne düşünüyor?

NATO Daimi Temsilciliği görevini de bir dönem yürütmüş olan Emekli Büyükelçi Onur Öymen, NATO’nun Rusya’ya karşı kararlı bir tutum sergileme politikasını güçlendirdiği görüşünü dile getiriyor.

“Polonya ve Baltık ülkelerine takviye birlikler göndermek bunun işaretidir. Öyle anlaşılıyor ki önümüzdeki dönemde NATO–Rusya ilişkilerinde Rusya’nın politikası değişmedikçe bir yumuşama olması beklenmemelidir” diye konuştu.

“NATO ülkeleri, Rusya’nın Ukrayna işgali ve Ortadoğu politikalarından rahatsızlık duymaktadır. Bundan 15 yıl önceki yakınlaşma havası maalesef yoktur. Soğuk Savaş’tan bahsedilemese bile bugün NATO ile Rusya arasında soğuk bir barıştan söz edilebilir. Rusya da, Varşova Zirvesi’ndeki kararlılığı değerlendirecektir. Karadeniz ve Baltık’ta istediği gibi at koşturamayacağını görmüştür. Özellikle Rusya’nın S300 - S400 füzelerini Ortadoğu’ya yerleştirmiş olması, NATO güvenliği açısından ciddi sorun teşkil etmektedir ve bunun terörle mücadele silahı olmadığı bilinmektedir. Biz bunu Rusya’nın Ortadoğu’ya stratejik açıdan yerleşmesi olarak görüyoruz. NATO şimdi Rusya ve terör boyutlarıyla ortak çıkarlarını daha fazla düşünmek zorundadır” dedi.

‘Rusya tehdidi’ Türkiye için ne anlama geliyor?

Ancak Emekli Tuğgenerel Er, NATO’nun Rusya’yı tehdit algılaması nedeniyle Türkiye’nin sıkıntı yaşayabileceğini görüşünü de ifade etti. Er, “Karadeniz’deki NATO varlığının arttırılması ise, Türkiye açısından sıkıntılı bir dönemi getirecektir. Çünkü Montrö Antlaşması’nın tartışılmaya açılması gündemdedir. Sayın Cumhurbaşkanı’nın, düşürülen Rus uçağıyla ilgili dost elinin hemen Putin tarafından sıkıca kavranmasının nedenini de ben NATO’nun bu yöndeki adımlarına karşı Rusya’nın Türkiye’yi yanında tutma girişimleri olarak düşünüyorum” dedi.

Türkiye ile Rusya arasında “özür dileme” olup olmadığının ancak muhataplarca bilindiğine işaret eden Ali Er, bunun Varşova Zirvesi öncesi yaşanmasına dikkat çekti. Er, “Rusya, Türkiye ile NATO’ya karşı durum üstünlüğü sağladı. Türkiye’nin bu zirveler sırasındaki adımları maalesef yanlış oluyor. 2010 Lizbon Zirvesi’nde de (Fransa Cumhurbaşkanı ) Sarkozy’nin “Ben kediye kedi derim” dediği dönemde, İran’ı NATO’ya karşı savunuyordu. Umarım olmaz ama korkarım Türkiye, NATO’ya karşı Rusya’yı savunmak durumunda kalmaz” diye konuştu.

NATO'nun Türkiye savunmasına katkısı nasıl yorumlanmalı?

Deneyimli diplomat Onur Öymen, NATO’nun, Türkiye’ye ilişkin kararlarıyla terör konusunda yıllardır diplomatik olarak mücadele verdikleri noktaya gelebileceği umudunu taşıyor. Öymen, “Suriye’deki teröre karşı daha kararlı tutum izleyebileceği işaretleri var. AWACS uçaklarının Türkiye–Suriye ve Türkiye–Irak sınırlarında görev yapması bu anlama geliyor. Ümit ediyoruz bölgedeki terör örgütlerine karşı istisnasız bir tavır anlamına gelsin ki Türkiye öteden beri bunu savunuyor” düşüncesinde.

Türkiye’nin yıllarca NATO’nun terörle mücadelede etkili rol oynamasını istediğini anımsatan Öymen, mesela Türkiye’nin 1999’daki Washington Zirvesi sırasında terör saldırılarının, NATO Sözleşmesi’nin 5. Maddesi kapsamına girmesini savunduğunu kaydetti. Yani Türkiye’nin, “NATO üyesi bir ülke terörist saldırıya uğrarsa 5. Madde yani bütün ülkeler bu saldırıyı kendilerine yapılmış saysınlar” görüşünü savunduğunu belirten Öymen, ancak o zaman bunun kabul görmediğini ifade etti.

Bununla birlikte, 2001 yılında ABD’ye 11 Eylül terör saldırıları olduğu zaman NATO’nun, derhal 1 gün içerisinde 5. Madde kararı aldığını hatırlatan Öymen, o dönem NATO’nun stratejik konseptinde olmayan bir durumun fiilen yürürlüğe girdiğini ve NATO’nun 11 Eylül sırasında aldığı kararın emsal oluşturduğunu söyledi.

AWACS’lar ne anlama geliyor?

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’in, “Türkiye’nin hava savunma sistemine katkı” yönündeki açıklamasına, Ali Er ise askeri açıdan itiraz etti.

Er, “NATO Genel Sekreteri’nin ifade ettiği gibi Türkiye’ye NATO’nun katkılarda bulunduğu hususu; ben şahsen bunun NATO’nun hava savunma sistemleriyle pek uyumlu olduğunu düşünmüyorum. Eğer 2000’li yıllardan önce olsaydı Sayın Genel Sekreter haklıydı. O dönemde, harekat alanında hava savunma konseptini kabul ediyordu. Ama 2010 Lizbon Zirvesi’nden sonra bütün NATO ülkeleri hava sahasının korunmasına yönelik olarak kabul ediliyor. Bu nedenle de Türkiye’nin hava sahasını güçlendirmek gibi bir husus olamaz. Eğer siz bütün NATO üyesi ülkeleri hava sahaları, tek bir hava sahası olarak kabul edilip bu yönde bir konsept planlaması gerekiyor” dedi.

 

Amerika'nın Sesi

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler